ödünç ile cümle

ödünç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Fontan ödünç bisiklet bulmak için kapı kapı dolaştı.Fontan dovette quindi andare di casa in casa per trovare una bicicletta da prendere in prestito.
Carl Walnuts: Bir oduncu suçlu ve daha önceden Forrest Blackwell'in asistanı.Carl Noci: Un criminale boscaiolo e assistente di Forrest Blackwell.
Hansel ve Gretel, fakir bir oduncunun çocuklarıdır.Hänsel e Gretel sono due bambini, figli di un povero taglialegna rimasto vedovo.
Çin'den ise Siyaset Enstitülerini ödünç aldı.Introdusse il sistema politico dalla Cina, ed anche il sistema amministrativo.
Bunlardan birini Zümrüdüanka Yoldaşlığı hareketi sırasında Sturgis Podmore'dan ödünç almıştır.Sul suo scafo venne poi costruito il potentissimo obice da assalto Sturmtiger.
Görünüş olarak ödünç alma özel bir durumu oluşturur.L'assegnazione di un nome a un particolare genere è piuttosto prevedibile.
Tom parayı bana ödünç vermeyi önerdi.Том предложил мне денег взаймы.
Sözlüğü arkadaşımdan ödünç aldım.Я одолжил словарь у своего друга.
Bana kitabı ödünç verir misiniz?Вы не одолжите мне книгу?
Bu kitabı sana ödünç vereceğim.Я одолжу тебе эту книгу.
Onu ödünç aldım.Я это занял.
'Yetenekliler ödünç alır, zekiler çalar.'«Нищие нищенствуют, воры воруют, гулящие гуляют».
Cesedi bulan oduncunun ifadesi ise hiçbirisininkine uymaz.Труп на столе её не смущает.
Grimm Kardeşler'in masalının ilk baskısında oduncunun eşi üvey anne değil annedir.В этом мультсериале Гум является матерью а не отцом.
Ayrica koyun bir diğer gelir kaynagida odunculuktur.Наряду с гусями они прогоняют также других уток.
Kütüphaneden ödünç kitap almak için üyelik gerekmektedir.وأسسوا مكتبة لاستعارة الكتب .
29 yaşındaki oduncu Meng Zhaoguo bir gün tarlasında çalışmaktadır.رهام الفرا، 29 عاما أردنية تعمل في UNOHCI.
Bugün senin tenis raketini ödünç alabilir miyim?أيمكنني استعارة مضربك للتنس اليوم؟
Bu kitabı ondan ödünç aldım.أنا إقترضت هذا الكتاب منه.
Arkadaşından ödünç para aldı.استدان من رفقائه
Bisikletimi ödünç almak için Tom'a kim izin verdi?من أذن لتوم باستعارة سيارتي?
Yemek yapma terimleri de sıkça Yunanca kaynaklardan ödünç alınmıştır.Termos culinários também foram frequentemente emprestados de fontes gregas.
Yaklaşık 14 milyon insan ya da Japon nüfusun %10'u bir "sarakin"den ödünç para almış durumdadır.Cerca de 14 milhões de pessoas, ou 10% da população japonesa, pegaram empréstimos de um sarakin.
Tıp hakkında pek çok eser Yunanca yazılıp yayımlanmıştı ve bu kaynaklardan kelimeler ödünç alınmıştır.Muitas palavras na medicina foram escritas em grego e palavras frequentemente emprestadas dessa fontes.
Hemen ardından Theo'dan ödünç aldığı parayla yağlı boya ile ilk resimlerini yaptı.Ele pintou suas primeiras telas a óleo depois disso, compradas com dinheiro emprestado de Theo.
Astronomik katalogları ve William’ın ödünç aldığı başka yayınları kopyalamayı öğrenmiştir.Ela aprendeu a copiar catálogos astronômicos que William emprestava.
Kurumun amacı, ekonomik hareketliliği sağlamak için banka ve kurumlara ödünç para sağlamaktı.O objetivo da RFC era emprestar dinheiro a bancos e instituições para estimular a atividade econômica.
Her gün 22:00'a kadar kitap ödünç verilebilmektedir. ^O programa é transmitido diariamente, das 22h até a meia-noite.
Ayrıca küçük çaplı odunculuk (ağaç yetiştirip kereste olarak satma) da yapılmaktadır.Plantava-se algodão arbóreo herbáceo (em menor quantidade).
Diğer bir uçak test, araştırma ve geliştirme amaçlı kullanılmak üzere Boeing'e ödünç verilmiştir.Er is er een permanent uitgeleend aan Boeing voor tests, onderzoek en ontwikkeling.
Kütüphaneden ödünç kitap almak için üyelik gerekmektedir.Men hoeft geen lid te zijn van de bibliotheek om hier boeken te kunnen lenen.
Görünüş olarak ödünç alma özel bir durumu oluşturur.Dat geeft het gehucht een bijzonder karakter.
Büyük olasılıkla Yunanca ὄρυξ sözcüğünden ödünç alınmıştır.Kennelijk was er voldoende belangstelling voor zijn Griekstalige redevoeringen.
Yaşayan kütüphane kitap ödünç alınabilecek kütüphane formunda organize edilmiştir.Een levende bibliotheek wordt georganiseerd in de vorm van een uitleenbibliotheek.
Fontan ödünç bisiklet bulmak için kapı kapı dolaştı.Menist kwam er zijn geleende fiets ophalen.
Aynı zamanda germen dillerinden de birkaç kelime ödünç alınmıştır.Ook in Germaanse talen komen neusklanken voor.
Burada topu duvar veya yuvarlanılan tepeyi geçmek için ödünç alan olarak düşünebiliriz.Een steenmannetje wordt wel gebruikt om een pad of de top van een heuvel te markeren.
Her gün 22:00'a kadar kitap ödünç verilebilmektedir. ^Het orgel wordt elke zondag voor de heilige mis van 10:30 bespeeld.
Bir kaleme ihtiyacın varsa, sana bir tane ödünç vereyim.Als je een pen nodig hebt, zal ik je er een uitlenen.
Sizden biraz para ödünç alabilir miyim?Kan ik wat geld van je lenen?
Onu ödünç almıştım!Ik had ’m geleend!
Ali Baba ise fakir bir kadınla evlenerek odunculuk yapar.Tymczasem Ali Baba, który poślubił kobietę ubogą, szybko znalazł się w nędzy.
Çin'den ise Siyaset Enstitülerini ödünç aldı.Zajął się badaniem systemu politycznego w Chinach.
Kütüphaneden ödünç kitap almak için üyelik gerekmektedir.Przygotowywała zestawienia książek do zakupu przez biblioteki.
Hansel ve Gretel, fakir bir oduncunun çocuklarıdır.De små barnen Hansel och Gretel blir övergivna ute i skogen.
Kütüphaneden ödünç kitap almak için üyelik gerekmektedir.Det är gratis att låna på biblioteket.
Ayrica koyun bir diğer gelir kaynagida odunculuktur.Åkeforsån (Åkforsån) är en del av Nyköpingsån.
Halkı bahçıvan, oduncu ve balıkçıdır.Han är fångstman, fiskare eller timmerman.
(1942) Sünnice Dağlarında Oduncular, 54x65 cm.(Jämför standardavstånd på mountainbikes 40–42 cm.)
'Yetenekliler ödünç alır, zekiler çalar.'«Жебраки просять милостиню, злодії крадуть, повії гуляють».
Her gün 22:00'a kadar kitap ödünç verilebilmektedir. ^В ефірі — щодня о 22.00.
Samurayın cesedini de günler sonra ormanda oduncu bulmuştur.Існує легенда, що одного разу в лісі на нього напали самураї.
Banka ona 500 dolar ödünç verdi.Банк позичив їй 500 доларів.
Bu CD'yi ödünç alabilir miyim?Чи можна мені позичити цей диск?
Eğer paranı arkadaşına ödünç verirsen, paranı ve arkadaşını kaybedersin.Позичаючи гроші другові, ти втрачаєш і гроші, і друга.
Üvey babası Türe Melander ise (1926-2003), bir oduncu ve bir fabrika işçisiydi.Pěstounský otec Ture Melander (1926–2003) pracoval jako dřevorubec a posléze tovární dělník.
Başkalarının kalemini ödünç istemesinden hoşlanmıyor.Nemá rád odsuzování druhých lidí.
Çoğu kütüphane, belirli makalelere erişim sağlayan kütüphanelerarası ödünç alma sistemine bağlıdır.Mimo jiné knihovna nabízí půjčování laptopů.
Kütüphaneden ödünç kitap almak için üyelik gerekmektedir.Permite efectuarea de împrumuturi pentru cititorii înscriși la bibliotecă.
Kitaplar satın alınabildiği gibi ödünç de alınabilmektedir.Aceste produse pot fi accesate și cumpărate cu ajutorul cărții de credit.

İlgili Sayfalar