"Bu kalemi ödünç alabilir miyim?" "Tabii, alın.""May I borrow this pen?" "Sure, go ahead."
İngilizcede, Japoncadan ödünç alınmış bazı kelimeler vardır.In English there are some words borrowed from Japanese.
Onu seyrettiğin zaman lütfen videoyu bana ödünç ver.Please lend me the video when you have seen it.
Biz yüksek faizle para ödünç aldık.We borrowed money at high interest.
Bu hafta sonuna kadar bana biraz ödünç para verir misin?Could you lend me some money until this weekend?
Bu sabah adam bana iki kitap ödünç verdi.The man lent me two books this morning.
Bugün senin tenis raketini ödünç alabilir miyim?Can I borrow your tennis racket today?
Ben sana dün biraz ödünç para vermedim mi?Didn't I lend you some money yesterday?
Arkadaşımdan sözlüğü ödünç aldım.I borrowed the dictionary from my friend.
Eğer ihtiyacınız varsa bir şemsiye ödünç alabilirsiniz.You can borrow an umbrella if you need one.
Bana bir şemsiye ödünç verdiğiniz için çok naziktiniz.It was very kind of you to lend me an umbrella.
Kız kardeşim benden sözlüğümü ona ödünç vermemi istedi.My sister asked me to lend her the dictionary.
Ondan ödünç aldığım bu kitaptı.It was this book that I borrowed from him.
Bize kitabı ödünç verdiğin için teşekkür ederim.Thank you for lending us the book.
Kitabını bana ödünç vermeyi lütfeder misin?Would you be so kind as to lend me your book?
Patronumdan arabasını bana ödünç vermesini istemek için cesaretim yok.I do not have the courage to ask my boss to lend me his car.
Patronumdan arabasını bana ödünç vermesini istemeye cesaretim yok.I don't have the courage to ask my boss to lend me his car.
Ben para ödünç veriyorum.I lend money.
O insanlardan para ödünç almayacağım.I will not borrow money from those people.
Kuzenimden 1,000 yen ödünç aldım.I borrowed 1,000 yen from my cousin.
Tom ve Paula'ya kameramı ödünç verdim.I lent Tom and Paula my camera.
Sahip olduğum az miktarda parayı ona ödünç verdim.I lent him what little money I had.
Ona benim kalemimi ödünç verdim.I lent my pencil to him.
Öğrencilerden herhangi birine kitaplarımı ödünç vermek istemiyorum.I don't lend my books to any of the students.
Sana biraz ödünç para verebilirim.I don't mind lending some money to you.
Asla ödünç para almamayı prensip edinirim.I make it a rule never to borrow money.
Onları şehir kütüphanesinden ödünç alıyorum.I borrow them from the city library.
Kitabı kütüphaneden ödünç aldım ama henüz onun çoğunu okumadım.I borrowed the book from the library, but I haven't read much of it yet.
Ona bir CD ödünç verdim.I lent him a CD.
Ona ödünç para vermek zorundaydım.I had to lend to him money.
Ondan bana biraz ödünç para vermesini rica ettim.I asked him to lend me some money.
Bu kitabı ondan ödünç aldım.I borrowed this book from him.
Ona bir dergi ödünç verdim.I lent him a magazine.
Ona ödünç para vermeyi önerdim.I offered to lend money to her.
Kameramı ona ödünç verdim.I lent her my camera.
Babamdan ödünç para aldım.I borrowed money from my father.
Bisikletini ödünç alabilir miyim?May I borrow your bicycle?
Bisikletinizi bana ödünç verir misiniz?Will you lend me your bicycle?
Lütfen sözlüğünü bana ödünç verir misin?Would you please lend me your dictionary?
Bana ödünç verdiğin kitabı kaybettim.I lost the book you lent me.
Bana biraz ödünç para verebilir misin? Şu anda nakitim yok.Could you lend me some money? I'm short of cash at the moment.
Silgini ödünç alabilir miyim?May I borrow your eraser?
Yeni bir kalemim var. Onu sana ödünç vereceğim.I have a new pen; I'll lend it to you.
Sana geçen hafta ödünç verdiğim kitabı bitirdin mi?Have you finished reading the book I lent you last week?
Size geçen hafta ödünç verdiğim kitabı bitirdiniz mi?Have you finished reading the book I lent you last week?
Ben erkek kardeşime hâlâ bana geçen hafta ödünç verdiği on doları borçluyum.I still owe my brother the ten dollars that he lent me last week.
Geçen gün sana ödünç verdiğim kitabı okumayı bitirdin mi?Have you finished reading the book I lent you the other day?
Birkaç gün önce sana ödünç verdiğim kitabı iade etmeni istiyorum.I want you to return the book I lent you the other day.
Kimin bisikletini ödünç almak istedin?Whose bicycle did you want to borrow?
Tomoko'nun bana ödünç verdiği çizgi roman hiç ilginç değildi.The comic book that Tomoko lent me was not at all interesting.
Erkek kardeşimin bazı kitaplarını sana ödünç vereceğim.I'll lend you some books of my brother's.
Telefonunuzu ödünç alabilir miyim?Could I borrow your phone?
Sana istediğin kadar çok ödünç para vereceğim.I will lend you as much money as you want.
Onun sana ödünç para vermesine güvenme.Don't count on him to lend you any money.
Onun onu bana ödünç verip vermeyeceği umurumda değil.I don't care whether he'll lend it to me or not.
Ondan para ödünç almak iyi değildir.It is not good to borrow money from him.
Ondan bana biraz ödünç para vermesini istediğimde, o, ricamı geri çevirdi.When I asked him to lend me some money, he turned down my request.
Ona ödünç para vermekten daha iyisini bilmeliydin.You should have known better than to lend him money.
Ona bir miktar ödünç para vermen büyük nezaketti.It was very kind of you to lend him some money.
Paranı ona ödünç vermek senin aptallığın.It is stupid of you to lend him your money.