ödünç ile cümle
ödünç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Bunu ödünç almam gerekiyor.I need to borrow this.
Üç yüz dolar ödünç almam gerekiyor.I need to borrow three hundred dollars.
Birkaç saatliğine arabanı ödünç almalıyım.I need to borrow your car for a few hours.
Bu öğleden sonra arabanı ödünç almam gerekiyor.I need to borrow your car this afternoon.
Arabanı ödünç almam gerekiyor.I need to borrow your car.
Dolma kalemini ödünç almalıyım.I need to borrow your pen.
Biraz para ödünç alıp alamayacağını Tom'a sormadın mı?Didn't you ask Tom if you could borrow some money?
Bu gece arabanı ödünç alabilir miyim?May I borrow your car tonight?
Çakmağını ödünç alabilir miyim?May I borrow your lighter?
USB sürücümü asla başkalarına ödünç vermem.I never lend my USB drive to others.
Tom Mary'ye Fransızca ders kitabını ödünç alıp alamayacağını sordu.Tom asked Mary if he could borrow her French textbook.
Sana ödünç verdiğim kitaba ne oldu?What became of the book I lent you?
Onun bana biraz ödünç para vermesini iste.Ask her to lend me a little money.
Tom, bana on dolar ödünç verir misin?Tom, would you mind lending me ten dollars?
Sana sözlüğümü ödünç vereceğim.I'll loan you my dictionary.
Kirasını ödemek için Tom'un ödünç para almak zorunda olduğundan eminim.I'm sure Tom had to borrow money in order to pay his rent.
Tom üç ay önce üç yüz dolar ödünç aldı.Tom borrowed three hundred dollars three months ago.
Tom Mary'ye herhangi bir ödünç para veremediğini söyledi.Tom said he couldn't loan any money to Mary.
Arabasını tamir etmek için Tom'un anahtarlarımı ödünç almasına izin verdim.I let Tom borrow my wrenches to fix his car.
Bisikletini ödünç almam gerekecek.I'm going to need to borrow your bicycle.
Keşke bana biraz daha ödünç para verseydin.I wish you'd lent me a little more money.
Birinden bir şemsiye ödünç alırım.I'll borrow an umbrella from somebody.
İstediğin parayı sana ödünç vereceğim.I'll loan you the money you want.
Tom Mary'den 300 dolar ödünç aldı.Tom borrowed $300 from Mary.
Bize bazı araçlar ödünç alacağız.I'll borrow us some tools.
Cetvelini ödünç alabilir miyim?Could I borrow your ruler?
Kurşun kalemini ödünç alabilir miyim?Can I borrow your pencil?
Tom, bana on dolar ödünç verebilir misin?Tom, could you lend me ten dollars?
Tom neden kamyonu ödünç almak istediğini söyledi mi?Did Tom say why he wanted to borrow the truck?
Tom'un ona ödünç verdiğim bıçağı kullanması gerekmiyordu.Tom didn't need to use the knife I lent him.
Tom'un ödünç alabileceği ekstra bir tanemiz var mı?Do we have an extra one that Tom can borrow?
Tom bir oduncuydu.Tom was a lumberjack.
Lütfen ödünç aldığın şeyi iade et.Please return what you have borrowed.
Ben bir çekiç ödünç alabilir miyim?Could I borrow a hammer?
Tom Mary'nin kocasından ödünç aldığı bir kros kayağı taşıyordu.Tom was carrying a pair of cross-country skis that he'd borrowed from Mary's husband.
İngilizce, Fransızcadan sayısız sözcük ödünç aldı.English has borrowed numerous words from French.
Ödünç alabileceğim bir ütün var mı?Do you have an iron I can borrow?
Tom ihtiyacım olan parayı bana ödünç vermek için yeterince nazikti.Tom was kind enough to lend me the money I needed.
Annem bana anahtarlarını ödünç vermek zorunda kaldı.My mom had to lend me her keys.
Kalemini bana ödünç ver, lütfen.Lend me your pen, please.
Sana kitabımı ödünç vereceğim.I'll lend you my book.
Kitapları şehir kütüphanesinden ödünç alırım.I borrow books from the city library.
Daha fazla para ödünç almam gerektiğini sanmıyorum.I don't think I should borrow more money.
O, kız arkadaşının annesinin şemsiyesini ödünç almasını istedi.He asked his girlfriend to borrow her mother's umbrella.
Çağdaş Yunanca, Fransızcadan birçok kelime ödünç aldı.Modern Greek borrowed many words from French.
Erkek kardeşim her gün kütüphaneden yeni bir kitap ödünç alır.My brother borrows a new book from the library every day.
Lütfen o kitabı bana ödünç ver.Please lend me that book.
O kitabı bana ödünç verir misin?Would you lend me that book?
"Çoraplarını ödünç alabilir miyim?" "Hayır.""Can I borrow your socks?" "No."
Ödünç para alırsam özerkliğimi kaybedeceğim gibi hissediyorum.If I borrow the money, I feel like I'll lose my autonomy.
Ona biraz para ödünç para verdim ama onu henüz geri ödemedi.I lent him some money, but he hasn't paid it back yet.
Emily bana Gürcüce ders kitabını ödünç verdi.Emily lent me her Georgian textbook.
Emily bana kitabını ödünç verdi. Sonra onu ona geri getireceğim.Emily lent me her book. I'll bring it back to her later.
Sosyoloji notlarını bana ödünç olarak verebilir misin?Could you lend me your sociology notes?
Ben bir tane ödünç aldım.I borrowed one.
Sen hiçbir şey ödünç almadın.You borrowed nothing.
O Tom'a bir kitap ödünç verdi.She lent a book to Tom.
Kaçınız Tom'dan ödünç para aldı?How many of you did Tom borrow money from?
Tom ne kadar ödünç para almalı?How much money does Tom need to borrow?
Ödünç alabileceğim bir tişörtün var mı?Do you have a T-shirt I can borrow?