Bu hızla dağın öbür tarafına sandığımızdan daha çabuk ulaşacağız.Znajdziemy się po drugiej stronie szybciej, niż sądziliśmy.
Bu hızla dağın öbür tarafına sandığımızdan daha çabuk ulaşacağız.Με αυτό το ρυθμό θα φτάσουμε απέναντι πιο σύντομα από ό,τι νομίζαμε.
Bu hızla dağın öbür tarafına sandığımızdan daha çabuk ulaşacağız.Таким образом мы попадём на ту сторону горы быстрее, чем мы думали.
Bu işe karışmamak için bir sebebi var. Adam zenci, öbürü beyaz, iki küçük çocuğu var.Ele é negro, o outro é branco e ele tem dois filhos pequenos.
Bu küçücük işe bile gücünüz yetmediğine göre, öbür konularda neden kaygılanıyorsunuz?Ak tedy ani len najmenšie nemôžete, prečo sa o to ostatné staráte?
Bu küçücük işe bile gücünüz yetmediğine göre, öbür konularda neden kaygılanıyorsunuz?Annakokáért ha a mi legkisebb dolog, azt sem tehetitek, mit aggodalmaskodtok a többi felõl?
Bu küçücük işe bile gücünüz yetmediğine göre, öbür konularda neden kaygılanıyorsunuz?Če torej tudi najmanjšega ne morete, čemu skrbite za drugo?
Bu küçücük işe bile gücünüz yetmediğine göre, öbür konularda neden kaygılanıyorsunuz?Deci, dacă nu puteţi face nici cel mai mic lucru, pentruce vă mai îngrijoraţi de celelalte?
Bu küçücük işe bile gücünüz yetmediğine göre, öbür konularda neden kaygılanıyorsunuz?Formå I altså ikke engang det mindste, hvorfor bekymre I eder da for det øvrige?
Bu küçücük işe bile gücünüz yetmediğine göre, öbür konularda neden kaygılanıyorsunuz?Förmån I nu icke ens det som minst är, varför gören I eder då bekymmer för det övriga?
Bu küçücük işe bile gücünüz yetmediğine göre, öbür konularda neden kaygılanıyorsunuz?Formår I da ikke engang det minste, hvorfor er I da bekymret for det andre?
Bu küçücük işe bile gücünüz yetmediğine göre, öbür konularda neden kaygılanıyorsunuz?Jos siis ette voi sitäkään, mikä vähintä on, mitä te murehditte muusta?
Bu küçücük işe bile gücünüz yetmediğine göre, öbür konularda neden kaygılanıyorsunuz?Kalau hal sekecil itu saja sudah tidak dapat kalian lakukan, mengapa khawatir tentang hal-hal lain
Bu küçücük işe bile gücünüz yetmediğine göre, öbür konularda neden kaygılanıyorsunuz?그런즉 지극히 작은 것이라도 능치 못하거든 어찌 그 다른 것을 염려하느냐
Bu küçücük işe bile gücünüz yetmediğine göre, öbür konularda neden kaygılanıyorsunuz?Natuurlijk niet. Als je dat nog niet eens kunt, waarover zul je je dan zorgen maken?
Bu küçücük işe bile gücünüz yetmediğine göre, öbür konularda neden kaygılanıyorsunuz?Poněvadž tedy nemůžete s to býti, což nejmenšího jest, proč o jiné věci se staráte?
Bu küçücük işe bile gücünüz yetmediğine göre, öbür konularda neden kaygılanıyorsunuz?Ponieważ tedy i najmniejszej rzeczy nie przemożecie, czemuż się o inne troszczycie?
Bu küçücük işe bile gücünüz yetmediğine göre, öbür konularda neden kaygılanıyorsunuz?Porquanto, se não podeis fazer nem as coisas mínimas, por que estais ansiosos pelas outras?
Bu küçücük işe bile gücünüz yetmediğine göre, öbür konularda neden kaygılanıyorsunuz?Pues si no podéis lo que es menos, ¿por qué estáis afanosos de lo demás
Bu küçücük işe bile gücünüz yetmediğine göre, öbür konularda neden kaygılanıyorsunuz?Se dunque non avete potere neanche per la più piccola cosa, perché vi affannate del resto
Bu küçücük işe bile gücünüz yetmediğine göre, öbür konularda neden kaygılanıyorsunuz?Si donc vous ne pouvez pas même la moindre chose, pourquoi vous inquiétez-vous du reste?
Bu küçücük işe bile gücünüz yetmediğine göre, öbür konularda neden kaygılanıyorsunuz?So ihr denn das Geringste nicht vermöget, warum sorgt ihr für das andere?
Bu küçücük işe bile gücünüz yetmediğine göre, öbür konularda neden kaygılanıyorsunuz?Vậy nếu đến việc rất nhỏ các ngươi cũng không có thể được sao các ngươi lo việc khác?
Bu küçücük işe bile gücünüz yetmediğine göre, öbür konularda neden kaygılanıyorsunuz?Vậy nếu đến việc rất nhỏ các ngươi cũng không có_thể được sao các ngươi lo việc khác ?
Bu küçücük işe bile gücünüz yetmediğine göre, öbür konularda neden kaygılanıyorsunuz?Εαν λοιπον ουδε το ελαχιστον δυνασθε, τι μεριμνατε περι των λοιπων;
Bu küçücük işe bile gücünüz yetmediğine göre, öbür konularda neden kaygılanıyorsunuz?Итак, если и малейшего сделать не можете, что заботитесь о прочем?
Bu küçücük işe bile gücünüz yetmediğine göre, öbür konularda neden kaygılanıyorsunuz?И тъй, ако и най-малкото нещо не можете стори, защо се безпокоите за друго?
Bu küçücük işe bile gücünüz yetmediğine göre, öbür konularda neden kaygılanıyorsunuz?Коли ж ви й найменьшого не можете, то чого про инше журитесь?
Bu küçücük işe bile gücünüz yetmediğine göre, öbür konularda neden kaygılanıyorsunuz?ועתה הן מעט מזער אין ביכלתכם וליותר מה תדאגו׃
Bu küçücük işe bile gücünüz yetmediğine göre, öbür konularda neden kaygılanıyorsunuz?فان كنتم لا تقدرون ولا على الاصغر فلماذا تهتمون بالبواقي.
Bu küçücük işe bile gücünüz yetmediğine göre, öbür konularda neden kaygılanıyorsunuz?這 最 小 的 事 、 你 們 尚 且 不 能 作 、 為 甚 麼 還 憂 慮 其 餘 的 事 呢
Bu küçücük işe bile gücünüz yetmediğine göre, öbür konularda neden kaygılanıyorsunuz?這 最 小 的 事 、 你 們 尚且 不 能 作 、 為甚麼還憂慮其餘 的 事 呢
Bundan böyle öbür İsrailliler Buluşma Çadırına yaklaşmamalı. Yoksa günahlarının bedelini canlarıyla öderler.Älköötkä muut israelilaiset enää lähestykö ilmestysmajaa, että he eivät joutuisi syynalaisiksi ja kuolisi.
Bundan böyle öbür İsrailliler Buluşma Çadırına yaklaşmamalı. Yoksa günahlarının bedelini canlarıyla öderler.A synové Izraelští nechať nepřistupují k stánku úmluvy, aby nenesli hříchu a nezemřeli.
Bundan böyle öbür İsrailliler Buluşma Çadırına yaklaşmamalı. Yoksa günahlarının bedelini canlarıyla öderler.Dân Y-sơ-ra-ên chớ lại gần hội mạc nữa , e phải mắc tội và chết chăng .
Bundan böyle öbür İsrailliler Buluşma Çadırına yaklaşmamalı. Yoksa günahlarının bedelini canlarıyla öderler.Dân Y-sơ-ra-ên chớ lại gần hội mạc nữa, e phải mắc tội và chết chăng.
Bundan böyle öbür İsrailliler Buluşma Çadırına yaklaşmamalı. Yoksa günahlarının bedelini canlarıyla öderler.Daß hinfort die Kinder Israel nicht zur Hütte des Stifts sich tun, Sünde auf sich zu laden, und sterben;
Bundan böyle öbür İsrailliler Buluşma Çadırına yaklaşmamalı. Yoksa günahlarının bedelini canlarıyla öderler.És ne járuljanak ezután Izráel fiai a gyülekezetnek sátorához, hogy ne vétkezzenek, és meg ne haljanak.
Bundan böyle öbür İsrailliler Buluşma Çadırına yaklaşmamalı. Yoksa günahlarının bedelini canlarıyla öderler.Israelitterne må herefter ikke komme Åbenbaringsteltet nær, for at de ikke skal pådrage sig Synd og dø;
Bundan böyle öbür İsrailliler Buluşma Çadırına yaklaşmamalı. Yoksa günahlarının bedelini canlarıyla öderler.Israels barn skal ikke mere komme nær til sammenkomstens telt, for da fører de synd over sig og må dø.
Bundan böyle öbür İsrailliler Buluşma Çadırına yaklaşmamalı. Yoksa günahlarının bedelini canlarıyla öderler.이 후로는 이스라엘 자손이 회막에 가까이 말 것이라 죄를 당하여 죽을까 하노라
Bundan böyle öbür İsrailliler Buluşma Çadırına yaklaşmamalı. Yoksa günahlarının bedelini canlarıyla öderler.Nepriblížia sa už viacej synovia Izraelovi stánu shromaždenia, aby neniesli hriechu a aby nezomreli.
Bundan böyle öbür İsrailliler Buluşma Çadırına yaklaşmamalı. Yoksa günahlarının bedelini canlarıyla öderler.Zato naj sinovi Izraelovi poslej ne pristopajo k shodnemu šatoru, da si ne nalože greha ter ne umrjo.
Bundan böyle öbür İsrailliler Buluşma Çadırına yaklaşmamalı. Yoksa günahlarının bedelini canlarıyla öderler.Израилтяните да не пристъпят вече при шатъра за срещане, да не би да се натоварят с грях и да измрат.
Bundan böyle öbür İsrailliler Buluşma Çadırına yaklaşmamalı. Yoksa günahlarının bedelini canlarıyla öderler.и сыны Израилевы не должны впредь приступать к скинии собрания, чтобы не понести греха и не умереть:
Bundan böyle öbür İsrailliler Buluşma Çadırına yaklaşmamalı. Yoksa günahlarının bedelini canlarıyla öderler.ולא יקרבו עוד בני ישראל אל אהל מועד לשאת חטא למות׃
Bundan böyle öbür İsrailliler Buluşma Çadırına yaklaşmamalı. Yoksa günahlarının bedelini canlarıyla öderler.فلا يقترب ايضا بنو اسرائيل الى خيمة الاجتماع ليحملوا خطية للموت.
Bundan böyle öbür İsrailliler Buluşma Çadırına yaklaşmamalı. Yoksa günahlarının bedelini canlarıyla öderler.從 今 以 後 、 以 色 列 人 不 可 挨 近 會 幕 、 免 得 他 們 擔 罪 而 死
Bundan böyle öbür İsrailliler Buluşma Çadırına yaklaşmamalı. Yoksa günahlarının bedelini canlarıyla öderler.從 今以 後 、 以色列人 不 可 挨近 會幕 、 免得 他 們擔 罪 而 死
Bunlar geri dönüp öbürlerine haber verdiler, ama öbürleri bunlara da inanmadılar.Aceştia s'au dus de au spus lucrul acesta celorlalţi, dar nici pe ei nu i-au crezut.
Bunlar geri dönüp öbürlerine haber verdiler, ama öbürleri bunlara da inanmadılar.A ci szedłszy opowiedzieli drugim; i tym nie uwierzyli.
Bunlar geri dönüp öbürlerine haber verdiler, ama öbürleri bunlara da inanmadılar.Aj tí odišli a zvestovali to ostatným, ale ani tým neverili.
Bunlar geri dönüp öbürlerine haber verdiler, ama öbürleri bunlara da inanmadılar.Anch'essi ritornarono ad annunziarlo agli altri; ma neanche a loro vollero credere
Bunlar geri dönüp öbürlerine haber verdiler, ama öbürleri bunlara da inanmadılar.A ti šedše, pověděli jiným. Ani těm nevěřili.
Bunlar geri dönüp öbürlerine haber verdiler, ama öbürleri bunlara da inanmadılar.Ellos fueron y lo anunciaron a los demás, pero tampoco a ellos les creyeron
Bunlar geri dönüp öbürlerine haber verdiler, ama öbürleri bunlara da inanmadılar.Ezek is elmenvén, megjelenték a többieknek; ezeknek sem hivének.
Bunlar geri dönüp öbürlerine haber verdiler, ama öbürleri bunlara da inanmadılar.Hai người nầy đi báo tin cho các môn đồ khác, nhưng ai nấy cũng không tin.
Bunlar geri dönüp öbürlerine haber verdiler, ama öbürleri bunlara da inanmadılar.Hai người nầy đi báo tin cho các môn_đồ khác , nhưng ai_nấy cũng không tin .
Bunlar geri dönüp öbürlerine haber verdiler, ama öbürleri bunlara da inanmadılar.Hekin menivät ja veivät sanan toisille; mutta nämä eivät uskoneet heitäkään.
Bunlar geri dönüp öbürlerine haber verdiler, ama öbürleri bunlara da inanmadılar.Ils revinrent l`annoncer aux autres, qui ne les crurent pas non plus.