Neden Tom'un kamyonunu ödünç almıyorsun?Why don't you borrow Tom's truck?
Tom Mary'ye bir kitap ödünç verdi.Tom lent Mary a book.
Sana motosikletimi ödünç verebilirim.I can lend you my motorcycle.
Kamp ateşine odun eklemeye gerek yok.There's no need to add wood to the campfire.
Tom arabasını ödünç almama izin verdi.Tom let me borrow his car.
Tom bana otuz dolar ödünç verdi.Tom lent me thirty dollars.
Tom eldivenlerini ödünç almama izin verdi.Tom let me borrow his gloves.
Bir şemsiye ödünç alabilir miyim?Can I borrow an umbrella?
Ben bir şemsiye ödünç alabilir miyim?May I borrow an umbrella?
Tom Mary'nin neden otuz dolar ödünç almak istediğini biliyordu.Tom knew why Mary wanted to borrow thirty dollars.
Tom bana herhangi bir ödünç para vermeyi reddetti.Tom refused to lend me any money.
Tom sık sık benden kitaplar ödünç alır.Tom often borrows books from me.
Tom sana şemsiyesini ödünç verecek.Tom will lend you his umbrella.
Tom sana kitabını ödünç verecek.Tom will lend you his book.
Kalemimi Tom'a ödünç verdim.I lent my pencil to Tom.
Şemsiyemi Tom'a ödünç verdim.I lent my umbrella to Tom.
Tarih notlarınızı ödünç alabilir miyim?Can I borrow your history notes?
Şans eseri, Tom'un ödünç alabileceğim biraz parası vardı.Luckily, Tom had some money I could borrow.
Tom, ihtiyacı olduğu kadar çok parayı ödünç alamadı.Tom couldn't borrow as much money as he needed.
Tom bana, ona biraz ödünç para verebilip veremeyeceğini sordu.Tom asked me if I could lend him some money.
Tom ona biraz para ödünç vermemi istedi.Tom has asked me to lend him some money.
Tom Mary'den ona biraz ödünç para vermesini istedi.Tom asked Mary to lend him some money.
Küreğini ödünç alabilir miyim?Could I borrow your shovel?
Ödünç aldığım kitapları sana geri vermek için geldim.I came to give you back the books I borrowed.
Tom'a kameramı ödünç verdim.I lent Tom my camera.
Ödünler vardı.There were compromises.
Ne için arabamı ödünç alman gerekiyor?What do you need to borrow my car for?
Niçin arabamı ödünç alman gerekiyor?Why do you want to borrow my car?
Bu kitabı Tom'dan ödünç aldım.I borrowed this book from Tom.
Tom'dan sana biraz ödünç para vermesini iste.Ask Tom to lend you some money.
Tom, Mary'nin onun yeni arabasının anahtarlarını ödünç almasına izin verdi.Tom let Mary borrow the keys to his new car.
Tom'a biraz para ödünç vermeyi teklif ettim.I offered to lend some money to Tom.
Tom koleje gitmek için para ödünç aldı.Tom borrowed money to go to college.
Tom üniversiteye gitmek için para ödünç aldı.Tom borrowed money to go to college.
Tom ve Mary evlerini satın alabilmek için para ödünç aldılar.Tom and Mary borrowed money to buy their house.
Tom bana okumak için bir kitap ödünç verecek.Tom is going to lend me a book to read.
Tom'un bana ödünç vermiş olduğu kitabı henüz okumadım.I haven't yet read the book Tom lent me.
Tom'u ihtiyacın olan parayı sana ödünç vermeye nasıl ikna edeceksin?How will you convince Tom to lend you the money you need?
Ben sık sık Tom'dan kitap ödünç alırım.I often borrow books from Tom.
Keşke Tom bana ödünç aldığı parayı geri verse.I wish Tom would give me back the money he owes me.
Tom senden ne kadar para ödünç aldı?How much money did Tom borrow from you?
Tom senden ne kadar ödünç para aldı?How much money did Tom borrow from you?
Tom sana ne kadar ödünç para verdi?How much money did Tom lend you?
Ne kadar para ödünç aldınız?How much money did you borrow?
Ne kadar para ödünç alabilirsin?How much money can you borrow?
Sana ders kitabımı ödünç vereceğim.I'll lend you my textbook.
Odun kesmeyi sevmiyorum.I don't like chopping wood.
Odun kırmaktan hoşlanmıyorum.I don't like chopping wood.
Bana ödünç verdiğin şemsiye hala bende.I still have the umbrella you lent me.
Tom Mary'den 3000 dolar ödünç aldı.Tom has borrowed over 3,000 dollars from Mary.
Tom'un şemsiyesini sormadan ödünç aldım.I borrowed Tom's umbrella without asking.
Tom'un şemsiyesini rica etmeden ödünç aldım.I borrowed Tom's umbrella without asking.
Tom benden çok para ödünç aldı.Tom has borrowed a lot of money from me.
Arabasını ödünç alıp alamayacağımı Tom'a soracağım.I'll ask Tom if I can borrow his car.
Latince ve Yunanca, Avrupa dilleri için önemli ödünç alma kaynakları olmuştur.Latin and Greek have been significant sources of borrowings for European languages.
Dizüstü bilgisayarınızı bir süre ödünç alabilir miyim?Can I borrow your laptop for a second?
İhtiyacın olursa sana biraz para ödünç vermeye hazırım.I'm willing to lend you some money if you need it.
Tom, Mary'nin babasından ödünç para aldı.Tom borrowed money from Mary's father.
Tom Mary'ye ona biraz ödünç para verdirdi.Tom got Mary to lend him some money.
Tom Mary'den ödünç bir şemsiye aldı.Tom borrowed an umbrella from Mary.