Bana ödünç verdiğiniz kitabı okumayı bitirdim.I've finished reading the book you lent me.
Tom'un çantanızı ödünç alması gerekecek.Tom will need to borrow your suitcase.
Tom bana Fransızca kitabını ödünç verdi.Tom lent me his French textbook.
Tom Mary'den bir kalem ödünç aldı.Tom borrowed a pencil from Mary.
Tom, kütüphaneden ödünç aldığı kitapları iade etti.Tom returned the books that he borrowed from the library.
Ödünç alabileceğim bir paspasın ve bir kovan var mı?Do you have a mop and a bucket that I could borrow?
Tom ona ödünç verdiğim paranın geri kalanını istiyor.Tom wants the rest of the money we owe him.
Tom benden tekrar ödünç para almak istedi.Tom wanted to borrow money from me again.
Tom yarın arabamı ödünç almak istedi.Tom wanted to borrow my car tomorrow.
Tom, arabanı ödünç almak istemiyor.Tom doesn't want to borrow your car.
Tom oduncu olmak istemedi.Tom didn't want to be a lumberjack.
Tom artık bana ödünç para vermeyecek.Tom won't lend me any more money.
Tom biraz para ödünç almak istedi.Tom wanted to borrow some money.
Tom arabanı ödünç almak istiyordu.Tom wanted to borrow your car.
Tom bir oduncu olmak istedi.Tom wanted to be a lumberjack.
Şemsiyeni ödünç alabilir miyim?Could I borrow your umbrella?
Tom'un bir ödünç paraya ihtiyacı olacak.Tom is going to need a loan.
Biraz ödünç almak istersen, bana bildir.If you need to borrow some money, let me know.
Tom biraz yakacak odun kesti.Tom chopped some firewood.
Tom yakacak odunu evin arkasına istif etti.Tom stacked the firewood behind the house.
Tom yakacak odunu odunluğun içine istif etti.Tom stacked the firewood inside the woodshed.
Tom baltasıyla biraz yakacak odun kırdı.Tom chopped some firewood with his ax.
Daha çok yakacak oduna ihtiyacımız var.We need more firewood.
Bir bardak şeker ödünç alabilir miyim?Can I borrow a cup of sugar?
Tom'un, arabasını ödünç almama izin vereceğini sanmıyorum.I don't think Tom would let me borrow his car.
Sık sık Tom'dan araçları ödünç alırım.I often borrow tools from Tom.
Tom, Mary'ye otuz dolar ödünç para alıp alamayacağını sordu.Tom asked Mary if he could borrow thirty dollars.
Neye ihtiyacın olursa sana ödünç vereceğim.I'll lend you whatever you need.
Ödünç alabileceğin bir sandalım var.I have a rowboat you can borrow.
Ödünç alabileceğin bir kayığa sahibim.I have a rowboat you can borrow.
Tom, Mary'ye arabasını ödünç alıp alamayacağını sordu.Tom asked Mary if he could borrow her car.
İhtiyacın olan şeyi sana ödünç vereceğim.I'll lend you what you need.
Bankadan ödünç para aldım.I got a loan from the bank.
Kalemimi ödünç alabilirsin.You can borrow my pen.
Bana ödünç verdiğin bu kitap gerçekten ilginçti.That book you lent me was really interesting.
Tom yakacak odunları ayırmak için benden ona yardım etmemi istedi.Tom asked me to help him split firewood.
Bir arkadaşın çadırını ödünç aldım.I borrowed a friend's tent.
Arkadaşlarımın birinden bir çadır ödünç aldım.I borrowed a tent from one of my friends.
Sami, Leyla'dan bir miktar para ödünç aldı.Sami borrowed some money from Layla.
Ödünç alabileceğim bir silgin var mı?Do you have an eraser I could borrow?
Sami biraz para ödünç aldı.Sami borrowed some money.
Ödünç alabileceğim fazladan bir bisikletin var mı?Do you have an extra bicycle that I could borrow?
Senin ödünç alabileceğim bir bıçağın var mı?Do you have a knife I could borrow?
Ödünç alabileceğim bir bıçağın var mı?Do you have a knife that I could borrow?
Yarın öğleden sonra bisikletini ödünç alabilir miyim?May I borrow your bicycle tomorrow afternoon?
Herhangi birinden ödünç para almaktan hoşlanmıyorum.I don't like to borrow money from anyone.
Tom'a asla ödünç para vermezdim.I'd never lend Tom any money.
Ödünç parayı ne zaman iade edeceksin?When will you return the borrowed money?
Sami, şirketinden ödünç aldı.Sami borrowed from his company.
Sami her zaman şirketinden ödünç aldı.Sami borrowed from his company all the time.
Bana para ödünç vereceklerini söylediler.They said they'd loan me the money.
Sami altmış dolar ödünç aldı.Sami borrowed sixty bucks.
Sami erkek kardeşinden uzun süredir ödünç alıyordu.Sami was borrowing from his brother for a long time.
Mary'nin eldivenlerini ödünç alabilirsin.You can borrow Mary's mittens.
Ödünç alabileceğim bir hesap makinen var mı?Do you have a calculator I could borrow?
Ödünç alabileceğim hesap makinen var mı?Do you have a calculator I could borrow?
Hesap makinenizi ödünç alabilir miyim?May I borrow your calculator?
Ödünç alabileceğim bir şemsiyen var mı?Do you have an umbrella that I could borrow?
Tom'un bavulu yok, o yüzden benimkini ödünç aldı.Tom doesn't have a suitcase, so he borrowed mine.
Tom biraz para ödünç almak istediğini söyledi.Tom said he wants to borrow some money.