Ana içeriğe geç
Sözlük

öbür ile cümle

öbür kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Dosya( lar) ı bir pencereden öbürüne taşır.Bestand verplaatsen van het ene venster naar het andere.
Dosya( lar) ı bir pencereden öbürüne taşır.Datei von einem Dateifenster ins andere verschieben.
Dosya( lar) ı bir pencereden öbürüne taşır.Déplace le fichier d'un panneau à l'autre.
Dosya( lar) ı bir pencereden öbürüne taşır.Fájl áthelyezése az egyik panelról a másikra
Dosya( lar) ı bir pencereden öbürüne taşır.Flyt fil fra det ene panel til det andet.
Dosya( lar) ı bir pencereden öbürüne taşır.Flytta fil från en panel till den andra.
Dosya( lar) ı bir pencereden öbürüne taşır.이쪽 판넬에서 다른 판넬로 파일을 이동
Dosya( lar) ı bir pencereden öbürüne taşır.Mover o ficheiro de um painel para o outro.
Dosya( lar) ı bir pencereden öbürüne taşır.Mover un archivo desde un panel a otro.
Dosya( lar) ı bir pencereden öbürüne taşır.Mută fișierul de pe un panou pe altul
Dosya( lar) ı bir pencereden öbürüne taşır.Premakni datoteko iz enega okna v drugega.
Dosya( lar) ı bir pencereden öbürüne taşır.Přemístit soubor z jednoho panelu do druhého.
Dosya( lar) ı bir pencereden öbürüne taşır.Presunúť súbor z jedného panelu do druhého.
Dosya( lar) ı bir pencereden öbürüne taşır.Przenosi plik z jednego panelu do innego.
Dosya( lar) ı bir pencereden öbürüne taşır.Sposta file da un pannello all' altro.
Dosya( lar) ı bir pencereden öbürüne taşır.Μετακίνηση αρχείων από τον ένα πίνακα στον άλλο.
Dosya( lar) ı bir pencereden öbürüne taşır.Переместить файл из одной панели в другую.
Dosya( lar) ı bir pencereden öbürüne taşır.Перемістити файл з однієї панелі в іншу.
Dosya( lar) ı bir pencereden öbürüne taşır.Преместване на файл от единия панел в другият.
Dosya( lar) ı bir pencereden öbürüne taşır.ファイルをもう一方のパネルに移動します。
Dünyanın öbür tarafında olduğuma inanamıyordum.Es ging alles recht gut denke ich, alles in allem.
Dünyanın öbür tarafında olduğuma inanamıyordum.Ik kon niet geloven dat ik aan de andere kant van de wereld was.
Dünyanın öbür tarafında olduğuma inanamıyordum.Je ne pouvais pas croire que j'ai été de l'autre côté du monde.
Dünyanın öbür tarafında olduğuma inanamıyordum.지구 반대편에 있다는 것이 믿기지 않았습니다.
Dünyanın öbür tarafında olduğuma inanamıyordum.Nem acreditava que estava do outro lado do mundo.
Dünyanın öbür tarafında olduğuma inanamıyordum.Nem hittem el, hogy a világ túlfelén vagyok.
Dünyanın öbür tarafında olduğuma inanamıyordum.Non potevo credere di essere dall'altra parte del mondo.
Dünyanın öbür tarafında olduğuma inanamıyordum.No podía creer que estaba al otro lado del mundo.
Dünyanın öbür tarafında olduğuma inanamıyordum.Nu-mi venea să cred că mă aflu pe cealaltă parte a lumii.
Dünyanın öbür tarafında olduğuma inanamıyordum.Thật không tin nổi là mình đang ở đầu bên kia của thế giới.
Dünyanın öbür tarafında olduğuma inanamıyordum.Не можех да повярвам, че съм от другата страна на света.
Dünyanın öbür tarafında olduğuma inanamıyordum.Я не мог поверить, что теперь я на другой стороне земного шара.
Dünyanın öbür tarafında olduğuma inanamıyordum.לא יכולתי להאמין שאני בצידו השני של העולם.
Dünyanın öbür tarafında olduğuma inanamıyordum.لم أستطع أن أصدق أنني كنت على الجانب الآخر من العالم.
Dünyanın öbür tarafında olduğuma inanamıyordum.ホストファミリーとも会いました
Dünyanın öbür ucuna sürülmüş olsanız bile, Tanrınız RAB sizleri toplayıp geri getirecek.Ako bi bili razkropljenci tvoji ob koncu neba, tudi odondod te zbere GOSPOD, tvoj Bog, in odondod te prinese;
Dünyanın öbür ucuna sürülmüş olsanız bile, Tanrınız RAB sizleri toplayıp geri getirecek.Ha az ég szélére volnál is taszítva, onnét is összegyûjt téged az Úr, a te Istened, és onnét is felvesz téged;
Dünyanın öbür ucuna sürülmüş olsanız bile, Tanrınız RAB sizleri toplayıp geri getirecek.너의 쫓겨간 자들이 하늘 가에 있을지라도 네 하나님 여호와께서 거기서 너를 모으실 것이며 거기서부터 너를 이끄실 것이라
Dünyanın öbür ucuna sürülmüş olsanız bile, Tanrınız RAB sizleri toplayıp geri getirecek.Om I enn er drevet bort til himmelens ende, skal Herren din Gud samle dig og hente dig derifra.
Dünyanın öbür ucuna sürülmüş olsanız bile, Tanrınız RAB sizleri toplayıp geri getirecek.Om så dine forstødte befinder sig ved Himmelens Ende, vil HERREN din Gud samle dig sammen og hente dig derfra.
Dünyanın öbür ucuna sürülmüş olsanız bile, Tanrınız RAB sizleri toplayıp geri getirecek.Si eres arrojado hasta el extremo de los cielos, de allí te reunirá Jehovah tu Dios, y de allí te tomará
Dünyanın öbür ucuna sürülmüş olsanız bile, Tanrınız RAB sizleri toplayıp geri getirecek.До небесните краища, ако бъдеш изгонен, даже от там ще те събере Господ твоят Бог, и от там ще те вземе;
Dünyanın öbür ucuna sürülmüş olsanız bile, Tanrınız RAB sizleri toplayıp geri getirecek.Хотя бы ты был рассеян до края неба, и оттуда соберет тебя Господь Бог твой, и оттуда возьмет тебя,
Dünyanın öbür ucuna sürülmüş olsanız bile, Tanrınız RAB sizleri toplayıp geri getirecek.אם יהיה נדחך בקצה השמים משם יקבצך יהוה אלהיך ומשם יקחך׃
Dünyanın öbür ucuna sürülmüş olsanız bile, Tanrınız RAB sizleri toplayıp geri getirecek.ان يكن قد بددك الى اقصاء السموات فمن هناك يجمعك الرب الهك ومن هناك ياخذك
Dünyanın öbür ucuna sürülmüş olsanız bile, Tanrınız RAB sizleri toplayıp geri getirecek.你 被 趕 散 的 人 、 就 是 在 天 涯 的 、 耶 和 華 你 的 神 也 必 從 那 裡 將 你 招 聚 回 來
Dünyanın öbür ucuna sürülmüş olsanız bile, Tanrınız RAB sizleri toplayıp geri getirecek.你 被 趕散 的 人 、 就是 在 天涯 的 、 耶和華 你 的 神 也 必從 那 裡將 你 招聚 回來
Eğer karşı koyamayacaksa, öbürü henüz uzaktayken elçiler gönderip barış koşullarını ister.A jeźli nie, gdy on jeszcze jest daleko od niego, posły wyprawiwszy do niego, prosi o to, co należy do pokoju.
Eğer karşı koyamayacaksa, öbürü henüz uzaktayken elçiler gönderip barış koşullarını ister.Altfel, pe cînd celalt împărat este încă departe, îi trimete o solie să ceară pace.
Eğer karşı koyamayacaksa, öbürü henüz uzaktayken elçiler gönderip barış koşullarını ister.Bằng chẳng nổi , khi vua kia còn ở xa , sai sứ đi xin hòa .
Eğer karşı koyamayacaksa, öbürü henüz uzaktayken elçiler gönderip barış koşullarını ister.Bằng chẳng nổi, khi vua kia còn ở xa, sai sứ đi xin hòa.
Eğer karşı koyamayacaksa, öbürü henüz uzaktayken elçiler gönderip barış koşullarını ister.Če pa ne more, pošlje poslance in prosi miru, dokler je še sovražnik daleč.
Eğer karşı koyamayacaksa, öbürü henüz uzaktayken elçiler gönderip barış koşullarını ister.De otra manera, cuando el otro rey está todavía lejos, le envía una embajada y pide condiciones de paz
Eğer karşı koyamayacaksa, öbürü henüz uzaktayken elçiler gönderip barış koşullarını ister.만일 못할터이면 저가 아직 멀리 있을 동안에 사신을 보내어 화친을 청할지니라
Eğer karşı koyamayacaksa, öbürü henüz uzaktayken elçiler gönderip barış koşullarını ister.Lebo ak nie, vtedy, keď ešte bude ďaleko, pošle posolstvo a bude prosiť o pokoj.
Eğer karşı koyamayacaksa, öbürü henüz uzaktayken elçiler gönderip barış koşullarını ister.Men hvis ikke, sender han, medens den anden endnu er langt borte, Sendebud hen og underhandler om Fred.
Eğer karşı koyamayacaksa, öbürü henüz uzaktayken elçiler gönderip barış koşullarını ister.Men kan han ikke det, da skikker han sendemenn til ham, mens han ennu er langt borte, og tinger om fred.
Eğer karşı koyamayacaksa, öbürü henüz uzaktayken elçiler gönderip barış koşullarını ister.Mert különben még mikor amaz távol van, követséget küldvén, megkérdezi a békefeltételeket.
Eğer karşı koyamayacaksa, öbürü henüz uzaktayken elçiler gönderip barış koşullarını ister.No caso contrário, enquanto o outro ainda está longe, manda embaixadores, e pede condições de paz.
Eğer karşı koyamayacaksa, öbürü henüz uzaktayken elçiler gönderip barış koşullarını ister.Om så icke är, måste han ju, medan den andre ännu är långt borta, skicka sändebud och underhandla om fred.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod