Kız arkadaşına yeni daktilosunu ödünç verdi.The girl lent her friend her new typewriter.
Tornavidayı bir arkadaşımdan ödünç aldım.I borrowed the screwdriver from a friend of mine.
Sana parayı ödünç vereceğim fakat unutma, bu son kez.I'll lend you the money, but mind you, this is the last time.
Lütfen bana biraz para ödünç verir misin?Would you please lend me some money?
Arabanı ödünç alabilir miyim?Would you mind if I borrowed your car?
Jane geçen hafta bu kitabını bana ödünç verdi.Jane lent me this book of hers last week.
Sally şalı ödünç aldığını kabul etti, ama suçlu olmadığını söyledi.Sally admitted that she borrowed the scarf but said she was not guilty.
Bu kitapları ödünç alabilir miyim?Is it okay if I borrow these books?
Bu kitapları bir haftalığına kütüphaneden ödünç alabilirsin.You can borrow these books from the library for a week.
Bu odun yanmaz.This wood won't burn.
Bu karikatürü onun ablasından ödünç aldım.I borrowed this cartoon from his older sister.
Bu kitabı ödünç alabilir miyim?May I borrow this book?
Lütfen bu kitabı birkaç günlüğüne bana ödünç verir misin?Please lend me this book for a few days.
Bu kitabı ne kadar süre ödünç alabilirim?How long can I keep this book?
Bu kütüphaneden bir defada en çok üç kitap ödünç alabilirsiniz.At this library, you can borrow up to three books at a time.
Bu sözlüğü sana ödünç vereceğim.I'll lend you this dictionary.
Ödünç para verme bu ülkede kazançlı bir iştir.Money lending is a profitable business in this country.
Lütfen bu kalemi bana ödünç ver.Please lend me this pen.
Bu kalemi ödünç alabilir miyim?May I borrow this pen?
Bu kalemi istiyorsan, onu sana ödünç veririm.If you want this pen, I will lend it to you.
Bu defteri ne kadar süre ödünç alabilirim?How long may I borrow this notebook?
Bana bu armutu soymak için bir bıçak ödünç ver.Lend me a knife with which to peel this pear.
Bu kartla nakit ödünç alabilir miyim?Can I borrow cash with this card?
Bu CD'yi ödünç alabilir miyim?May I borrow this CD?
Bana tarağını bir dakika ödünç verir misin?Lend me your comb for a minute, will you?
Biz karşılıklı ödünlerle sorunu çözdük.We solved the problem by mutual concessions.
Sana hiç ödünç para veremem.I can't lend you any money.
Ben kendim hiç sahip olmadığım için sana ödünç para veremiyorum.I can't lend you money, because I don't have any myself.
Bana biraz ödünç para verir misin?Would you lend me some money?
Ödünç para almak mümkün mü?Is it possible to borrow money?
Biraz ödünç para almaya çalışarak tüm kasabayı koştum.I ran all over town trying to borrow some money.
Paranız varsa, lütfen bana biraz ödünç verin.If you have any money, please lend me some.
Sizden biraz para ödünç alabilir miyim?Can I borrow some money from you?
Yanında para varsa, lütfen bana biraz ödünç ver.If you have any money with you, please lend me some.
Eğer paraya ihtiyacın varsa, sana biraz ödünç veririm.If you need money, I'll lend you some.
Eğer biraz paraya ihtiyacın varsa neden annenden biraz ödünç almıyorsun?If you need some money, why don't you borrow some from your mother?
İstediğin zaman arabamı ödünç alabilirsin.You can borrow my car anytime.
Onu ödünç para verecek kadar delisin.You are crazy to lend money to him.
Onun kitabını ödünç aldığını hatırlıyor musun?Do you remember borrowing his book?
Bir defada üç kitap ödünç alabilirsin.You can borrow three books at a time.
Bana kitabını ödünç verir misin?Will you lend me your book?
Lütfen, bana kitabını ödünç ver.Lend me your book, please.
Lütfen kitabını bana ödünç ver.Please lend me your book.
Bana sözlüğünü ödünç ver, lütfen.Lend me your dictionary, please.
Sözlüğünü bana ödünç ver, lütfen.Lend me your dictionary, please.
Lütfen sözlüğünü bana ödünç ver.Lend me your dictionary, please.
Bana bisikletini ödünç ver.Lend me your bicycle.
Şemsiyeni ödünç alabilir miyim.Can I borrow your umbrella?
Bana kurşun kalemini ödünç verir misin?Will you lend me your pencil?
Plaklarından bazılarını bana ödünç verebileceğini düşünüyor musun?Do you think you could lend me some of your records?
Sana bu kitabı ödünç veremem.I can't lend you this book.
Önümüzdeki hafta geri getirmen şartıyla kitabı sana ödünç vereceğim.I'll lend you the book, provided you return it next week.
Arabasını ödünç aldığın adamın adı nedir?What's the name of the man whose car you borrowed?
Bana ödünç verdiğin dergi çok ilginç.The magazine which you lent me is very interesting.
Bana ödünç para verdiğin için naziksin.It is kind of you to lend me the money.
Senden elli dolar ödünç almak istiyorum.I would like to borrow fifty dollars from you.
Senden beş pound ödünç alabilir miyim?Can I borrow five pounds from you?
500 Yen ödünç verebilir misiniz?Can you lend me 500 yen?
Birkaç günlüğüne arabanı bana ödünç vermenin bir sakıncası olup olmadığını merak ediyorum.I wonder if you would mind lending me your car for a couple of days.
Bana 10 sent ödünç verebilir misin?Can you lend me a dime?