ödünç ile cümle

ödünç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Kardeşlerim, adamlarım ve ben ödünç olarak halka para ve buğday veriyoruz. Lütfen faiz almaktan vazgeçelim!我 和 我 的 弟兄 、 與僕 人 、 也將銀錢糧 食 借 給百姓 . 我 們 大家 都 當免去 利息
Kendinizi egzozla boğun, gidip asın, manyak arkadaşınızdan silahını ödünç alın.Лапнете ауспух, обесете си, вземете от някого пистолет - не ме интересува.
Kendisi contrarianism veya dışarı orada ve riskli olan bir görünüm alıyor ödünç değil.Não se presta muito a contrarianismos, ou simpatizar com uma perspectiva que circula por aí e é arriscada.
Kendisi contrarianism veya dışarı orada ve riskli olan bir görünüm alıyor ödünç değil.Δεν προσφέρεται για τον/την odoacer, ή μια άποψη που είναι έξω εκεί και επικίνδυνη.
Kimse kurtarmak isteyen varsa bu o savunuyor, o zaman kimse-ecek muktedir ödünç.A fin de cuentas si nadie
Kimse kurtarmak isteyen varsa bu o savunuyor, o zaman kimse-ecek muktedir ödünç.Ao fim e ao cabo, se ninguém entregar dinheiro ao banco, o banco não poderá emprestar dinheiro.
Kimse kurtarmak isteyen varsa bu o savunuyor, o zaman kimse-ecek muktedir ödünç.Ciò implica che, se non c'è nessuno che risparmia, allora nessuno potrà ricevere prestiti.
Kimse kurtarmak isteyen varsa bu o savunuyor, o zaman kimse-ecek muktedir ödünç.Dies bedeutet, falls es niemanden geben sollte, der sparen will, könnte sich niemand Geld leihen.
Kimse kurtarmak isteyen varsa bu o savunuyor, o zaman kimse-ecek muktedir ödünç.Di sini tersirat bahwa jika tidak ada yang menabung... ...maka tidak ada yang bisa meminjam.
Kimse kurtarmak isteyen varsa bu o savunuyor, o zaman kimse-ecek muktedir ödünç.Dit betekent dat als er niemand is die wil sparen, er ook niemand is die kan lenen.
Kimse kurtarmak isteyen varsa bu o savunuyor, o zaman kimse-ecek muktedir ödünç.Ez ugyanakkor az is jelenti, ha senki sem akar megtakarítani, akkor senki sem lesz képes kölcsönt felvenni.
Kimse kurtarmak isteyen varsa bu o savunuyor, o zaman kimse-ecek muktedir ödünç.Om ingen kommer till banken med besparingar kan banken inte bevilja några lån.
Kimse kurtarmak isteyen varsa bu o savunuyor, o zaman kimse-ecek muktedir ödünç.To pociąga za sobą konsekwencje, że jeśli nikt nie chce oszczedzać, to nikt nie byłby w stanie pożyczyć.
Kimse kurtarmak isteyen varsa bu o savunuyor, o zaman kimse-ecek muktedir ödünç.Zdálo by se tedy, že kde není střadatelů, nemohou být uděleny ani půjčky.
Kimse kurtarmak isteyen varsa bu o savunuyor, o zaman kimse-ecek muktedir ödünç.Αυτό υποννοεί ότι αν δε θα ήθελε κανείς να αποταμιεύσει λεφτά, τότε κανείς δε θα μπορούσε να τα δανειστεί.
Kimse kurtarmak isteyen varsa bu o savunuyor, o zaman kimse-ecek muktedir ödünç.שנית, זה אומר שיש לבנק המרכזי שליטה מוחלטת על כמות הכסף
Kitapların ödünç süresi genelde bir aydır.El periodo de préstamo, generalmente, es de un mes.
Kitapların ödünç süresi genelde bir aydır.Kirjojen laina-aika on yleensä yksi kuukausi.
Kitapların ödünç süresi genelde bir aydır.Lånetiden för böckerna är vanligtvis en månad.
Kitapların ödünç süresi genelde bir aydır.La période de prêt est généralement d’un mois.
Kitapların ödünç süresi genelde bir aydır.Книги обычно выдаются на один месяц.
Kitapların ödünç süresi genelde bir aydır.مدة استعارة الكتب هي في العادة شهر واحد.
Kısaca 100 doları ödünç almam için gereken 10 dolarlık bir ranttı değil mi?Au fond, mon loyer annuel pour emprunter ces 100 $ c'est 10 $, d'accord ?
Kısaca 100 doları ödünç almam için gereken 10 dolarlık bir ranttı değil mi?Básicamente el alquiler al año de prestar estos $100 es $10, ¿verdad?
Kısaca 100 doları ödünç almam için gereken 10 dolarlık bir ranttı değil mi?Cena za požičanie peňazí je desať dolárov za rok, však?
Kısaca 100 doları ödünç almam için gereken 10 dolarlık bir ranttı değil mi?Cena za půjčení peněz je deset dolarů za rok, že?
Kısaca 100 doları ödünç almam için gereken 10 dolarlık bir ranttı değil mi?Feitelijk is de huur per jaar om de $100 te lenen $10 zijn, toch?
Kısaca 100 doları ödünç almam için gereken 10 dolarlık bir ranttı değil mi?In esenta imprumutul pe an a sumei de 100$ este de 10$, nu?
Kısaca 100 doları ödünç almam için gereken 10 dolarlık bir ranttı değil mi?Pada dasarnya, sewa saya per tahun untuk meminjam $100 ini adalah $10, benar?
Kısaca 100 doları ödünç almam için gereken 10 dolarlık bir ranttı değil mi?Tosiasiallinen vuosivuokrani 100 dollarin lainasta on 10 dollaria, eikö vain?
Kısaca 100 doları ödünç almam için gereken 10 dolarlık bir ranttı değil mi?Về bản chất, số tiền tôi phải trả mỗi năm để có được khoản $100 này là $10, phải không?
Kısaca 100 doları ödünç almam için gereken 10 dolarlık bir ranttı değil mi?Zasadniczo, roczną opłatą za pożyczenie przeze mnie tych 100 dolarów jest 10 dolarów, prawda?
Kısaca 100 doları ödünç almam için gereken 10 dolarlık bir ranttı değil mi?Ουσιαστικά, μου ενοίκιο ανά έτος να δανειστεί αυτή $100 είναι $10, δικαίωμα;
Kısaca 100 doları ödünç almam için gereken 10 dolarlık bir ranttı değil mi?Наемът ми на година за да заема $100 ще бъде $10, нали?
Kısaca 100 doları ödünç almam için gereken 10 dolarlık bir ranttı değil mi?По сути моя аренда в год отдолжить эти $100 составляет $10, правильно?
Kısaca 100 doları ödünç almam için gereken 10 dolarlık bir ranttı değil mi?בעיקרו של דבר, השכר שאני משלם עברו הלוואה של $100 הינה $10 בשנה
Kısaca 100 doları ödünç almam için gereken 10 dolarlık bir ranttı değil mi?بشكل أساسي الفائدة أو إيجار إقتراض هذه ١٠٠ $ هو ١٠ $ أليس كذلك
Kısaca 100 doları ödünç almam için gereken 10 dolarlık bir ranttı değil mi?これは私がいつも元金の10%を割り出しているからです。
Kıyafetlerini bile ödünç akırım.Ich habe mir sogar Sachen von ihm geborgt.
Kıyafetlerini bile ödünç akırım.Îi împrumut chiar și hainele
Kıyafetlerini bile ödünç akırım.Incluso he tomado prestada su ropa.
Kıyafetlerini bile ödünç akırım.Jag lånar till och med hans kläder.
Kıyafetlerini bile ödünç akırım.שישה ילדים אינדיאנים קטנים שיחקו עם הכוורת, דבורה עקצה אחד מהם ואז נשארו חמישה
‹‹Komşuna herhangi bir şey ödünç verdiğinde, vereceği rehini almak için onun evine girmeyeceksin.Als u een vordering op iemand hebt, mag u zijn huis niet zomaar binnengaan om een onderpand te halen.
‹‹Komşuna herhangi bir şey ödünç verdiğinde, vereceği rehini almak için onun evine girmeyeceksin."Cuando des a tu prójimo algún préstamo, no entres en su casa para tomarle prenda
‹‹Komşuna herhangi bir şey ödünç verdiğinde, vereceği rehini almak için onun evine girmeyeceksin.Dacă ai vreo datorie la aproapele tău, să nu intri în casa lui ca să -i iei lucrul pus zălog;
‹‹Komşuna herhangi bir şey ödünç verdiğinde, vereceği rehini almak için onun evine girmeyeceksin.Ha kölcsön adsz valamit a te felebarátodnak: ne menj be az õ házába, hogy magad végy zálogot tõle;
‹‹Komşuna herhangi bir şey ödünç verdiğinde, vereceği rehini almak için onun evine girmeyeceksin.I nazywać będą imię jego w Izraela: Dom wyzutego.
‹‹Komşuna herhangi bir şey ödünç verdiğinde, vereceği rehini almak için onun evine girmeyeceksin.Jos lainaat jotakin lähimmäisellesi, älä mene hänen taloonsa ottamaan häneltä panttia.
‹‹Komşuna herhangi bir şey ödünç verdiğinde, vereceği rehini almak için onun evine girmeyeceksin.Keď požičiaš svojmu blížnemu nejakú vec, nevojdeš do jeho domu, aby si vzal niečo z jeho vecí do zálohu.
‹‹Komşuna herhangi bir şey ödünç verdiğinde, vereceği rehini almak için onun evine girmeyeceksin.Khi ngươi cho kẻ lân cận mướn một vật chi, chớ vào nhà người đặng lãnh lấy của cầm người;
‹‹Komşuna herhangi bir şey ödünç verdiğinde, vereceği rehini almak için onun evine girmeyeceksin.Khi ngươi cho kẻ lân_cận mướn một vật chi , chớ vào nhà người đặng lãnh lấy của cầm người ;
‹‹Komşuna herhangi bir şey ödünç verdiğinde, vereceği rehini almak için onun evine girmeyeceksin.무릇 네 이웃에게 꾸어줄 때에 네가 그 집에 들어가서 전집물을 취하지 말고
‹‹Komşuna herhangi bir şey ödünç verdiğinde, vereceği rehini almak için onun evine girmeyeceksin.Ko daš svojemu bližnjemu kaj na up, ne stopi v njegovo hišo, da vzameš od njega zastavo;
‹‹Komşuna herhangi bir şey ödünç verdiğinde, vereceği rehini almak için onun evine girmeyeceksin.Når du låner din næste noget, skal du ikke gå inn i hans hus for å hente det pant han skal gi.
‹‹Komşuna herhangi bir şey ödünç verdiğinde, vereceği rehini almak için onun evine girmeyeceksin.Når du yder din Næste et Lån, må du ikke gå ind i hans Hus for at tage Pant af ham.
‹‹Komşuna herhangi bir şey ödünç verdiğinde, vereceği rehini almak için onun evine girmeyeceksin.Om du giver något lån åt din nästa, så skall du icke gå in i hans hus och taga pant av honom.
‹‹Komşuna herhangi bir şey ödünç verdiğinde, vereceği rehini almak için onun evine girmeyeceksin.Půjčil-li bys bližnímu svému něčeho, nevejdeš do domu jeho, abys vzal něco v zástavě od něho.
‹‹Komşuna herhangi bir şey ödünç verdiğinde, vereceği rehini almak için onun evine girmeyeceksin.Quando emprestares alguma coisa ao teu próximo, não entrarás em sua casa para lhe tirar o penhor;
‹‹Komşuna herhangi bir şey ödünç verdiğinde, vereceği rehini almak için onun evine girmeyeceksin.Quando presterai qualsiasi cosa al tuo prossimo, non entrerai in casa sua per prendere il suo pegno

İlgili Sayfalar