Ana içeriğe geç
Sözlük

ödün ile cümle

ödün kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Şarkı müzik aranjmanını büyük ölçüde John Barry'nin "You Only Live Twice" parçasından ödünç alıyor.A dal zenei alapját John Barry zeneszerző James Bond Csak kétszer élsz című filmhez készült főcímzenéje adta.
Müzik kitabını da ödünç verir.Szabadidejét is a zene tölti ki.
Ödünç çalışmalar hala yapılır.A rekonstrukciós munkálatok még jelenleg is tartanak.
Huineng gençliğinde dolaşarak odun satar ve okuma yazma bilmezdi.Rajztehetségére már korai gyermekkorában fény derült, amikor még írni és olvasni sem tudott.
Fırının iki tarafında bulunan yatay bölümde yanan odunların ateşi ile pişmeye bırakılır.A megmaradt tojásokat két lángszórós a helyszínen elégeti.
Müze binası restore edilmiş üç Odunpazarı evinin birleştirilmesiyle oluşmuştur.A ház, három korábbi épület egybeépítésével keletkezett.
Tom bütün öğleden sonra yakacak odun doğradı.Tomi minden reggel vágott tűzifát.
Bir kaleme ihtiyacınız varsa, size bir tane ödünç veririm.Ha toll kell, tudok kölcsönadni neked egyet.
Hansel ve Gretel, fakir bir oduncunun çocuklarıdır.Hannu ja Kerttu ovat köyhän puunhakkaajan lapsia.
Odunpazarı Evleri ^ GörünümüUnohdettujen ovien talo).
Kütüphaneden ödünç kitap almak için üyelik gerekmektedir.Kirjastosta on mahdollista varata lukukoira.
Bir şöminede taş parçaları odun ateşinde ısıtırlır.Kuumat räjähdyskraatterista sinkoutuneet kappaleet sytyttivät metsää tuleen.
Her gün 22:00'a kadar kitap ödünç verilebilmektedir. ^Arkipukua käytetään ennen kello 18 olevissa päivätilaisuuksissa.
Ana kaynaklar, her çağda bulunması gereken kaynaklar olup, besin, odun, altın ve taş gibi kaynakları içerir.Pääluonnonvarat ovat mahdollisia kaikilla aikakausilla, ja niitä ovat ruoka, puu, kulta ja kivi.
Müzik kitabını da ödünç verir.Hän kirjoittaa myös omaa musiikkiblogia.
Mutfağın bir köşesine yakmak üzere odun istif edilirdi.Iikka oli joutunut pilkkomaan polttopuut keittiön uunia varten.
Bir araba ödünç aldılar ve 1955'te Los Angeles'a taşındılar.Perhe muutti länsirannikolle ja asettui Los Angelesiin vuonna 1949.
Sözlüğünü ödünç alabilir miyim?Voinko lainata tätä sanakirjaa?
Hinokitiol (β-thujaplicin), Cupressaceae familyasındaki ağaçların odununda bulunan doğal bir monoterpenoiddir.Hinokitioli (β-thujaplisiini) on luonnollinen monoterpenoidi, jota esiintyy Cupressaceae-suvun puissa.
Sedir ağacı odunundan çözücü ve ultrasonikasyon ile kolayca ekstrakte edilebilir.[7]Sitä pystyy eristämään seetripuusta liuottimella sekä ultraääntä käyttäen.[yksi] [2]
Hansel ve Gretel, fakir bir oduncunun çocuklarıdır.Ο Χάνσελ και η Γκρέτελ είναι τα παιδιά ενός φτωχού ξυλοκόπου.
Japoncanın sözcük kadrosu ağır bir şekilde diğer dillerden ödünç sözcüklerle etkilenmiştir.Το ιαπωνικό λεξιλόγιο έχει επηρεαστεί ιδιαίτερα από δάνεια άλλων γλωσσών.
Bitki fizyolojisi bile, bu türlerden bazı fikirleri ödünç alır..Η φυσιολογία των φυτών επίσης δανείζεται τεχνικές και από τους δύο αυτούς τομείς.
Ödünç çalışmalar hala yapılır.Πλέον γίνονται εργασίες συντήρησης.
Daha sonra bitkilerin odunsu kısımlarını keskin arka dişleriyle parçalıyordu.Το χωράφι έπρεπε να σπαρθεί αργότερα με δόντια δράκου.
Yemek yapma terimleri de sıkça Yunanca kaynaklardan ödünç alınmıştır.Το τυπογραφείο της Εταιρείας χρησιμοποιούσαν συχνά οι Έλληνες βουλευτές.
Fransa'da Fontainebleau ormanında kış Bir prelüd ve odun kesen işçilerin ve karılarının korosu duyulur.Το δάσος του Φονταινεμπλώ τον χειμώνα Πρελούδιο και χορωδία ξυλοκόπων και των συζύγων τους ακούγεται.
Her gün odun keser.Κάθε μέρα κόβει ξύλα.
Her gün odun keser.Κόβει ξύλα κάθε μέρα.
Sedir ağacı odunundan çözücü ve ultrasonikasyon ile kolayca ekstrakte edilebilir.[7]Μπορεί να εξαχθεί εύκολα από το ξύλο κέδρου με διαλύτη και υπερήχους. [2ο]
Sirius uçan bir motosiklete sahiptir ve onu Harry'nin anne ve babasının öldüğü gece Hagrid'e ödünç verir.Sirius ejede en stor flyvende motorcykel, som han lånte til Hagrid den nat, hvor Harrys forældre døde.
Émile Georget, ödünç bisiklet aldığından dolayı cezalandırıldığında yarışı kazanmaya yakındı.Émile Georget var tæt på at vinde løbet, men han blev straffet for at have lånt en cykel.
Müzik kitabını da ödünç verir.Han skriver selv sin musik.
Bu muhriplerin çoğu Askeri Yardım Programı (MAP) çatısı altında müttefik ülkelere ödünç verildi.Adskillige lande modtog deres fly under det amerikansk-betalte Military Aid Program (MAP).
Bir araba ödünç aldılar ve 1955'te Los Angeles'a taşındılar.Han forlod hæren og flyttet til Los Angeles, Californien i 1958.
En çok ihtiyaçları olan madde odundur.Den Sorte Sø, find det du mangler mest.
Görünüş olarak ödünç alma özel bir durumu oluşturur.Et wienerlæg skiller sig ud ved at være syet på en helt speciel måde.
'Yetenekliler ödünç alır, zekiler çalar.'"Games That Lovers Play" og "Fool".
Tandırda mangal kömürü, odun gibi yakacaklar kullanılır.Brænde er træ der bruges til brændsel.
Bu sırada odun kömürleşir.Derudover bliver trævækst ødelagt.
Başkalarının kalemini ödünç istemesinden hoşlanmıyor.Er en mors dreng og bryder sig ikke om at andre låner hans ting.
En son ne zaman kütüphaneden kitap ödünç aldın?Hvornår lånte du sidst bøger fra biblioteket?
Hansel ve Gretel, fakir bir oduncunun çocuklarıdır.Hans og Grete er barna til en fattig tømmerhugger.
Bunların tedavisi, şarkı söylüyor, şarkıya hitap eden Mata Hari'nin gizeminin bir kısmını ödünç alıyor.Kuren mot dette, synger hun, er å låne noe av mystikken til Mata Hari, som hun henvender seg til i sangen.
Grimm Kardeşler'in masalının ilk baskısında oduncunun eşi üvey anne değil annedir.I brødrene Grimms førsteversjon var stemoren likevel ikke stemor, men barnas virkelige mor.
Halkı bahçıvan, oduncu ve balıkçıdır.Beboerne er handelsmenn, håndverkere og fiskere.
Odunu yumuşaktır.Pelarutan (disolusi) sederhana.
Firavun yine ödün vermedi.Akan tetapi Fir'aun mendustakan seraya menyombongkan diri, serta berpaling seraya berusaha menantang.
Yerel kütüphaneden ödünç aldığı bilim kitaplarını okuyarak kendi radyosunu yaptı.Ia membaca buku-buku sains yang dipinjam dari perpustakaan umum dan membuat set radio miliknya sendiri.
Boyuta ulaşırken, banksialar yere serilmiş odunsu makiden 30 metre yüksekliğindeki ağaçlara kadar erişir.Ketika mencapai ukuran, banksia berkisar dari semak berkayu prostrat sampai pohon hingga 30 meter.
Saçta odun ateşinde pişirilir.Dibakar menggunakan kayu api.
Bitki fizyolojisi bile, bu türlerden bazı fikirleri ödünç alır..Fisiologi tumbuhan meminjam teknik dari kedua bidang tersebut.
Bu sahnelerin her birinde odunculardan teker teker ölür.Justru di air terjun ini, satu per satu dari mereka tewas mengenaskan.
Odun kömürü ateşleyip körüklediler.Istana Jayakatwang dijarah dan dibakar.
Akçaağaçların odunları genellikle ağır, beyaz ve serttir.Beberapa pisau survival biasanya berat, berbilah dan tebal.
Açık tohumlu bitkileri genellikle ağaçlar ya da ağaççık formundaki odunsu bitkiler oluşturur.Tumbuhan inangnya biasanya tumbuhan tahunan atau pohon.
Bu müzelere de kendi koleksiyonunu geçici sergilemesi için ödünç vermektedir.Museum tersebut menawarkan koleksi sekaligus pameran temporer.
Japoncanın sözcük kadrosu ağır bir şekilde diğer dillerden ödünç sözcüklerle etkilenmiştir.Từ vựng Nhật chịu ảnh hưởng lớn bởi những từ mượn từ các ngôn ngữ khác.
Babası bir odun tüccarıydı (sonra diğer ürünlerin tüccarlığına geçti) ve annesi kütüphane görevlisiydi.Cha ông là một nhà buôn gỗ, sau này mở rộng sang cả các mặt hàng khác còn mẹ ông là một nhân viên thư viện.
Kütüphaneden ödünç kitap almak için üyelik gerekmektedir.Học sinh được yêu cầu làm thẻ thư viện để mượn sách.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod