Ana içeriğe geç
Sözlük

ödün ile cümle

ödün kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Üvey babası Türe Melander ise (1926-2003), bir oduncu ve bir fabrika işçisiydi.Pestúnsky otec Ture Melander (1926 – 2003) pracoval ako drevorubač a neskôr továrenský robotník.
Eski geçim kaynağı odun kömürü yapımcılığı idi.Vedľajším produktom bolo drevné uhlie.
Odunlaşmış uzun hücrelerdir.Tvoria dlhé priame reťazce.
Kütüphaneden ödünç kitap almak için üyelik gerekmektedir.Žiaci si môžu požiačiavať knihy zo školskej knižnice.
Eğer gemi sağ salim geri dönerse, gemi sahibi deniz ödüncünü misliyle geri öderdi.Ak majiteľ umrie, loď vraj začne smútiť.
Büyük olasılıkla Yunanca ὄρυξ sözcüğünden ödünç alınmıştır.Používalo sa predovšetkým pre slová prevzaté z gréčtiny.
Hatta odun bile ıslandığında suya batar.I v suchom období býva vyplnená vodou.
Çin'den ise Siyaset Enstitülerini ödünç aldı.Požaduje politické reformy a demokratizáciu čínskej spoločnosti.
Işık gaz yağından sağlanır, odun kömürü yakarak ısınılırdı.Kotle spaľovali zemný plyn a ťažký vykurovací olej mazut.
Hinokitiol (β-thujaplicin), Cupressaceae familyasındaki ağaçların odununda bulunan doğal bir monoterpenoiddir.Hinokitiol (β-thujaplicín) je prírodný monoterpenoid, ktorý je možné nájsť v lesoch stromov rodu Cupressaceae.
Sedir ağacı odunundan çözücü ve ultrasonikasyon ile kolayca ekstrakte edilebilir.[7]Je možné ho extrahovať z cédrového dreva pomocou rozpúšťadla a ultrasonikácie[…].
Bunun üzerine annesi Meleagros'un yaşamıyla ilgili olan odunu ateşe verip oğlunu öldürür.Ko je to izvedela njegova mati, je vrgla na ogenj skrito poleno in tako je Meleagros umrl.
Baklagiller otsu bir yapıya sahip olabildikleri gibi odunsu bir yapıya da sahip olabilirler.Grmovnice označene z * imajo lahko tudi drevesno obliko.
Göl çevresinde otsu ve odunsu olmak üzere, 105 karasal, yarısucul, sucul bitki türü tespit edilmiştir.Raziskovalci so ugotovili, da se nahaja na območju Divjega jezera kakih 150 (!) vrst praprotnic in semenk.
Japoncanın sözcük kadrosu ağır bir şekilde diğer dillerden ödünç sözcüklerle etkilenmiştir.Besede japonskega izvora si je sposodilo veliko svetovnih jezikov.
Her gün 22:00'a kadar kitap ödünç verilebilmektedir. ^Na OTO se predvajajo risanke od 6.00 do 22.00.
Bu noktada Anthony D.Smith'den bazı kavramları ödünç alir.V tej verziji nekaj kitic zapoje tudi Anthony Gourdine.
Fakat Doss inancından ödün vermez.Beata noče verjeti svoji sreči.
Japoncanın sözcük kadrosu ağır bir şekilde diğer dillerden ödünç sözcüklerle etkilenmiştir.Japonų kalbos žodyną stipriai paveikė įvairūs skoliniai iš kitų kalbų.
Odun kömürü saf karbondan ibaret değildir.Deimantai nėra sudaryti vien tik iš anglies.
Başkalarının kalemini ödünç istemesinden hoşlanmıyor.Tačiau ne visiems patiko lektorių idėjos.
Odunpazarı Evleri ^ GörünümüSpalvingi gyvenamieji namai
Bunun üzerine annesi Meleagros'un yaşamıyla ilgili olan odunu ateşe verip oğlunu öldürür.Meleagro motina, supykusi dėl savo brolių žūties, sudegino nuo jo gimimo slėptą pliauską ir Meleagras mirė.
29 yaşındaki oduncu Meng Zhaoguo bir gün tarlasında çalışmaktadır.Jolita Grubliauskaitė yra 29 metų ir dirba teisininke.
Kimin bisikletini ödünç almak istedin?Kieno dviratį nori paskolinti?
Hinokitiol (β-thujaplicin), Cupressaceae familyasındaki ağaçların odununda bulunan doğal bir monoterpenoiddir.Hinokitiols (β-thujaplicin) ir naturāls monoterpenoīds, kas atrodams ciprešu dzimta koku mizā.
Yardım için bağışlanan her pound, ödünç alınan borçların ödenmesi için on misli olarak ülkeden çıkıyordu.Iga abiks annetatud naela kohta tuli kümme korda rohkem võla katteks ära maksta.
Odunu sarı renkli dayanıklıdır.Sisu intensiivselt kollane.
Odunu çürümeye karşı son derece dayanıklıdır.DDT on lagunemisele väga vastupidav.
Büyük olasılıkla Yunanca ὄρυξ sözcüğünden ödünç alınmıştır.Sõna on laenatud tõenäoliselt vene keelest.
Odunları hafif ve yumuşaktır.Puit on kerge ja pehme.
Çok değerli odunları vardır.Paljudel neist on väärtuslik puit.
Türlerin çoğu ağaç kabuğunda ya da odununda yaşar.Paljud liigid elavad põõsastikes ja hekkides.
Örneğin ağaç kesmek için oduncuya, maden çıkartmak için madenciye ihtiyacınız vardır.Mäeeraldis on kaevandamisloaga maavara kaevandamiseks määratud maapõue osa.
10 eksi 4 eşittir 6. Şimdi bu bir eksildi, yani bunun için de ödünç almak gerekir.10이 됩니다 10- 4= 6입니다
Abimin bana seve seve ödünç verdiği harika bir Yamaha motosikleti vardı.Anh trai tôi có một chiếc xe gắn máy Yamaha tuyệt vời và sẵn sàng cho tôi mượn.
Abimin bana seve seve ödünç verdiği harika bir Yamaha motosikleti vardı.Fratele meu avea motocicleta asta tare Yamaha pe care m-a lăsat să o folosesc când aveam chef.
Abimin bana seve seve ödünç verdiği harika bir Yamaha motosikleti vardı.제 동생은 훌륭한 야마하 오토바이를 가지고 있었습니다. 그는 제가 언제나 오토바이를 자유롭게 빌릴 수 있도록 해줬죠.
Abimin bana seve seve ödünç verdiği harika bir Yamaha motosikleti vardı.Mein Bruder hat dieses großartige Yamaha Motorrad. und er war freigebig bereit, es mir zu leihen.
Abimin bana seve seve ödünç verdiği harika bir Yamaha motosikleti vardı.Mi hermano tenía su gran moto Yamaha que estaba dispuesto a prestarme libremente.
Abimin bana seve seve ödünç verdiği harika bir Yamaha motosikleti vardı.Mijn broer had een grote Yamaha motorfiets die hij mij gratis uitleende.
Abimin bana seve seve ödünç verdiği harika bir Yamaha motosikleti vardı.Mio fratello aveva una moto Yamaha spettacolare che mi prestava tranquillamente.
Abimin bana seve seve ödünç verdiği harika bir Yamaha motosikleti vardı.Mój brat miał wtedy motor Yamaha i nie miał nic przeciwko, kiedy chciałem go pożyczyć.
Abimin bana seve seve ödünç verdiği harika bir Yamaha motosikleti vardı.Або коли мій брат давав мені покататись на цьому прекрасному мотоциклі Ямаха.
Abimin bana seve seve ödünç verdiği harika bir Yamaha motosikleti vardı.Брат ми имаше страхотен мотоциклет Yamaha, който ми даваше да карам на воля.
Abimin bana seve seve ödünç verdiği harika bir Yamaha motosikleti vardı.У моего брата был великолепный мотоцикл Yamaha, на котором он давал мне покататься каждую неделю.
Abimin bana seve seve ödünç verdiği harika bir Yamaha motosikleti vardı.לאחי היה את אופנוע הימהה הנפלא הזה שהוא היה מוכן להשאיל לי בחופשיות.
Abimin bana seve seve ödünç verdiği harika bir Yamaha motosikleti vardı.كان لأخي دراجة ياماها النارية والتي كان مستعداً لأعارتي إياها وقتما شئت
Abimin bana seve seve ödünç verdiği harika bir Yamaha motosikleti vardı.私に自由に使わせてくれました ポリスの"シンクロニシティ"のカセットが
Ablam ve ben sabah saat 5'ten sonra yakacak odun aramaya giderdik ve geceyarısından sonra dönerdik.A minha irmã e eu íamos procurar lenha, começávamos às 5h da manhã e voltávamos depois da meia-noite.
Ablam ve ben sabah saat 5'ten sonra yakacak odun aramaya giderdik ve geceyarısından sonra dönerdik.A nővérem és én tüzifáért jártunk reggel 5 órától éjfél utánig.
Ablam ve ben sabah saat 5'ten sonra yakacak odun aramaya giderdik ve geceyarısından sonra dönerdik.Chị tôi và tôi phải đi tìm củi từ 5 giờ sáng cho đến quá nửa đêm mới về đến nhà.
Ablam ve ben sabah saat 5'ten sonra yakacak odun aramaya giderdik ve geceyarısından sonra dönerdik.Ja a moja sestra sme zháňali drevo na kúrenie, vychádzali sme o 5tej ráno a vracali sme sa po polnoci.
Ablam ve ben sabah saat 5'ten sonra yakacak odun aramaya giderdik ve geceyarısından sonra dönerdik.Já a sestra jsme chodívali hledat dříví na topení začínajíce v pět ráno a vracejíce se po půlnoci.
Ablam ve ben sabah saat 5'ten sonra yakacak odun aramaya giderdik ve geceyarısından sonra dönerdik.누나와 저는 새벽 다섯 시부터 땔깜을 찾아다녔고 자정이 넘어서 돌아오고는 했습니다.
Ablam ve ben sabah saat 5'ten sonra yakacak odun aramaya giderdik ve geceyarısından sonra dönerdik.Ma sœur et moi allions chercher du petit bois dès 5 heures du matin, et nous rentrions minuit passé.
Ablam ve ben sabah saat 5'ten sonra yakacak odun aramaya giderdik ve geceyarısından sonra dönerdik.Mi hermana y yo íbamos en busca de leña comenzando a las 5 de la mañana y regresando después de medianoche.
Ablam ve ben sabah saat 5'ten sonra yakacak odun aramaya giderdik ve geceyarısından sonra dönerdik.Mijn zus en ik gingen sprokkelhout zoeken vanaf 5 uur 's ochtends tot na middernacht.
Ablam ve ben sabah saat 5'ten sonra yakacak odun aramaya giderdik ve geceyarısından sonra dönerdik.Razem z siostrą szukaliśmy drewna na opał od piątej rano i wracaliśmy po północy.
Ablam ve ben sabah saat 5'ten sonra yakacak odun aramaya giderdik ve geceyarısından sonra dönerdik.Η αδερφή μου κι εγώ ψάχναμε ξύλα για τη φωτιά... από τις 5 τα χαράματα... μέχρι αργά τα μεσάνυχτα.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod