Tom hafta sonu boyunca okumak için kütüphaneden bazı kitaplar ödünç aldı.Tom cogió prestados algunos libros de la biblioteca para leer durante el fin de semana.
Sosyoloji notlarını bana ödünç olarak verebilir misin?¿Me prestás la lección de sociología?
Sana hiç ödünç para veremem.No puedo prestarte nada de dinero.
Onu ödünç aldım.Yo lo tomé prestado.
Ben onu çalmadım. Sadece onu ödünç aldım.Yo no lo robé, solo lo cogí prestado.
Bana ödünç verdiğin parayı sana geri ödeyemiyorum.No te puedo devolver el dinero que me prestaste.
Bir kaleme ihtiyacın varsa, sana bir tane ödünç vereyim.Si necesitas un bolígrafo te dejo uno.
Bir arkadaş bu kitabı bana ödünç verdi.Este libro me lo prestó un amigo.
Bir köpek kulübesi yapmak için babamın çekicini ödünç aldım.Tomé prestado el martillo de mi padre para construir una caseta para perros.
Hansel ve Gretel, fakir bir oduncunun çocuklarıdır.Hansel y Gretel eran los hijos de un pobre leñador.
Bunların tedavisi, şarkı söylüyor, şarkıya hitap eden Mata Hari'nin gizeminin bir kısmını ödünç alıyor.La cura para estos, canta, es pedir prestado algo de misterio de Mata Hari, a quien dirige la canción.
Fransa'da Fontainebleau ormanında kış Bir prelüd ve odun kesen işçilerin ve karılarının korosu duyulur.El bosque de Fontainebleau, Francia en invierno Se oye un preludio y coro de leñadores con sus esposas.
Odunu ağır ve serttir bu yüzden alet yapımı ve bina inşaatı çalışmalarında kullanılır.La madera es pesada y dura, es usada para herramientas y material de construcción.
Genellikle tek parça odundan yapılır ve uzunluğu 60 ila 120 cm arasında değişir.Suele elaborarse en una sola pieza de madera y puede variar en tamaño desde 60 hasta 120 cm de longitud.
Eskişehir Odunpazarı, Yenikent Mahallesi Uluçam Sokak 66. Numaradadır.Supermercados Éxito y Homecenter en la Avenida 68.
Odunu sarı renkli dayanıklıdır.El resto del pico es amarillo fuerte.
Bu halkalar, ağacın enine büyüyerek yaptığı odun tabakasıdır.Lo cual destruye la propiedad heap del árbol.
Önceden hazırlanan meşe dalı odunlar ocakta yakılır.Los papeles que iban a la basura eran cuidadosamente quemados.
Ancak katolik Güney İrlanda, İngilizlere ödün vermeyi reddetti.Los católicos ingleses apoyaron a los irlandeses.
Şehirde bulunan tek Tora'yı ödünç aldı.Es la única huaca ubicada en la ciudad.
Çin'den ise Siyaset Enstitülerini ödünç aldı.En ese cargo supervisó las fuerzas de seguridad de China y de las instituciones policiales.
Meyve kabuğu odunsu ya da derimsi, az ya da çok tüylüdür.Hierba vivaz , peluda, muy baja o baja.
Arabanı ödünç alabilir miyim?Posso prendere in prestito la tua auto?
Kitabı ondan ödünç aldı.Ha preso il libro in prestito da lui.
Sözlüğü arkadaşımdan ödünç aldım.Ho preso in prestito il dizionario da un amico.
Babamdan ödünç para aldım.Ho preso dei soldi in prestito da mio padre.
Eğer istersen sana bir tane ödünç veririm.Se vuoi te ne presto uno.
Arabayı Tom'a ödünç verdim.Ho prestato la macchina a Tom.
Neden bisikletini ödünç almama izin vermedin?Perché non mi hai lasciato prendere in prestito la tua bicicletta?
Tom parayı Mary'den ödünç aldığımı biliyor.Tom sa che ho presto i soldi in prestito da Mary.
1939 - 1941 Habitat, odun parçası için mağara Kütüphanesi, Bruno Sirtori, Sondrio ile.1939 - 1941 Habitat, Biblioteca della grotta per un pezzo di legno, con Bruno Sirtori, Sondrio.
'Yetenekliler ödünç alır, zekiler çalar.'‘I talenti prestano, i geni rubano’.
Fontan ödünç bisiklet bulmak için kapı kapı dolaştı.Fontan dovette quindi andare di casa in casa per trovare una bicicletta da prendere in prestito.
Carl Walnuts: Bir oduncu suçlu ve daha önceden Forrest Blackwell'in asistanı.Carl Noci: Un criminale boscaiolo e assistente di Forrest Blackwell.
Hansel ve Gretel, fakir bir oduncunun çocuklarıdır.Hänsel e Gretel sono due bambini, figli di un povero taglialegna rimasto vedovo.
Isınmada odun kullanılır.Il riscaldamento è a legna.
Hatta odun bile ıslandığında suya batar.Così, rimane asciutto anche giocando nell'acqua.
Taş, kütük, odun yığınları altında da bulunabilirler.Può essere trovato sotto pietre, tronchi o sotto la corteccia degli alberi.
Odunu bol reçinelidir.Lo stipite è rinascimentale.
Çin'den ise Siyaset Enstitülerini ödünç aldı.Introdusse il sistema politico dalla Cina, ed anche il sistema amministrativo.
Bunlardan birini Zümrüdüanka Yoldaşlığı hareketi sırasında Sturgis Podmore'dan ödünç almıştır.Sul suo scafo venne poi costruito il potentissimo obice da assalto Sturmtiger.
Bu sırada odun kömürleşir.Per tale motivo ora usano cucchiai di legno.
Odunlarında reçine kanalı yoktur.Sono prive di organi sotterranei di riserva.
Görünüş olarak ödünç alma özel bir durumu oluşturur.L'assegnazione di un nome a un particolare genere è piuttosto prevedibile.
Dayanıklı ve elastiki olan odunundan eski ve orta çağlardan günümüze değin yay yapımında yararlanılmaktadır.Idee estetiche e gusto dal Medio evo ai nostri giorni.
Tom parayı bana ödünç vermeyi önerdi.Том предложил мне денег взаймы.
Sözlüğü arkadaşımdan ödünç aldım.Я одолжил словарь у своего друга.
Bana kitabı ödünç verir misiniz?Вы не одолжите мне книгу?
Bu kitabı sana ödünç vereceğim.Я одолжу тебе эту книгу.
Onu ödünç aldım.Я это занял.
Odunu yumuşaktır.Упрощён HUD.
Bu, barış için toprak ödünü vermektir."Пусть он осветит землю!»
Firavun yine ödün vermedi.Фараоны уже не вернулись в Фивы.
'Yetenekliler ödünç alır, zekiler çalar.'«Нищие нищенствуют, воры воруют, гулящие гуляют».
Filmin temelinden verilmiş bir ödün değildi.Этот фильм — не проповедь.
Cesedi bulan oduncunun ifadesi ise hiçbirisininkine uymaz.Труп на столе её не смущает.
Grimm Kardeşler'in masalının ilk baskısında oduncunun eşi üvey anne değil annedir.В этом мультсериале Гум является матерью а не отцом.
Odunpazarı Evleri ^ GörünümüОтопительный котёл домов
Mutfağın bir köşesine yakmak üzere odun istif edilirdi.Я вышел, чтобы принести огня из соседней комнаты.
Ayrıca odun kesiminden gelen ücretler ek gelir sağlamaktadır.Использование средства для ухода за деревянными частями оружия стоит под вопросом.