ödünç ile cümle
ödünç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Kütüphaneden sık sık kitap ödünç alırım.나는 도서관에서 종종 책을 빌린다.
Japoncanın sözcük kadrosu ağır bir şekilde diğer dillerden ödünç sözcüklerle etkilenmiştir.אוצר המילים של היפנית מושפע מאוד ממילים משפות אחרות.
'Yetenekliler ödünç alır, zekiler çalar.'"אמנים טובים שואלים {borrow), אמנים מעולים גונבים".
Şarkı müzik aranjmanını büyük ölçüde John Barry'nin "You Only Live Twice" parçasından ödünç alıyor.השיר מכיל בחלקו נעימת רקע שמופיעה גם בשיר You Only Live Twice של ג'ון בארי.
Hansel ve Gretel, fakir bir oduncunun çocuklarıdır.עמי ותמי הם ילדיו של חוטב עצים עני.
Köy geçimini odunculuk ve turizm ile sağlar.כך אנשים מודעים למה שקורה בעולם ובנוסף, לאפשרויות תעסוקה ותיירות.
Ödünç aldığı 16 mm'lik bir film kamerasında alıştırma yaparak sinema kameramanlığını kendi kendine öğrenmişti.את הסרט הוא צילם באמצעות מצלמה מושאלת מסוג 16 מ"מ, האופיינית לסרטים דלי תקציב, שאותה אחז בידו במהלך הצילום.
Görünüş olarak ödünç alma özel bir durumu oluşturur.את הוקרתו למצילו הביע קולאו בדרך מיוחדת.
Bitki fizyolojisi bile, bu türlerden bazı fikirleri ödünç alır..גם הפיזיולוגיה של הצמחים שואלת כלים משני שדות מחקר אלו.
Hansel ve Gretel, fakir bir oduncunun çocuklarıdır.Хензел и неговата сестричка Гретел са деца на беден дървар.
Kütüphaneden ödünç kitap almak için üyelik gerekmektedir.Книгите могат да бъдат вземани назаем от библиотеки.
Sözcük Gallo-Romanca konuşan topluluklar tarafından alınıp Almancaya ödünç verilmiş olmalıdır.Френският е романски език, който се е развил от гало-романските диалекти, говорени в Северна Франция.
Üvey babası Türe Melander ise (1926-2003), bir oduncu ve bir fabrika işçisiydi.Pestúnsky otec Ture Melander (1926 – 2003) pracoval ako drevorubač a neskôr továrenský robotník.
Kütüphaneden ödünç kitap almak için üyelik gerekmektedir.Žiaci si môžu požiačiavať knihy zo školskej knižnice.
Eğer gemi sağ salim geri dönerse, gemi sahibi deniz ödüncünü misliyle geri öderdi.Ak majiteľ umrie, loď vraj začne smútiť.
Büyük olasılıkla Yunanca ὄρυξ sözcüğünden ödünç alınmıştır.Používalo sa predovšetkým pre slová prevzaté z gréčtiny.
Çin'den ise Siyaset Enstitülerini ödünç aldı.Požaduje politické reformy a demokratizáciu čínskej spoločnosti.
Japoncanın sözcük kadrosu ağır bir şekilde diğer dillerden ödünç sözcüklerle etkilenmiştir.Besede japonskega izvora si je sposodilo veliko svetovnih jezikov.
Her gün 22:00'a kadar kitap ödünç verilebilmektedir. ^Na OTO se predvajajo risanke od 6.00 do 22.00.
Bu noktada Anthony D.Smith'den bazı kavramları ödünç alir.V tej verziji nekaj kitic zapoje tudi Anthony Gourdine.
Japoncanın sözcük kadrosu ağır bir şekilde diğer dillerden ödünç sözcüklerle etkilenmiştir.Japonų kalbos žodyną stipriai paveikė įvairūs skoliniai iš kitų kalbų.
Başkalarının kalemini ödünç istemesinden hoşlanmıyor.Tačiau ne visiems patiko lektorių idėjos.
29 yaşındaki oduncu Meng Zhaoguo bir gün tarlasında çalışmaktadır.Jolita Grubliauskaitė yra 29 metų ir dirba teisininke.
Kimin bisikletini ödünç almak istedin?Kieno dviratį nori paskolinti?
Yardım için bağışlanan her pound, ödünç alınan borçların ödenmesi için on misli olarak ülkeden çıkıyordu.Iga abiks annetatud naela kohta tuli kümme korda rohkem võla katteks ära maksta.
Büyük olasılıkla Yunanca ὄρυξ sözcüğünden ödünç alınmıştır.Sõna on laenatud tõenäoliselt vene keelest.
Örneğin ağaç kesmek için oduncuya, maden çıkartmak için madenciye ihtiyacınız vardır.Mäeeraldis on kaevandamisloaga maavara kaevandamiseks määratud maapõue osa.
10 eksi 4 eşittir 6. Şimdi bu bir eksildi, yani bunun için de ödünç almak gerekir.10이 됩니다 10- 4= 6입니다
Abimin bana seve seve ödünç verdiği harika bir Yamaha motosikleti vardı.Anh trai tôi có một chiếc xe gắn máy Yamaha tuyệt vời và sẵn sàng cho tôi mượn.
Abimin bana seve seve ödünç verdiği harika bir Yamaha motosikleti vardı.Fratele meu avea motocicleta asta tare Yamaha pe care m-a lăsat să o folosesc când aveam chef.
Abimin bana seve seve ödünç verdiği harika bir Yamaha motosikleti vardı.제 동생은 훌륭한 야마하 오토바이를 가지고 있었습니다. 그는 제가 언제나 오토바이를 자유롭게 빌릴 수 있도록 해줬죠.
Abimin bana seve seve ödünç verdiği harika bir Yamaha motosikleti vardı.Mein Bruder hat dieses großartige Yamaha Motorrad. und er war freigebig bereit, es mir zu leihen.
Abimin bana seve seve ödünç verdiği harika bir Yamaha motosikleti vardı.Mi hermano tenía su gran moto Yamaha que estaba dispuesto a prestarme libremente.
Abimin bana seve seve ödünç verdiği harika bir Yamaha motosikleti vardı.Mijn broer had een grote Yamaha motorfiets die hij mij gratis uitleende.
Abimin bana seve seve ödünç verdiği harika bir Yamaha motosikleti vardı.Mio fratello aveva una moto Yamaha spettacolare che mi prestava tranquillamente.
Abimin bana seve seve ödünç verdiği harika bir Yamaha motosikleti vardı.Mój brat miał wtedy motor Yamaha i nie miał nic przeciwko, kiedy chciałem go pożyczyć.
Abimin bana seve seve ödünç verdiği harika bir Yamaha motosikleti vardı.Або коли мій брат давав мені покататись на цьому прекрасному мотоциклі Ямаха.
Abimin bana seve seve ödünç verdiği harika bir Yamaha motosikleti vardı.Брат ми имаше страхотен мотоциклет Yamaha, който ми даваше да карам на воля.
Abimin bana seve seve ödünç verdiği harika bir Yamaha motosikleti vardı.У моего брата был великолепный мотоцикл Yamaha, на котором он давал мне покататься каждую неделю.
Abimin bana seve seve ödünç verdiği harika bir Yamaha motosikleti vardı.לאחי היה את אופנוע הימהה הנפלא הזה שהוא היה מוכן להשאיל לי בחופשיות.
Abimin bana seve seve ödünç verdiği harika bir Yamaha motosikleti vardı.كان لأخي دراجة ياماها النارية والتي كان مستعداً لأعارتي إياها وقتما شئت
Abimin bana seve seve ödünç verdiği harika bir Yamaha motosikleti vardı.私に自由に使わせてくれました ポリスの"シンクロニシティ"のカセットが
Abla, Pazar günü bunu bana ödünç verseneChị ơi, cho em mượn nó hôm chủ nhật nhé
Abla, Pazar günü bunu bana ödünç verseneKak, saya pinjam nanti hari Minggu ya?
Abla, Pazar günü bunu bana ödünç versene나 일요일에 한번만 빌려주라
Abla, Pazar günü bunu bana ödünç verseneNoona, add kölcsön nekem Vasárnap!
Abla, Pazar günü bunu bana ödünç verseneNoona (isosisko), anna minun lainata tätä sunnuntaina.
Abla, Pazar günü bunu bana ödünç verseneNoona, kann ich sie mir am Sonntag leihen?
Abla, Pazar günü bunu bana ödünç verseneNoona, nech mě si to v neděli půjčit.
Abla, Pazar günü bunu bana ödünç verseneNoona (sorella maggiore), prestamela domenica
Abla, Pazar günü bunu bana ödünç verseneNuna, ik wil dit zondag lenen.
Abla, Pazar günü bunu bana ödünç verseneSestra, posodi mi to v nedeljo.
Abla, Pazar günü bunu bana ödünç verseneSestra, požičaj mi to na nedeľu.
Abla, Pazar günü bunu bana ödünç verseneSiostra, pożycz mi to na niedzielę.
Abla, Pazar günü bunu bana ödünç verseneSoeur, laisse-moi le prendre le samedi.
Abla, Pazar günü bunu bana ödünç verseneSora, lasa-ma sa-l imprumut duminica.
Abla, Pazar günü bunu bana ödünç verseneSyster, låt mig låna den på söndag.
Abla, Pazar günü bunu bana ödünç verseneΑδερφουλα ασε με να το δανιστω την Κυριακη
Abla, Pazar günü bunu bana ödünç verseneСестра, дашь мне её поносить в воскресенье?
Abla, Pazar günü bunu bana ödünç verseneאחותי תתני לי לשאול אותו ביום ראשון?