ödünç ile cümle

ödünç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ben onu ne kadar uzunlukta ödünç alablirim?Pentru cât timp îl pot împrumuta?
Grimm Kardeşler'in masalının ilk baskısında oduncunun eşi üvey anne değil annedir.A Grimm fivérek első kiadásában a mese gonosztevője Hófehérke féltékeny anyja, tehát nem a mostohája.
Kelimesel olarak ödünç almalar dar anlamda ödünç kelimeler ve yabancı kelimelerdir.Főképpen idegen szavaknál, vezetékneveknél és rendkívüli szavaknál használatos.
Şarkı müzik aranjmanını büyük ölçüde John Barry'nin "You Only Live Twice" parçasından ödünç alıyor.A dal zenei alapját John Barry zeneszerző James Bond Csak kétszer élsz című filmhez készült főcímzenéje adta.
Müzik kitabını da ödünç verir.Szabadidejét is a zene tölti ki.
Ödünç çalışmalar hala yapılır.A rekonstrukciós munkálatok még jelenleg is tartanak.
Bir kaleme ihtiyacınız varsa, size bir tane ödünç veririm.Ha toll kell, tudok kölcsönadni neked egyet.
Hansel ve Gretel, fakir bir oduncunun çocuklarıdır.Hannu ja Kerttu ovat köyhän puunhakkaajan lapsia.
Kütüphaneden ödünç kitap almak için üyelik gerekmektedir.Kirjastosta on mahdollista varata lukukoira.
Her gün 22:00'a kadar kitap ödünç verilebilmektedir. ^Arkipukua käytetään ennen kello 18 olevissa päivätilaisuuksissa.
Müzik kitabını da ödünç verir.Hän kirjoittaa myös omaa musiikkiblogia.
Bir araba ödünç aldılar ve 1955'te Los Angeles'a taşındılar.Perhe muutti länsirannikolle ja asettui Los Angelesiin vuonna 1949.
Sözlüğünü ödünç alabilir miyim?Voinko lainata tätä sanakirjaa?
Hansel ve Gretel, fakir bir oduncunun çocuklarıdır.Ο Χάνσελ και η Γκρέτελ είναι τα παιδιά ενός φτωχού ξυλοκόπου.
Japoncanın sözcük kadrosu ağır bir şekilde diğer dillerden ödünç sözcüklerle etkilenmiştir.Το ιαπωνικό λεξιλόγιο έχει επηρεαστεί ιδιαίτερα από δάνεια άλλων γλωσσών.
Bitki fizyolojisi bile, bu türlerden bazı fikirleri ödünç alır..Η φυσιολογία των φυτών επίσης δανείζεται τεχνικές και από τους δύο αυτούς τομείς.
Ödünç çalışmalar hala yapılır.Πλέον γίνονται εργασίες συντήρησης.
Yemek yapma terimleri de sıkça Yunanca kaynaklardan ödünç alınmıştır.Το τυπογραφείο της Εταιρείας χρησιμοποιούσαν συχνά οι Έλληνες βουλευτές.
Sirius uçan bir motosiklete sahiptir ve onu Harry'nin anne ve babasının öldüğü gece Hagrid'e ödünç verir.Sirius ejede en stor flyvende motorcykel, som han lånte til Hagrid den nat, hvor Harrys forældre døde.
Émile Georget, ödünç bisiklet aldığından dolayı cezalandırıldığında yarışı kazanmaya yakındı.Émile Georget var tæt på at vinde løbet, men han blev straffet for at have lånt en cykel.
Müzik kitabını da ödünç verir.Han skriver selv sin musik.
Bu muhriplerin çoğu Askeri Yardım Programı (MAP) çatısı altında müttefik ülkelere ödünç verildi.Adskillige lande modtog deres fly under det amerikansk-betalte Military Aid Program (MAP).
Bir araba ödünç aldılar ve 1955'te Los Angeles'a taşındılar.Han forlod hæren og flyttet til Los Angeles, Californien i 1958.
Görünüş olarak ödünç alma özel bir durumu oluşturur.Et wienerlæg skiller sig ud ved at være syet på en helt speciel måde.
'Yetenekliler ödünç alır, zekiler çalar.'"Games That Lovers Play" og "Fool".
Başkalarının kalemini ödünç istemesinden hoşlanmıyor.Er en mors dreng og bryder sig ikke om at andre låner hans ting.
En son ne zaman kütüphaneden kitap ödünç aldın?Hvornår lånte du sidst bøger fra biblioteket?
Hansel ve Gretel, fakir bir oduncunun çocuklarıdır.Hans og Grete er barna til en fattig tømmerhugger.
Bunların tedavisi, şarkı söylüyor, şarkıya hitap eden Mata Hari'nin gizeminin bir kısmını ödünç alıyor.Kuren mot dette, synger hun, er å låne noe av mystikken til Mata Hari, som hun henvender seg til i sangen.
Grimm Kardeşler'in masalının ilk baskısında oduncunun eşi üvey anne değil annedir.I brødrene Grimms førsteversjon var stemoren likevel ikke stemor, men barnas virkelige mor.
Halkı bahçıvan, oduncu ve balıkçıdır.Beboerne er handelsmenn, håndverkere og fiskere.
Yerel kütüphaneden ödünç aldığı bilim kitaplarını okuyarak kendi radyosunu yaptı.Ia membaca buku-buku sains yang dipinjam dari perpustakaan umum dan membuat set radio miliknya sendiri.
Bitki fizyolojisi bile, bu türlerden bazı fikirleri ödünç alır..Fisiologi tumbuhan meminjam teknik dari kedua bidang tersebut.
Bu sahnelerin her birinde odunculardan teker teker ölür.Justru di air terjun ini, satu per satu dari mereka tewas mengenaskan.
Bu müzelere de kendi koleksiyonunu geçici sergilemesi için ödünç vermektedir.Museum tersebut menawarkan koleksi sekaligus pameran temporer.
Japoncanın sözcük kadrosu ağır bir şekilde diğer dillerden ödünç sözcüklerle etkilenmiştir.Từ vựng Nhật chịu ảnh hưởng lớn bởi những từ mượn từ các ngôn ngữ khác.
Kütüphaneden ödünç kitap almak için üyelik gerekmektedir.Học sinh được yêu cầu làm thẻ thư viện để mượn sách.
Her gün 22:00'a kadar kitap ödünç verilebilmektedir. ^Năm cổng vào vẫn bị khóa mỗi ngày vào lúc 22:00.
Müzik kitabını da ödünç verir.音楽配信もされる。
Ayrica koyun bir diğer gelir kaynagida odunculuktur.かんむり座とは別の星座である。
Kütüphaneden ödünç kitap almak için üyelik gerekmektedir.図書館 図書の貸し出しが可能。
Büyük olasılıkla Yunanca ὄρυξ sözcüğünden ödünç alınmıştır.これはギリシア文字χから取られたものである。
Giles, bir cadı konseyinden ödünç büyü almıştır.ルターは魔女裁判を支持していた。
29 yaşındaki oduncu Meng Zhaoguo bir gün tarlasında çalışmaktadır.2歳年が離れた兄のYeóryios Tsákonasも陸上競技選手。
Kanonun adının ödünçleme çevirisi "Kıçımı yala"dır.名の「ちづる」の漢字表記は「千鶴」。
Bir tefeciden ödünç para alsaydın bir aptal olurdun.高利貸しからお金を借りるのは馬鹿だよ。
Hansel ve Gretel, fakir bir oduncunun çocuklarıdır.漢賽爾與葛麗特是一個貧窮伐木工人的小孩。
Ayrica koyun bir diğer gelir kaynagida odunculuktur.盧達溫泉也是一座帶有藥效的溫泉。
Neil anılarda gezinebilen aleti çalar veya ödünç alır.九巴擬向獲選展出的文物捐贈或借出者致送紀念品。
Üvey babası Türe Melander ise (1926-2003), bir oduncu ve bir fabrika işçisiydi.他的养父Ture Melander (1926–2003) 是一个伐木工人和工厂的工人,养母Iris Melander担任卫生随访员。
Çin'den ise Siyaset Enstitülerini ödünç aldı.哥倫比亞坚持一个中国政策。
Aynı zamanda germen dillerinden de birkaç kelime ödünç alınmıştır.一些凯尔特语的词汇被日耳曼语借用。
Hansel ve Gretel, fakir bir oduncunun çocuklarıdır.헨젤과 그레텔은 가난한 나무꾼의 아이들이다.
Ayrica koyun bir diğer gelir kaynagida odunculuktur.유자구(有資具)은 유구(有具)의 다른 말이다.
Adam, yalan söyleyip, arabayı kendi rızasıyla ödünç verdiğini söyler.그러자 아귀는 자신에게 구땡을 줬고 정마담에게 장땡을 주면서 자신의 돈을 잃게 했을 것이라고 단정지어 말한다.
Kelimesel olarak ödünç almalar dar anlamda ödünç kelimeler ve yabancı kelimelerdir.특정 단어를 빌려온다는 뜻은 차용언어나 개념을 빌려와 언어간에 적용함이다.
Görünüş olarak ödünç alma özel bir durumu oluşturur.보루를 별 모양으로 배치한 것이 특징이다.
Her gün 22:00'a kadar kitap ödünç verilebilmektedir. ^꿈꾸라라는 별칭을 가지고 있으며, 매일 오후 10시부터 자정까지 2시간 동안 진행됐다.
Çin'den ise Siyaset Enstitülerini ödünç aldı.대한민국은 중국에 특사관을 설치하였다.
Müzik kitabını da ödünç verir.음악 차트 서비스 또한 제공하고 있다.

İlgili Sayfalar