Ana içeriğe geç
Sözlük

öbür ile cümle

öbür kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
„Ne dersin, öbür güne kadar iyileşir mi?“ - „Bilmem ki. Önce bir onunla konuşayım.“„Was meinst du, wird sie sich bis übermorgen erholen?“ - „Ich weiß es nicht. Lass mich erst mit ihr sprechen.“
Gevşek davranırsak hududun öbür tarafında tetikte bekleyenleri yüreklendiririz" derler.Wenn wir der Popanz für jemanden sind, dann gehorchen wir ihm widerstandslos.
Şeytan, öbür yanağını dönmek yerine intikam almayı temsil eder!Satan bedeutet Rache statt Hinhalten der anderen Wange.
Bir sıvı (dağılan faz), öbürünün (dağınılan faz) içinde dağılmış durumdadır.Gestartet wird jeweils von der Mitte einer der einander gegenüberliegenden Geraden.
Bir kamçı ana hücrede kalır, öbürü ise ondan türetilir.Eine Kausch am Vorderrand des Segels (dem Vorliek), die andere am hinteren Rand (dem Achterliek).
Yum Öbür Dünya Yalanmış ( ft.Münden) Gimte (Stadtteil von Hann.
Sanskritçe ve öbür Hint dillerini konuşurlar.Sanskrit und die Sprachen Alteuropas.
Matz: Akıllı değildir ama çok güçlüdür ayrıca çok oburdur.Chunk - ist vefressen und nicht sehr intelligent, aber ziemlich stark.
Öbür neden ise işlevsel olarak önemli olan korunmuş bölgeler bu yolla bulunabilir.Dort könnten Funktionen, die für den sozialen Austausch besonders wichtig sind, lokalisiert sein.
Öbür noktaları atalım.Die Übrigen schieden aus.
(Bazen bir topluma iyi ya da kötü günler gösteririz, bazen öbürüne.)Etwa als: "Ich sag(e) auch: Guten Morgen!" oder "Guten Morgen, auch!"
Sürekli öbür dünya için çalışırlar.Sie kommt immer wieder durch den einzelnen in die Welt.
Oburluğu kendisinin bir zaafıdır.Hafer ist ein Selbstbestäuber.
Öbür türlü aşama 1'den tekrar başla.Den Rest von Schritt 1 bestimmen.
1833'e kadar öbür iki bölümü de yayımlandı.Die beiden korrespondierten bis 1833 miteinander.
Sonraki yıllarda öbür eyaletlerde de benzeri yasalar kabul edilmiştir.In anderen Bundesstaaten wurden ähnliche Gesetze damals in Kraft gesetzt.
Arapça, Farsça gibi dillerden de öbür Türk halklarında olduğu gibi faydalanılmıştır.Teilweise hat schon das Arabische sie aus anderen Sprachen wie dem Griechischen entlehnt.
Fatso ise her zaman obur ve şişman'dır.Die Nonne muss alt und fett sein.
Öbürü, 1507'de basılmış Martin Waldseemüller'in haritasıdır.Den ersten gedruckten Globusstreifen stellte Martin Waldseemüller 1507 her.
Tiz ses veren davul (tek) sola, öbürü (düm) sağa konur.Confluent de la Marne (à gauche) avec la Seine (à droite puis en bas).
Bir ucundan kendisi tutar, öbür ucunu karşısındakine tutturur.Il suggère plutôt un épaulement traversant le chemin de part en part.
Gevşek davranırsak hududun öbür tarafında tetikte bekleyenleri yüreklendiririz" derler.Alors qu'entre les cordes nous rivalisons l'un contre l'autre, en dehors nous nous tenons côte à côte »,.
Şeytan, öbür yanağını dönmek yerine intikam almayı temsil eder!Satan représente la vengeance, au lieu de tendre l'autre joue.
Speer obur okuyucu idi ve Spandau'da tek başına ilk üç yılda 500'ün üzerinde kitabı okuyup tamamladı.Speer était un lecteur vorace et il lut 500 livres durant ses trois premières années de détention à Spandau.
Fakat öbür uzaylılar buna izin vermez.Mais les marins survivants ne se laisseront pas faire !
Çok oburdur, her şeyi yer.Il est très gros car il mange tout le temps.
Bir sıvı (dağılan faz), öbürünün (dağınılan faz) içinde dağılmış durumdadır.L'un d'entre eux inséminera l'autre.
Fakat vadesi dolmadığı için öbür tarafa alınmaz.Elle n'est pas disposée à passer de l'autre côté.
Adeta yürüyüş biçiminde at önce bir yanındaki, sonra da öbür yanındaki ayaklarını ileri atar.Il leur laisse le visage découvert mais recouvre leur tête et descend jusqu'aux pieds).
Obur olduğundan ve çok yediği için öldüğünden bahsedilir..Il mourut, dit-on, d’avoir trop mangé de melons.
Usopp Oburluk adasına düşmüştür.Voyage à l'île de Rügen.
Bu zaferden sonra Herakleios Arakses Nehri'ni geçti ve öbür taraftaki ovalarda kamp yaptı.Après cette victoire, Héraclius franchit l’Araxe pour camper dans les plaines de la rive opposée.
Oburluğu kendisinin bir zaafıdır.Sa captivité est un calvaire.
Biri nasıl ölüyorsa, öbürü de öyle ölüyor.Si la Petite Sœur meurt, celui-ci meurt également.
Sırtındaki iki kılıcı çeker ve birini Zeus'un sağ eline, öbürünü sol eline saplar.À droite, deux soldats, l'épée au côté, conversent.
Öbür gün nereye gidiyorsun?¿A dónde vas pasado mañana?
Öbür tarafı bilmem ama bu tarafta iyiler kaybeder.No sé cómo será en el otro lado, pero en este lado los buenos pierden.
Obura bak! Beş dakikada dört koca tabağı mideye indirdi!¡Menudo tragaldabas! ¡Se ha comido cuatro platos principales en cinco minutos!
Yum Öbür Dünya Yalanmış ( ft.EOM (El Otro Mensual).
Şarkı sona erince iyi giyinmiş bir erkek bu kalabalıktan ayrılır ve sahnenin öbür tarafına geçer.Al acabar la canción, un hombre bien vestido sale del público y entra en escena.
Tiz ses veren davul (tek) sola, öbürü (düm) sağa konur.El óvalo está rodeado por una rama de olivo (a la derecha) y una de roble (a la izquierda).
Biri nasıl ölüyorsa, öbürü de öyle ölüyor.Si uno muere, el otro también.
Bir oyuncuna kırmızı taşları ait, öbüre karaları.Arriba papel rojo con tres putas.
Sonraki yıllarda öbür eyaletlerde de benzeri yasalar kabul edilmiştir.En los años siguientes leyes similares se extendieron a otros países de la Unión Europea.
İki kâğıttan birine "Katil", öbürüne de "Dedektif" yazılır.2 Ladrón El Ladrón nombra a otro personaje, excepto al Asesino o al "asesinado".
Öbür: Başın olmadığı diğer kenardaki miskettir.Percusión adicional en Sin ti a mi lado.
Öbür yıl büyük umutlarla 25 Milyar $ kendi parasıyla yatırım yaptı.En agosto, invirtió 50 millones de dólares en Elpida.
"1:5 Bakın öbür uluslara, Gördüklerinize büsbütün şaşacaksınız.23:50 Uno tras otro, todos los países de Europa Oriental se independizan del control soviético.
Cthulhu'nun ve öbür Mitos elementlerinin resimleri de yapılmıştır.También se aprecian alusiones a los Mitos de Cthulhu.
Kral Gılgamış ölümden kurtulma çabasıyla dünyanın öbür ucuna kaçar.El rey evita que es escape por el otro lado.
Şeytan, öbür yanağını dönmek yerine intikam almayı temsil eder!Satana rappresenta vendetta invece di porgere l'altra guancia.
Adeta yürüyüş biçiminde at önce bir yanındaki, sonra da öbür yanındaki ayaklarını ileri atar.Sulla terra camminano con gli arti anteriori, e usano quelli posteriori come mani.
Rahip Cosmas, Bulgar başrahipler ve piskopos sürülerini açgözlülük, oburluk ve ihmalle suçladı.Cosmas il Prete accusò gli abati e i vescovi bulgari di avidità, ingordigia e negligenza verso il popolo.
Yum Öbür Dünya Yalanmış ( ft.Mefis Depedis) Sultanto fingere Altro mondo (feat.
Bu zaferden sonra Herakleios Arakses Nehri'ni geçti ve öbür taraftaki ovalarda kamp yaptı.Dopo questa vittoria, Eraclio attraversò il fiume Arasse e si accampò nelle pianure dall'altra parte.
Bunlardan yalnızca biri kurtulanlar (naci), yani geçerli, öbür yetmişikisi ise yanlış ve geçersiz fırkadır.Alcuni sono comprensivi e indulgenti nei suoi confronti, mentre altri oppressivi e violenti.
Gevşek davranırsak hududun öbür tarafında tetikte bekleyenleri yüreklendiririz" derler.Disambiguazione – Se stai cercando altri significati, vedi In God We Trust (disambigua).
Bu sayede plazmidler bir hücreden öbürüne aktarılabilir.Un plasmide può essere così trasferito da un organismo all'altro.
Çok oburdur, her şeyi yer.Trovo un peccato che tu stia mangiando tanto.
Tek kişi tarafından veya bir kişi tarafından öbürüne yapılabilir.Può essere eseguito sia individualmente che insieme ad altre persone.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod