Birlikte buğday öğüten iki kadından biri alınacak, öbürü bırakılacak.››兩個 女人 一同 推磨 . 要 取去 一 個 、 撇下 一 個 。 〔 有 古 卷 在 此 有
Bir notu bir nesneden öbürüne kopyalaCopie la note d'un objet vers un autre
Bir paketi ve ona bağlı olan tüm öbür paketleri silEntferne ein Paket und alle Pakete die davon abhängig sind
Bir paketi ve ona bağlı olan tüm öbür paketleri silHapus paket dan semua paket yang bergantung pada paket tersebut
Bir paketi ve ona bağlı olan tüm öbür paketleri silSupprime un paquet et les paquets qui en dépendent
Bir paketi ve ona bağlı olan tüm öbür paketleri silUsuń pakiet i wszystke pakiety, które od niego zależą
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.A náhodou išiel tiež dolu jakýsi kňaz, tou istou cestou, a keď ho zazrel, obišiel druhou stranou.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Casualmente, descia pelo mesmo caminho certo sacerdote; e vendo-o, passou de largo.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Es begab sich aber ungefähr, daß ein Priester dieselbe Straße hinabzog; und da er ihn sah, ging er vorüber.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.I přihodilo se, že kněz jeden šel touž cestou, a uzřev jej, pominul.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.I przydało się, że kapłan niektóry szedł tą drogą, a ujrzawszy go, pominął.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.마침 한 제사장이 그 길로 내려가다가 그를 보고 피하여 지나가고
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Men det traff sig så at en prest drog samme vei ned, og han så ham, og gikk like forbi.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Men ved en Hændelse gik en Præst den samme Vej ned, og da han så ham, gik han forbi.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Niin vaelsi sattumalta eräs pappi sitä tietä ja näki hänet ja meni ohitse.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Per caso, un sacerdote scendeva per quella medesima strada e quando lo vide passò oltre dall'altra parte
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Po naključbi pa pride neki duhovnik doli po tisti poti, in ko ga vidi, gre mimo.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Por casualidad, descendía cierto sacerdote por aquel camino; y al verle, pasó de largo
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Så hände sig att en präst färdades samma väg; och när han fick se honom, gick han förbi.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Történet szerint pedig megy vala alá azon az úton egy pap, a ki azt látván, elkerülé.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Un sacrificateur, qui par hasard descendait par le même chemin, ayant vu cet homme, passa outre.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Vả , gặp một thầy tế_lễ đi xuống_đường đó , thấy người ấy , thì đi qua khỏi .
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Vả, gặp một thầy tế lễ đi xuống đường đó, thấy người ấy, thì đi qua khỏi.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Κατα συγκυριαν δε ιερευς τις κατεβαινε δι' εκεινης της οδου, και ιδων αυτον επερασεν απο το αλλο μερος.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.А случайно някой си свещеник слизаше по оня път, и, като го видя, замина си от срещната страна.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.По случаю один священник шел тою дорогою и, увидев его, прошел мимо.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Случаєм ійшов якийсь священик дорогою цією, і, побачивши його, пройшов мимо.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.ויקר המקרה כי ירד כהן אחד בדרך ההוא וירא אתו ויעבר מעליו׃
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.فعرض ان كاهنا نزل في تلك الطريق فرآه وجاز مقابله.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.偶 然 有 一 個 祭 司 、 從 這 條 路 下 來 . 看 見 他 就 從 那 邊 過 去 了
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.偶然 有 一 個 祭司 、 從這條路 下來 . 看見 他 就 從那邊過 去了
Bir seferinde de, avlunun bir köşesinde yemek yiyorduk ve o da öbür köşede oturuyordu.Un giorno stavamo mangiando in una parte del cortile e lui era seduto dall'altra parte e disse a Dada:
Bir şey devamlı bir olaydan öbürüne hareket ediyor, bir durumdan diğerine.Algo siempre está moviendose de circunstancias a circunstancias, de situación a situación.
Bir şey devamlı bir olaydan öbürüne hareket ediyor, bir durumdan diğerine.C'e' qualcosa che si muove sempre di circostanza in circostanza da situazione a situazione
Bir şey devamlı bir olaydan öbürüne hareket ediyor, bir durumdan diğerine. Hareket etmeyen nedir?Mi az, ami nem mozog?
Bir şey devamlı bir olaydan öbürüne hareket ediyor, bir durumdan diğerine.Quelque chose est toujours en marche, de circonstances en circonstances, d'une situation à l'autre.
Bir şey devamlı bir olaydan öbürüne hareket ediyor, bir durumdan diğerine.Что-то всегда движется от обстоятельств к другим обстоятельствам, от ситуации к ситуации.
Bir şey devamlı bir olaydan öbürüne hareket ediyor, bir durumdan diğerine.משהו תמיד זז מנסיבות לנסיבות, ממצב למצב.
Bir tanesinde neredeyse hicbbiryerden basliyorum, fakar oburunde, neler olup bittigini anlamak istedim.Een ervan komt praktisch uit het niets, maar bij de andere ging ik op zoek naar wat er nu al werkt.
Bir tanesinde neredeyse hicbbiryerden basliyorum, fakar oburunde, neler olup bittigini anlamak istedim.일부는 제가 거의 처음으로 시작하는 거지만, 그 외 다른 것들은 바로 현재 진행되고 있는 상황에 대해 알아보려는 것이었습니다.
Bir tanesinde neredeyse hicbbiryerden basliyorum, fakar oburunde, neler olup bittigini anlamak istedim.Um deles não está ligado a nada, mas quanto ao outro, queria saber o que é que já está a ser feito.
Bir tanesinde neredeyse hicbbiryerden basliyorum, fakar oburunde, neler olup bittigini anlamak istedim.Uno nasce quasi dal nulla, ma l'altro...
Bir tanesinde neredeyse hicbbiryerden basliyorum, fakar oburunde, neler olup bittigini anlamak istedim.Едно от тях започвам почти отникъде, но за другото исках да открия какво става, което действа в момента.
Bir tanesinde neredeyse hicbbiryerden basliyorum, fakar oburunde, neler olup bittigini anlamak istedim.אחת מהן אני מתחיל כמעט מאפס, אבל את השניה, רציתי לברר מה עובד בנידון, כעת.
Bir tanesinde neredeyse hicbbiryerden basliyorum, fakar oburunde, neler olup bittigini anlamak istedim.أحدها بدأتها من لا شيء تقريبا ، ولكن الأخرى ، كنت أرغب في معرفة ما يحدث على هذا العمل الآن.
Bir tanesinde neredeyse hicbbiryerden basliyorum, fakar oburunde, neler olup bittigini anlamak istedim.現在 何がうまくいっているか調べようとしました worldchanging.comは素晴らしいブログで
Bir tarafta yaptığımızı öbüründe de yapıyoruz.Hvis vi gør noget på den ene side af ligningen, skal vi også gøre det på den anden side.
Bir tarafta yaptığımızı öbüründe de yapıyoruz.한변에 무엇을 하면 다른 쪽에도 같이 해줘야 해요.
Bir tarafta yaptığımızı öbüründe de yapıyoruz.Всичко, което правя от едната страна, трябва да направя и от другата страна.
Bir ulustan öbürüne, Bir ülkeden ötekine dolaşıp durdular.(104:13) и переходили от народа к народу, из царства к иному племени,
Bir ulustan öbürüne, Bir ülkeden ötekine dolaşıp durdular.A chodili od národa k národu a z kráľovstva k inému ľudu.
Bir ulustan öbürüne, Bir ülkeden ötekine dolaşıp durdular.andando de nação em nação, dum reino para outro povo,
Bir ulustan öbürüne, Bir ülkeden ötekine dolaşıp durdular.andando de nação em nação, e dum reino para outro povo,
Bir ulustan öbürüne, Bir ülkeden ötekine dolaşıp durdular.A přecházeli od národu do národu, a z království k jinému lidu.
Bir ulustan öbürüne, Bir ülkeden ötekine dolaşıp durdular.cuando andaban de nación en nación y de un reino a otro pueblo
Bir ulustan öbürüne, Bir ülkeden ötekine dolaşıp durdular.cuando andaban de nación en nación, y de un reino a otro pueblo
Bir ulustan öbürüne, Bir ülkeden ötekine dolaşıp durdular.Ði từ dân nầy đến dân kia , Từ nước nầy qua nước khác .
Bir ulustan öbürüne, Bir ülkeden ötekine dolaşıp durdular.Ði từ dân nầy đến dân kia, Từ nước nầy qua nước khác.
Bir ulustan öbürüne, Bir ülkeden ötekine dolaşıp durdular.en als nomaden van land naar land trokken,
Bir ulustan öbürüne, Bir ülkeden ötekine dolaşıp durdular.e passavano di paese in paese, da un regno ad un altro popolo