Bu sırada odun kömürleşir.Тут же выжигался древесный уголь.
Odun aksamı (özellikle de ağaç köklerinden yapılanlar) ince ve kırılgan görünür.Лес (дровяной, большей частью мелкий) рубили по надобности.
Mangal yakıtı olarak genellikle odun, kömür ve odun kömürü kullanılır.В качестве топлива применялись в основном дерево и древесный уголь.
Saçta odun ateşinde pişirilir.Кирпичи обжигались в дровяных печах.
MHP ilkelerinden ödün vermeden yolunda yürüyecektir" dedi.О. Ч. сначала должен избавиться от своей дурной кармы».
1998 Eskişehir Odunpazarı “Lületaşı Yontan Adam” Heykeli.1998 — «Счастливый дикарь».
Odunu çürümeye karşı son derece dayanıklıdır.Система крайне неустойчива к взлому.
Huineng gençliğinde dolaşarak odun satar ve okuma yazma bilmezdi.В молодые годы не умел читать и писать.
Ayrica koyun bir diğer gelir kaynagida odunculuktur.Наряду с гусями они прогоняют также других уток.
Kütüphaneden ödünç kitap almak için üyelik gerekmektedir.وأسسوا مكتبة لاستعارة الكتب .
Günümüz kent yaşamı odun ateşi yerine tüp ateşinde pişirme zorunda bırakıyor.اهالي المنطقة الآن يفضلون إزالة الحشائش اليابسة من طريق حرائق الغابات في المستقبل.
Boyuta ulaşırken, banksialar yere serilmiş odunsu makiden 30 metre yüksekliğindeki ağaçlara kadar erişir.عندما يتعلق الأمر حجم، فإن نباتات البانكسيا تتراوح بين الشجيرات الخشبية وأشجار يصل ولها إلى 30 مترا.
Odunları koyu, diri odunları açık renkli olan ve güzel cila kabul eder.أي بمعناه هؤلاء أناس كالمنازل المبنية على أسس، جديون ودغريون وجورتهم طيبة.
Keresteciliğin yanında yakacak odun ve talaş da önemli oranda katkı sağlamaktadır.ان قصة الجبال والغابات الجزائرية مع النيران لا تكاد تنتهي.
Daha sonra 1966 yılında Odunpazarı'nda bulunan Kurşunlu Külliyesi'ne taşınmıştır.وتخرج فيها عام 1966 وعين بسلاح المدفعية بالمرج.
29 yaşındaki oduncu Meng Zhaoguo bir gün tarlasında çalışmaktadır.رهام الفرا، 29 عاما أردنية تعمل في UNOHCI.
Bugün senin tenis raketini ödünç alabilir miyim?أيمكنني استعارة مضربك للتنس اليوم؟
Bu kitabı ondan ödünç aldım.أنا إقترضت هذا الكتاب منه.
Arkadaşından ödünç para aldı.استدان من رفقائه
Bisikletimi ödünç almak için Tom'a kim izin verdi?من أذن لتوم باستعارة سيارتي?
Yemek yapma terimleri de sıkça Yunanca kaynaklardan ödünç alınmıştır.Termos culinários também foram frequentemente emprestados de fontes gregas.
Yaklaşık 14 milyon insan ya da Japon nüfusun %10'u bir "sarakin"den ödünç para almış durumdadır.Cerca de 14 milhões de pessoas, ou 10% da população japonesa, pegaram empréstimos de um sarakin.
Tıp hakkında pek çok eser Yunanca yazılıp yayımlanmıştı ve bu kaynaklardan kelimeler ödünç alınmıştır.Muitas palavras na medicina foram escritas em grego e palavras frequentemente emprestadas dessa fontes.
Hemen ardından Theo'dan ödünç aldığı parayla yağlı boya ile ilk resimlerini yaptı.Ele pintou suas primeiras telas a óleo depois disso, compradas com dinheiro emprestado de Theo.
Astronomik katalogları ve William’ın ödünç aldığı başka yayınları kopyalamayı öğrenmiştir.Ela aprendeu a copiar catálogos astronômicos que William emprestava.
Kurumun amacı, ekonomik hareketliliği sağlamak için banka ve kurumlara ödünç para sağlamaktı.O objetivo da RFC era emprestar dinheiro a bancos e instituições para estimular a atividade econômica.
Saçta odun ateşinde pişirilir.Assim, esquece os pés de madeira no fogo.
Eski geçim kaynağı odun kömürü yapımcılığı idi.A área era originalmente uma fazenda de exploração de carvão.
Bakkam ağacının odunundan (ing. logwood tree) elde edilir.Ela é listada como uma árvore de herança do Oregon (Oregon Heritage Tree).
Bu durum kamu politikası kararlarını ödün vererek tehlikeye atmaktadır.O que aumentam as chances de contestação política neste regime?
Fırınlama için kullanılan fırınlarda ısı kaynağı elektrik veya odun olabilir.O forno destinado ao cozimento da argila pode ser a lenha, elétrico ou a gás.
Her gün 22:00'a kadar kitap ödünç verilebilmektedir. ^O programa é transmitido diariamente, das 22h até a meia-noite.
Ayrıca küçük çaplı odunculuk (ağaç yetiştirip kereste olarak satma) da yapılmaktadır.Plantava-se algodão arbóreo herbáceo (em menor quantidade).
Ödün vermeye, bildiri uğruna şiirini zedelemeye yanaşmıyor.A coragem de não mentir, de chamar as coisas pelo nome.
Diğer bir uçak test, araştırma ve geliştirme amaçlı kullanılmak üzere Boeing'e ödünç verilmiştir.Er is er een permanent uitgeleend aan Boeing voor tests, onderzoek en ontwikkeling.
Odunları hafif ve yumuşaktır.De kaasmassa is glad en zacht.
Kütüphaneden ödünç kitap almak için üyelik gerekmektedir.Men hoeft geen lid te zijn van de bibliotheek om hier boeken te kunnen lenen.
Türlerin çoğu ağaç kabuğunda ya da odununda yaşar.De meeste soorten leven in bomen of struiken.
Görünüş olarak ödünç alma özel bir durumu oluşturur.Dat geeft het gehucht een bijzonder karakter.
Fırın odun ateşiyle iyice ısıtılıyordu.De oven wordt verwarmd met een houtvuur.
Büyük olasılıkla Yunanca ὄρυξ sözcüğünden ödünç alınmıştır.Kennelijk was er voldoende belangstelling voor zijn Griekstalige redevoeringen.
Yaşayan kütüphane kitap ödünç alınabilecek kütüphane formunda organize edilmiştir.Een levende bibliotheek wordt georganiseerd in de vorm van een uitleenbibliotheek.
Odunu değerli değildir.Het programma is waardeloos.
Isınmada odun kullanılır.Daar werd het hout gebruikt voor verwarming.
Fontan ödünç bisiklet bulmak için kapı kapı dolaştı.Menist kwam er zijn geleende fiets ophalen.
Ana kaynaklar, her çağda bulunması gereken kaynaklar olup, besin, odun, altın ve taş gibi kaynakları içerir.De eerste grondstoffen zijn verkrijgbaar in alle tijdperken en zijn: voedsel, hout, goud en steen.
Aynı zamanda germen dillerinden de birkaç kelime ödünç alınmıştır.Ook in Germaanse talen komen neusklanken voor.
Bütün bunlar düşünüldüğünde, güvenlik için kullanılabilirlikten ödün vermemiz gerekmektedir.Als het veilig is, moet dan waakzaamheid worden geboden om de veiligheid te waarborgen?
Dayanıklı odunları tanence zengindir.Onrijpe vruchten zijn echter rijk aan tannine.
Genellikle açık havada odun veya meşe kömürü yakılmış bir ateşte pişirilir.Vaak is alleen een klein sfeer- of kookvuur toegestaan.
Yakıt olarak odun-komür kullanılmaktadır.Als brandstof wordt methanol gebruikt.
Burada topu duvar veya yuvarlanılan tepeyi geçmek için ödünç alan olarak düşünebiliriz.Een steenmannetje wordt wel gebruikt om een pad of de top van een heuvel te markeren.
Hammaddesi daha çok meşe odunundan sağlanır.Nog dikkere naalden bestaan voor het naaien van wol.
Bu, barış için toprak ödünü vermektir."Zo kunnen zij het land vooruit helpen.’
Her gün 22:00'a kadar kitap ödünç verilebilmektedir. ^Het orgel wordt elke zondag voor de heilige mis van 10:30 bespeeld.
Bir kaleme ihtiyacın varsa, sana bir tane ödünç vereyim.Als je een pen nodig hebt, zal ik je er een uitlenen.
Sizden biraz para ödünç alabilir miyim?Kan ik wat geld van je lenen?
Onu ödünç almıştım!Ik had ’m geleend!
Bu, barış için toprak ödünü vermektir."To oni (nowo ochrzczeni) mieli otrzymać tę ziemię”.
Odunu yumuşaktır.Jest rośliną ozdobną.