Ana içeriğe geç
Sözlük

ödün ile cümle

ödün kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Bu kitabı ödünç almak ister misin?Would you like to borrow this book?
Bu kitaplardan herhangi birini ödünç alabilirsin.You may borrow any of these books.
Tom kurşun kalemimi ödünç vermemi istedi.Tom asked me to lend him my pencil.
Bana otuz dolar ödünç verir misin?Would you lend me thirty dollars?
Tom benden ona ödünç para vermemi istedi.Tom asked me to lend him money.
Onu yapmak için ihtiyacın olan araçları sana ödünç vereceğim.I'll lend you the tools that you need to do that.
Tom'un arabasını sık sık mı ödünç alıyorsun?Do you often borrow Tom's car?
Tom geçen hafta benden üç kitap ödünç aldı.Tom borrowed three books from me last week.
Kütüphaneden sık sık kitap ödünç alırım.I often borrow books from the library.
Şemsiyemi ödünç vermediğim adam onu iade etmedi.The guy I lent my umbrella to didn't return it.
Sana arabamı ödünç vereceğim.I'll lend you my car.
Sana kalemimi ödünç vereceğim.I'll lend you my pen.
Okumak için sana birkaç kitap ödünç vereceğim.I'll lend you some books to read.
Şemsiyemi Tom ve Mary’ye ödünç verdim.I lent my umbrella to Tom and Mary.
Tom sık sık Mary'den kitap ödünç alır.Tom often borrows books from Mary.
Tom bana şemsiyesini ödünç verecek.Tom is going to lend me his umbrella.
"Bana bir kalem ödünç verecek misin?" "Hiç yok ki bende.""Will you lend me a pen?" "I don't have any."
O bana iki kitap ödünç verdi, henüz hiçbirini okumadım.She lent me two books; I still haven't read any of them.
Merdivenini ödünç alabilir miyim?May I borrow your ladder?
Bu kitabı okuman bitince bana ödünç verir misin?When you've finished reading that book, could you lend it to me?
Bu kitabı bitirince bana ödünç verebilir misiniz?When you've finished reading that book, could you lend it to me?
Bunu üç haftalığına ödünç alabilir miyim?Can I borrow this for about three weeks?
Araban olsaydı bana ödünç verir miydin?Would you lend me your car if you had it?
Annesini hafta sonu için arabayı ödünç vermeye ikna etti.He persuaded his mother to lend him the car for the weekend.
Onun arabasını ödünç almamalıydın.You shouldn't have borrowed his car.
O odun keserken sen ne yapıyordun?What were you doing while he was chopping wood?
Ateşe bir odun daha attı.He tossed another log on the fire.
Arabamı haftaya her gün ödünç alabilir.He may borrow my car any day next week.
Tom, Mary'nin ödünü bokuna karıştırdı.Tom scared the shit out of Mary.
Tom ödünç aldığı şeyi geri vermedi.Tom didn't give back what he had borrowed.
Ödünç alabileceğim bir çakısı olan var mı?Does anyone have a pocketknife that I could borrow?
Tom günün ilk yarısını odun kırarak geçirdi.Tom spent the first half of the day chopping wood.
Bana bilgisayarını ödünç verir misin?Can you lend me your computer?
Ödünç alabileceğim bir çapan var mı?Do you have a hoe that I could borrow?
Bu kütüphanede aynı anda en fazla üç kitap ödünç alabilirsiniz.In this library, you can borrow up to three books at a time.
Tom bana bir çift budama makası ödünç verdi.Tom lent me a pair of pruning shears.
Ödünç alabileceğin bir plaj şemsiyem var.I have a beach umbrella you can borrow.
Bir araba ödünç aldılar ve 1955'te Los Angeles'a taşındılar.They borrowed a car and moved to Los Angeles in 1955.
Astronomik katalogları ve William’ın ödünç aldığı başka yayınları kopyalamayı öğrenmiştir.She learned to copy astronomical catalogues and other publications that William had borrowed.
Hansel ve Gretel, fakir bir oduncunun çocuklarıdır.Hansel and Gretel are the children of a poor woodcutter.
Lütfiye, Eskişehir ilinin Odunpazarı ilçesine bağlı bir mahalledir.Glory be to he who surrounds the paradise with his mercy.
Odunculuk'da ana geçim kaynaklarından birisidir."Muhammad: His Life Based on the Earliest Sources".
Bu, barış için toprak ödünü vermektir."Let the foreign earth be light for him".
Çeşitli huş türlerinde hem öz, hem de diri odunda zarar yapar.Vos also differs in its affirmative imperative conjugation from both tú and vosotros.
Kurumun amacı, ekonomik hareketliliği sağlamak için banka ve kurumlara ödünç para sağlamaktı.The purpose of the RFC was to lend money to banks and institutions to stimulate economic activity.
Hubert, annesinin arabasını ödünç alan Antonin'in yardımıyla okuldan kaçar.Hubert runs away with the help of Antonin, who has borrowed his mother's car.
Ardından 1923'te, kuzey Avusturya'daki Stift Reichersberg isimli bir manastıra ödünç verildi.It was subsequently loaned in 1923 to Stift Reichersberg, a monastery in northern Austria.
Gözlemlediği ilk kuyruklu yıldızıydı ve evinde ödünç aldığı teleskopu kullanıyordu.It was the first comet he had observed and he was using a borrowed, home-built telescope.
Çoğu kütüphane, belirli makalelere erişim sağlayan kütüphanelerarası ödünç alma sistemine bağlıdır.Most libraries have a system for obtaining specific articles through inter-library loan.
UMBRAGE tarafından ödünç alınan teknikler arasında Shamoon uygulamasını silme dosyası da vardı.Among the techniques borrowed by UMBRAGE was the file wiping implementation used by Shamoon.
Şehirde bulunan tek Tora'yı ödünç aldı.They borrowed the only Torah scroll available in town.
Her gün 22:00'a kadar kitap ödünç verilebilmektedir. ^The Angelus is recited at 10:00 each day.
Ancak, inançlarına sahip çıkarak ödün vermemişlerdir.No obligation is linked to them except belief in them.
Fırın odun ateşiyle iyice ısıtılıyordu.This was much safer than burning firewood.
Lita ve James arasında gerçekleşen final maçı oduncu maçıydı.The final match between Lita and James was a Lumberjill match.
Odun yongası ısı merkezi Mertingen'deki tesisi (Almanya) enerjiyle destekler.A wood-chip heat power station supplies the plant in Mertingen (Germany) with energy.
O günün akşamı Michelstaedter, odasına kapanıp ödünç aldığı bir tabancayla intihar etti.1910 Carlo Michelstaedter killed himself with a pistol he had in his house.
Yerel kütüphaneden ödünç aldığı bilim kitaplarını okuyarak kendi radyosunu yaptı.He read science books borrowed from the public library and built his own radio set.
'Yetenekliler ödünç alır, zekiler çalar.''Bad poets borrow, good poets steal'?"
Yanan odundan gelen dumanı ise geçici körlüğe neden olabilir.Sap introduced into the human eye may cause temporary blindness.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod