Ana içeriğe geç
Sözlük

ödün ile cümle

ödün kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tom'un cetvelini ödünç aldım.I borrowed Tom's ruler.
Tom, Mary'ye 300 dolar ödünç verdi.Tom lent Mary 300 dollars.
Bir öpücük ödünç alabilir miyim? Onu geri vereceğime söz veriyorum.Can I borrow a kiss? I promise I'll give it back.
Hiç kimseye asla para ödünç vermiyoruz.We never lend money to anyone.
Hiç kimseye para ödünç vermem.I never lend money to anyone.
Onu bir saniye ödünç alabilir miyim?Can I borrow that for a second?
Bu kitabı birkaç gün için ödünç alabilir miyim?Could I borrow this book for a few days?
Bu kitabı bir kaç günlüğüne ödünç alabilir miyim?Could I borrow this book for a few days?
Size ödünç verebileceğim ekstra bir şemsiyem var.I have an extra umbrella I could lend you.
Size ödünç verebileceğim bir kayağım var.I have a pair of skis I could lend you.
Ödünç verebileceğim fazladan bir dolma kalemim var.I have an extra pen I could lend you.
Leyla, Sami'nin arabasını ödünç aldı.Layla borrowed Sami's car.
Tom, Mary'nin şemsiyesini ödünç aldı.Tom borrowed Mary's umbrella.
Tom, Mary'nin arabasını ödünç aldı.Tom borrowed Mary's car.
Bana otuz dolar ödünç verebilir miydin?Could you lend me thirty dollars?
Bana otuz papel ödünç verebilir misin?Could you lend me thirty bucks?
Bana otuz dolar ödünç verebilir misin?Could you lend me thirty bucks?
Tom bana bilgisayarını ödünç verdi.Tom lent me his computer.
Leyla, Sami'den bir silah ödünç aldı.Layla borrowed a gun from Sami.
Kimse bana ödünç para vermezdi.Nobody would loan me money.
Sonunda Tom'u bisikletini bana ödünç vermesi için ikna ettim.I finally talked Tom into lending me his bicycle.
Bisikletimi ödünç almak için Tom'a kim izin verdi?Who gave Tom permission to borrow my bicycle?
Tom, Mary'nin ona biraz para ödünç vermesini istedi, böylece Boston'a gidebildi.Tom asked Mary to lend him some money so he could go to Boston.
Onları kasaba kütüphanesinden ödünç aldım.I borrowed them from the town library.
Ödünç alınmış altın geri talep ettikleri zaman kurşun haline gelir.Borrowed gold becomes lead when they demand it back.
Tom şemsiyesini bana ödünç verdi.Tom lent his umbrella to me.
Keşke Tom'a arabamı ödünç vermeseydim.I wish I hadn't lent Tom my car.
Tom her pazartesi onun bisikletini ödünç almama izin veriyor.Tom has been allowing me to borrow his bicycle every Monday.
Tom arkadaşlarından çok miktarda para ödünç aldı.Tom has borrowed a lot of money from his friends.
Tom, bir şemsiye ödünç alması gerektiğini söyledi.Tom said he needed to borrow an umbrella.
Belki bir şemsiye ödünç alabilirsin.Perhaps you could borrow an umbrella.
Bir makas ödünç alabilir miyim?Could I borrow a pair of scissors?
Zımbanı ödünç alabilir miyim?Could I borrow your stapler?
Tom Mary'den çok para ödünç aldı.Tom has borrowed a lot of money from Mary.
Tom Mary'den bir makas ödünç aldı.Tom borrowed a pair of scissors from Mary.
Tom'un Mary'ye biraz para ödünç verebileceğini sandım.I thought Tom could lend Mary some money.
Arabanı ödünç almak istiyorum.I want to borrow your car.
Tom Mary'den bir el feneri ödünç aldı.Tom borrowed a flashlight from Mary.
Tom sana sözlüğünü ödünç vermeyebilir.Tom might not lend you his dictionary.
Tom'a hiç ödünç para vermedim.I didn't lend any money to Tom.
Ödünç alabileceğim bir hunin var mı?Do you have a funnel I could borrow?
Ödünç alabileceğim bir süpürgen var mı?Do you have a broom I could borrow?
Bu sözlüğü ödünç alabilir miyim?May I borrow this dictionary?
Çim biçme makinenizi ödünç alabilir miyim?May I borrow your lawnmower?
Bir İngiliz anahtarı ödünç almak istiyorum.I'd like to borrow a wrench.
Hiçbir şey ödünç almadım.I didn't borrow anything.
Bunu sana ödünç veremem.I can't lend this to you.
Tom bir oduncu değildi.Tom wasn't a lumberjack.
Tom, Mary'yi ona biraz ödünç para vermesi için ikna etti.Tom convinced Mary to loan him some money.
Tom, Mary'yi ona biraz para ödün vermesi için ikna etti.Tom convinced Mary to lend him some money.
Lütfen kalemini bana ödünç ver.Please lend me your pen.
Bu sandalyeyi ödünç alabilir miyim.?May I borrow this chair?
Tom Mary'nin ona biraz ödünç para vermesini istedi.Tom wanted Mary to lend him some money.
Tom bir oduncu değil.Tom isn't a lumberjack.
Şemsiyemi Tom'a ödünç verdim, Mary'ye vermedim.I lent my umbrella to Tom, not Mary.
Tom bir oduncu.Tom is a lumberjack.
Bana ödünç verdiğiniz tüm kitapları okumayı bitirdim.I've finished reading all the books you lent me.
Tom, Mary'ye istediği kitapları ödünç vermeyecek.Tom wouldn't lend Mary the books she wanted.
Tom, Mary'den bir güneş gözlüğü ödünç aldı.Tom borrowed a pair of sunglasses from Mary.
Tom onun için biraz yakacak odun almamı istedi.Tom wanted me to buy some firewood for him.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod