Ben onu çalmadım. Sadece onu ödünç aldım.I didn't steal it. I only borrowed it.
Lütfen, bana bıçağını ödünç ver.Lend me your knife, please.
Nereden bir araba ödünç alabilirim?Where can I borrow a car?
Tom bisikletimi ödünç almadan önce her zaman izin ister.Tom always asks for permission before he borrows my bicycle.
Tom ona ödünç verdiğim kitapları geri getirmeye söz verdi.Tom promised to return the books I lent him.
Tom bana biraz para ödünç vereceğini söyledi.Tom said he would lend me some money.
Bisikletimi Tom'a ödünç verdim.I lent my bicycle to Tom.
Her zaman bir karamsardan ödünç para al. O geri beklemeyecektir.Always borrow money from a pessimist. He won’t expect it back.
Tom için biraz ilaç satın alabilmem için biraz para ödünç almam gerekiyor.I need to borrow some money so I can buy some medicine for Tom.
Hastanedeki Tom'a götürmek için birkaç kitap ödünç almak istiyorum.I'd like to borrow some books to take to Tom in the hospital.
Neden Tom'a bisikletini ödünç alabilip alamayacağını sormuyorsun?Why don't you ask Tom if you can borrow his bicycle?
Ödünç alabileceğim bir Fransızca sözlüğün var mı?Do you have a French dictionary I could borrow?
Tom arabamı ödünç alsa benim için sakıncası yok.I wouldn't mind if Tom borrowed my car.
Tom bana bisikletini ödünç vermedi.Tom wouldn't lend his bicycle to me.
Tom'un şemsiyeni ödünç alması gerekiyor.Tom needs to borrow your umbrella.
Tom arabamı ödünç alabilir.Tom may borrow my car.
Tom bir arkadaştan bir araba ödünç aldı.Tom borrowed a car from a friend.
Saç kurutma makinesini ödünç alabilir miyim?Can I borrow the hair dryer?
Bir tefeciden ödünç para alsaydın bir aptal olurdun.You'd be a fool if you borrowed money from a loan shark.
Tom birkaç günlüğüne arabamı ödünç alabilir.Tom can borrow my car for a few days.
Ben ona acıdım ve parayı ona ödünç verdim.I took pity on her and lent her the money.
Kısa bir süre için kalemini ödünç alabilir miyim?Can I borrow your pencil for a bit?
Tom ödünç aldığı parayı geri ödemek istiyor.Tom wants to pay back the money he owes.
Ben makasımı ödünç aldım.She borrowed my scissors.
Tom birkaç günlüğüne Mary'nin arabasını ödünç aldı.Tom has borrowed Mary's car for a few days.
Cep telefonunu ödünç alabilir miyim, lütfen?Can I borrow your cellphone, please?
Ben senin notlarını ödünç alabilir miyim?Could I borrow your notes?
Tom odun parçalayıcının içine bazı dallar koydu.Tom put some branches into the wood chipper.
Ne zaman sana ödünç verdiğim parayı geri ödeyeceksin?When are you going to pay me back the money I lent you?
Ben Tom'a biraz ödünç para verdim.I loaned Tom some money.
Üzgünüm ama kitaplarımı sana ödünç vermek istemiyorum.Sorry, but I don't want to lend you my books.
Saç kurutma makineni ödünç alabilir miyim?May I borrow the hair dryer?
Kamp ateşine biraz daha odun koy.Put more wood on the campfire.
Senin cep telefonunu ödünç alabilir miyim? Benimkinin pili bitmiş.Could I borrow your cell? Mine ran out of energy.
Mary kütüphaneden ödünç aldığı kitabı iade etti.Mary returned the book that she had borrowed from the library.
Lütfen ateşe biraz daha odun koyunuz.Please put some more wood on the fire.
Bir kurşun kaleme ihtiyacım var. Senin kurşun kalemlerden birini ödünç alabilir miyim?I need a pencil. Can I borrow one of your pencils?
Bir kurşun kaleme ihtiyacım var. Seninkilerden birini ödünç alabilir miyim?I need a pencil. Can I borrow one of yours?
Eğer paran yoksa sana ödünç vereceğim.If you don't have money, I will lend some to you.
Bana sözlüğünü ödünç verebilir misin?Can you lend me your dictionary?
Kamera başka biri tarafından ödünç alındı.The camera has been borrowed by someone else.
Ben sadece birkaç gün önce ödünç aldığın kitabı bana geri vermeni istiyorum.I just want you to give me back that book you borrowed a few days ago.
Eğer istersen, sana bir tane ödünç vereceğim.I'll loan you one if you want.
En son ne zaman kütüphaneden ödünç kitap aldın?When was it you last borrowed books from the library?
Senden o kitabı ödünç alabilir miyim?May I borrow that book from you?
Tom bize biraz ödünç para vermeye istekli olacağını söylüyor.Tom says he'd be willing to loan us some money.
Tom'a hiç ödünç para vermezdim.I would never lend Tom any money.
Bu lamba sehpası dalgaların karaya attığı odunlardan yapılır.This lamp stand is made from driftwood.
Neden onun gibi birine ödünç para verdin?Why did you lend money to someone like him?
Tom'un bana biraz ödünç para vermesini istedim.I asked Tom to lend me some money.
Senin kulaklıklarını ödünç alabilir miyim?May I borrow your headphones?
Senin kulaklığını ödünç alabilir miyim?Can I borrow your headphones?
Çinlilere göre beş element, metal, toprak, ateş, su ve odundur.According to the Chinese, the five elements are metal, earth, fire, water and wood.
Kitabını bana ödünç verebilir misin, lütfen ?Can you lend me your book, please?
Tom yakacak odun kırıyor.Tom is chopping firewood.
Tom hafta sonu okumak için kitapçıdan bazı kitaplar ödünç aldı.Tom borrowed some books from the bookstore to read over the weekend.
Giysilerimden bazılarını ödünç almak istiyorsam, önce iste.If you want to borrow some of my clothes, ask first.
Pizza, odun ateşli bir fırında pişti.The pizza was cooked in a wood-fired oven.
Tom ateşe odun topladı.Tom gathered wood for the fire.
Tom ateşe odun ekledi.Tom added wood to the fire.