ödünç ile cümle
ödünç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Bana sözlüğünü ödünç ver, lütfen.Leih mir bitte dein Wörterbuch aus.
Sözlüğünü bana ödünç ver, lütfen.Leih mir bitte dein Wörterbuch aus.
Lütfen sözlüğünü bana ödünç ver.Leih mir bitte dein Wörterbuch aus.
Arabam bozulduğunda, kendi arabasını ödünç verme nezaketini gösterdi.Er war so freundlich und lieh mir sein Auto, als meins kaputt war.
Sözlüğü arkadaşımdan ödünç aldım.Ich habe mir das Wörterbuch von meinem Freund ausgeborgt.
Tom, Mary'den bir kitap ödünç aldı.Tom lieh sich ein Buch von Mary.
Benimkini ödünç alabilirsin.Du kannst dir meinen ausborgen.
Tom benden tekrar ödünç para almak istiyor.Tom möchte erneut Geld von mir leihen.
Ödünç alabileceğim bir çakısı olan var mı?Hat jemand ein Taschenmesser, das ich mir ausleihen könnte?
Tom'un bir kurşun kaleme ihtiyacı oldu, benimkini ona ödünç verdim.Da Tom einen Bleistift brauchte, lieh ich ihm meinen.
1826 yılının sonbaharında Goethe oradan, kafatasını ödünç aldı.Im Herbst 1826 entlieh sich Goethe von dort heimlich den Schädel.
Ayrica koyun bir diğer gelir kaynagida odunculuktur.Ein weiterer Tempel, den er erbaute (oder renovierte) gehörte dem Išnikarab-von-dem-Hain.
Şehirlerin sayısı artmaktadır, bu ödünç alınan ya da yeniden kurulan şehirler aracılığıyla gerçekleşmektedir.Die Zahl der Städte nimmt zu, dies kann durch Neugründungen oder Verleihung des Stadttitels geschehen.
Yaşayan kütüphane kitap ödünç alınabilecek kütüphane formunda organize edilmiştir.Organisiert wird eine Living Library in Form einer Leihbibliothek.
Kütüphaneden ödünç kitap almak için üyelik gerekmektedir.Zur Ausleihe von Büchern ist ein Bibliotheksausweis nötig.
Grimm Kardeşler'in masalının ilk baskısında oduncunun eşi üvey anne değil annedir.So ist in Grimms Märchen ab der 2. Auflage die böse Mutter stets eine Stiefmutter.
Sekiz yılın sonunda Baal, Ekart'ı boğar ve kendisi de yanlarına sığındığı oduncuların yanında ölür.Zu ihrem Schutz vergrub Adolphi sie im Erdboden, womit er sie vor der Vernichtung bewahrte.
Yemek yapma terimleri de sıkça Yunanca kaynaklardan ödünç alınmıştır.Der korinthische Helm findet sich auch häufig auf griechischen Münzen.
Bana sözlüğünü ödünç ver, lütfen.Prête-moi ton dictionnaire s'il te plait.
Ben onu sana ödünç vereceğim.Je te le prêterai.
Bana bir zımba ödünç verebilir misiniz?Pouvez-vous me prêter une agrafeuse?
Bu kitabı size ödünç veremem.Je ne peux vous prêter ce livre.
Bunu ödünç almak isterdim.J'aimerais emprunter ceci.
Bunu çalmadım. Kalıcı olarak ödünç aldım.Je ne l'ai pas volé. Je n'ai fait que l'emprunter de manière permanente.
Astronomik katalogları ve William’ın ödünç aldığı başka yayınları kopyalamayı öğrenmiştir.Elle apprend à copier les tables astronomiques et d'autres publications empruntées par William.
Fontan ödünç bisiklet bulmak için kapı kapı dolaştı.Fontan dut rentrer chez lui, pour emprunter un vélo.
Hansel ve Gretel, fakir bir oduncunun çocuklarıdır.Hansel et Gretel sont les deux enfants d'une famille pauvre.
Ardından 1923'te, kuzey Avusturya'daki Stift Reichersberg isimli bir manastıra ödünç verildi.Il fut ensuite prêté en 1923 au Stift Reichersberg, un monastère Augustins du nord de l'Autriche.
Görünüş olarak ödünç alma özel bir durumu oluşturur.Une image décorée d'une manière ou d'une autre prend une apparence particulière.
Büyük olasılıkla Yunanca ὄρυξ sözcüğünden ödünç alınmıştır.Elle est généralement désignée par la lettre grecque σ.
Tek bir salonda okuyucu hizmetleri ve ödünç verme işlemleri bir arada yürütülmüştür.Le prêt à domicile ou en salle de lecture est ouvert à tous.
Yemek yapma terimleri de sıkça Yunanca kaynaklardan ödünç alınmıştır.La recette turque est souvent plus liquide que la recette grecque.
Ödünç vereceği kitaplar içinde bir izleme defteri hazırlayarak yollara düşer.Il trouve un livre de sorcellerie qu'il décide d'emprunter.
Örneğin ağaç kesmek için oduncuya, maden çıkartmak için madenciye ihtiyacınız vardır.Pour cela, il faut bâtir des camps de bûcherons et de minage pour extraire les matières premières.
Bir sözlüğe ihtiyacın varsa, sana benim eski sözlüğümü ödünç vereceğim.Si necesitas un diccionario, te presto el mío viejo.
Eğer istersen, sana bir tane ödünç vereyim.Si quieres te presto uno.
Sözlüğünü ödünç alabilir miyim?¿Me puedes prestar el diccionario?
Sana bu kitabı ödünç veremem.No puedo prestarle este libro.
Tom hafta sonu boyunca okumak için kütüphaneden bazı kitaplar ödünç aldı.Tom cogió prestados algunos libros de la biblioteca para leer durante el fin de semana.
Sosyoloji notlarını bana ödünç olarak verebilir misin?¿Me prestás la lección de sociología?
Sana hiç ödünç para veremem.No puedo prestarte nada de dinero.
Onu ödünç aldım.Yo lo tomé prestado.
Ben onu çalmadım. Sadece onu ödünç aldım.Yo no lo robé, solo lo cogí prestado.
Bana ödünç verdiğin parayı sana geri ödeyemiyorum.No te puedo devolver el dinero que me prestaste.
Bir kaleme ihtiyacın varsa, sana bir tane ödünç vereyim.Si necesitas un bolígrafo te dejo uno.
Bir arkadaş bu kitabı bana ödünç verdi.Este libro me lo prestó un amigo.
Bir köpek kulübesi yapmak için babamın çekicini ödünç aldım.Tomé prestado el martillo de mi padre para construir una caseta para perros.
Hansel ve Gretel, fakir bir oduncunun çocuklarıdır.Hansel y Gretel eran los hijos de un pobre leñador.
Bunların tedavisi, şarkı söylüyor, şarkıya hitap eden Mata Hari'nin gizeminin bir kısmını ödünç alıyor.La cura para estos, canta, es pedir prestado algo de misterio de Mata Hari, a quien dirige la canción.
Şehirde bulunan tek Tora'yı ödünç aldı.Es la única huaca ubicada en la ciudad.
Çin'den ise Siyaset Enstitülerini ödünç aldı.En ese cargo supervisó las fuerzas de seguridad de China y de las instituciones policiales.
Arabanı ödünç alabilir miyim?Posso prendere in prestito la tua auto?
Kitabı ondan ödünç aldı.Ha preso il libro in prestito da lui.
Sözlüğü arkadaşımdan ödünç aldım.Ho preso in prestito il dizionario da un amico.
Babamdan ödünç para aldım.Ho preso dei soldi in prestito da mio padre.
Eğer istersen sana bir tane ödünç veririm.Se vuoi te ne presto uno.
Arabayı Tom'a ödünç verdim.Ho prestato la macchina a Tom.
Neden bisikletini ödünç almama izin vermedin?Perché non mi hai lasciato prendere in prestito la tua bicicletta?
Tom parayı Mary'den ödünç aldığımı biliyor.Tom sa che ho presto i soldi in prestito da Mary.
'Yetenekliler ödünç alır, zekiler çalar.'‘I talenti prestano, i geni rubano’.