Tom kirasını ödemek için Mary'den ödünç para almak zorundaydı.Tom had to borrow money from Mary to pay his rent.
Tom'un ödünç alabileceğim bir çekici olabileceğini düşündüm.I thought Tom might have a hammer I could borrow.
Daha fazla para ödünç alamam.I can't borrow any more money.
Tom'a ödünç para vermenin bir hata olacağını düşünüyorum.I think it would be a mistake to lend Tom any money.
Şemsiyeni ödünç almamın bir sakıncası var mı?Would it be OK if I borrowed your umbrella?
Tom şemsiyesini ödünç almana izin verdi mi?Did Tom let you borrow his umbrella?
Neden bisikletini ödünç almama izin vermedin?Why wouldn't you let me borrow your bicycle?
Tom sık sık arabanı ödünç alır mı?Does Tom often borrow your car?
"Sauna" Finceden ödünç alınmış yaygın olarak kullanılan birkaç sözcükten biridir."Sauna" is one of the few widely used words that have been borrowed from Finnish.
Seninkini ödünç alabilir miyim?Can I borrow yours?
Bana seninkini ödünç verebilir misin?Can you lend me yours?
İşte senden ödünç aldığım para.Here's the money I borrowed from you.
Bu gece ziyafette takmak için bir kolye ödünç aldım.I borrowed a necklace to wear to the banquet tonight.
Tel zımbamı ödünç almak ister misin?Would you like to borrow my stapler?
Bana biraz para ödünç verebileceğini düşünüyor musun?Do you think you could lend me some money?
Sanırım sana biraz ödünç para verebilirim.I suppose I could lend you some money.
Tom'un çekicimi ödünç almasına izin vermeliydim.I should've let Tom borrow my hammer.
Tom arabasını ödünç alabileceğimizi söyledi.Tom said we could borrow his car.
Eğer istersen arabamı ödünç alabilirsin.You can borrow my car if you want.
Ondan para ödünç aldım.I borrowed money from him.
Tom Mary'den üç kitap ödünç aldı.Tom borrowed three books from Mary.
Tom bana üç kitap ödünç verdi.Tom lent me three books.
Mary Alice'e dansta giymek için bir elbise ödünç alıp alamayacağını sordu.Mary asked Alice if she could borrow a dress to wear to the dance.
Ben senin oyuncağını ödünç alabilir miyim?Can I borrow your toy?
Tom sık sık arkadaşlarından para ödünç alır.Tom often borrows money from his friends.
Kitabı sana ödünç verebilirim, sonra onu gözden geçirebilirsin. Belki ondan hoşlanacaksın.I can loan you the book, then you can have a look at it. Maybe you will like it.
Dan, Linda'dan bir kitap ödünç aldı.Dan borrowed a book from Linda.
Dün Tom'un arabasını ödünç aldın mı?Did you borrow Tom's car yesterday?
Tom, geçen hafta bana bu kitabı ödünç verdi.Tom lent me this book last week.
Bunları ödünç almamın bir sakıncası var mı?Is it OK if I borrow these?
Bu ayın kirasını ödeyebilmesi için Tom'a biraz ödünç para verdim.I lent Tom some money so he could pay this month's rent.
Çim biçme makineni ödünç alabilir miyim?Could I borrow your lawn mower?
Tom ödünç aldığı parayı ayın sonuna kadar geri ödeyeceğine söz verdi.Tom has promised to pay back the money he owes by the end of the month.
Ne sıklıkta ödünç para alırsın?How often do you borrow money?
Araba anahtarlarını ödünç alabilir miyim?Can I borrow your car keys?
Gözlüğünü ödünç alabilir miyim?Can I borrow your glasses?
Dışarı çık ve biraz daha odun getir.Go out and get some more firewood.
Ateş için biraz odun almaya gider misin?Could you go get some wood for the fire?
Tom Mary'den ona üç yüz dolar ödünç vermesini istedi.Tom asked Mary to lend him three hundred dollars.
Hiç ödünç alabileceğim ilginç kitapların var mı?Do you have any interesting books I could borrow?
Ödünç alabileceğim bir benzin bidonun var mı?Do you have a gas can I can borrow?
Ödünç alabileceğim bir kravatınız var mı?Do you have a tie I can borrow?
Tom Mary'ye hiç kimseden ödünç para almamasını tavsiye etti.Tom advised Mary not to borrow money from anybody.
Tom eğer olsaydı sana ödünç para verirdi.Tom would lend you money if he had any.
Artık arabanı ödünç almama gerek yok.I don't need to borrow your car anymore.
Tom bisikletimi ödünç aldı.Tom borrowed my bike.
Tom, ödünç alabileceği bir kravatım olup olmadığını sordu.Tom asked me if I had a black tie he could borrow.
Tom arabamı ödünç aldı.Tom borrowed my car.
Eğer istesen Tom sana ödünç para verir.Tom would lend you money if you asked him to.
İhtiyacım olan parayı bana ödünç vermesi için Tom'u ikna edemedim.I couldn't convince Tom lend me the money I needed.
Belki Tom sana biraz ödünç para verebilir.Maybe Tom can lend you some money.
Tom yarın arabamı ödünç almak istiyor.Tom wants to borrow my car tomorrow.
Dostlarıma ve düşmanlarıma ödünç kitap vermem.I don't lend books to friends or enemies.
Ben asla hiç kimseye ödünç kitap ya da CD vermem.I never lend books or CDs to anyone.
Yeterli paran yoksa, sana biraz ödünç veririm.If you don't have enough money, I'll lend you some.
Cep telefonunu ödünç alabilir miyim?Can I borrow your mobile phone?
Tom hiç kimseye asla ödünç para vermez.Tom never lends money to anyone.
Bu kadar. Sana daha fazla ödünç para vermiyorum.That's it. I'm not lending you any more money.
Paraya ihtiyacın varsa, biraz ödünç verebilirim.If you need money, I can lend you some.
"Anne, ojeni ödünç alabilir miyim?" "Alabilirsin.""Mum, may I borrow your nail polish?" "Yes, you can borrow it."