öğüt ile cümle

öğüt kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
(Uyarıcı Kur’an’a and olsun ki! / Bu öğütle dolu Kur’an’a bak.)Avvirtimentu (Avvertimento).
Yol göstermek, öğüt vermek, ibret aldırmak gibi kaygılar güdülmez.Ma non è un regista (e lo ammette).
Birleşik Krallık’ta bulunan, National Autistic Society, gazetecilere bu terimi kullanmalarını öğütler.La National Autistic Society, nel Regno Unito, raccomanda ai giornalisti l'uso del termine neurotypical.
Mîm, Turin ile sıkı dost olur ve ona bolca öğüt verir.Egli è prima un po' recalcitrante, poi accetterà e ne farà parte.
Bu kılcıklar sayesinde öğütülmüş olarak gelen besinlerin faydalı kısımları emilerek kana verilir.Egli invece, va a comprare dei calderoni rubati, che poi rivende a suo vantaggio.
P250 Öğütme/şok/.../sürtünmeye maruz bırakmayın.P250 – Evitare le abrasioni/gli urti/.../gli attriti.
Öğütme taşları da yapı içi buluntulardandır.Recenione su Pietre che affiorano.
Kitap Osman Gazininin dedesinden aldıgı ögütle başlar.Da questo poster deriva quello dello Zio Sam.
Her ikisinde de Sokrates Critobulus’a, Aspasia’nın tavsiyelerini almasını öğütler.In entrambi i casi Socrate raccomanda la sua consulenza a Critobulo, figlio di Critone.
Çiğneme ya da mastikasyon, besinlerin dişler tarafından ezilip öğütülmesi sürecidir.È buona abitudine tagliare o legare il ciuffo davanti agli occhi.
Bazalt öğütme taşlarından 75 adet ele geçmiştir.Vennero costruiti 75 elicotteri di questa versione.
Diyalogda, Sokrates Callias’a oğlu Hipponicus’u eğitim alması için Aspasia’ya göndermesini öğütler.Nel dialogo, Socrate consiglia a Callia di mandare suo figlio Ipponico da Aspasia per imparare la politica.
Dinlendirme işlemi öğütme işlemlerinden önce veya sonra yapılmaktadır.Перед или после губного m возможен такой вариант фонемы e как ə (o dobrəm, robimə).
(Uyarıcı Kur’an’a and olsun ki! / Bu öğütle dolu Kur’an’a bak.)Всевышний подчеркнул, что в истории этих пророков — напоминание и поучение тем, кто обладает трезвым умом.
Ona çeşitli öğütler vererek yol gösterir.И он наставлял их на путь истинный.
Öğüt alsınlar diye Allah insanlara böyle misaller verir.Так БОГ разъясняет Свои откровения людям, чтобы они могли обрести спасение.
Diğerlerini kıskanmadı, öğüt verdi ve dinledi.Их он оглашал каждого поимённо, благословлял и напутствовал.
Örneğin, at dişlerinin ot ve çimleri öğütecek şekildeki adaptasyonu.Например, адаптация зубов лошади к пережёвыванию травы.
Öğütlenmek üzere çağrıldıkları şeyden nasiplenmeyi unuttular.Тогда они, совершивши пост и молитву возложивши на них руки, отпустили» (Деян.
Yazar, karşısındakine öğüt verir, yol gösterir.Однако он встречает Евангелиста, который даёт ему свиток и указывает путь избавления.
Örneğin: Bu(nğ)almak, be(:ğ), (ss)öğüt.Наклонения: изъявительное, повелительное, вопросительное, увещевательное (оптатив), сослагательное.
Bu yüzden eskiden, değirmenin müşterileri öğütülen undan ona da pay bırakırlarmış.Тогда же и начали ставиться на донышках сосудов клейма изготовлявших их мастеров.
(Genç oyunculara öğüt) "Bu kadar komik olan ne?(What’s So Funny?)
Mîm, Turin ile sıkı dost olur ve ona bolca öğüt verir.Сравнивает их с людоедами и предупреждает их о воздаянии.
Müslümanlar Allah’ın, Kur’an’ı bir öğüt olarak ve anlaşılması için indirdiğine inanır.Мусульмане верят, что Бог (Аллах) вечен, трансцендентен и не имеет сотоварищей (см. таухид).
Yol göstermek, öğüt vermek, ibret aldırmak gibi kaygılar güdülmez.Это не угроза, а предупреждение, что может случиться с ними!».
Öteki ona anne babasının evine dönmesini öğütler.Заканчивается всё это тем, что он отправляет её назад к родителям.
Cennete girmek için Musa'nın öğütlediği On Emir dışında bu mitsvalara da uyulması gerekmektedir.Моисей получает от Творца Скрижали Завета с Десятью речениями (заповедями).
Öğüt verici bir üslupla yazılmıştır.Тогда же он был расписан.
Öğütülmüşü Hindistan'da tütsülenerek yenir.Она унижена, когда собеседник из Индии.
Samimi dostluk, iyi öğüt takası, adil tutum olmalı, ihanet olmamalı" der.А оканчивается: за добродетель воздаяние, а за беззаконие казнь».
Öğüt verici bilgileri ile insanların hayatlarında daha kolay bir yaşam için uğraş vermişlerdir.Он посвятил свою жизнь науке в надежде сделать жизнь людей лучше.
Fakat bu Haçlılar onun öğütlerini dinlemeyip kendi bildiklerini yapmaya koyuldular.Они отнюдь не напоминают кукол, которых научили говорить, что полагается».
Onlar bu öğütlere uymayınca Allah tarafından lanetlendiler, deprem ve ateş yağmuruyla yok edildiler.Отрешаясь от погрязшего в грехах мира, они пытались обрести близость к Богу и, таким образом, спасение.
Bu görüntü onlara tam o noktada yeni evlerini kurmalarını öğütleyen bir kehaneti tamamlamaktaydı.Тогда они решили построить над вратами часовню, там стали молится ей.
Burada soyulmuş ve öğütülmüş çekirdeklerden yağ elde edilir.Так происходит с найденной или украденной палочкой.
Eserlerinde öğüt vermiştir ve öğüt verirken atasözlerinden yararlanmıştır.Он употребил те же самые слова, сильно укоряя его и вразумляя на будущее время.
Değirmen, tarihte maddeleri öğütmekten başka amaçlarla da kullanılmıştır.В конце концов мы охотимся на чудовищ только во имя исторической справедливости.
Dünyanın dönüşünü, tıpkı öğüttüğü tahıllar gibi zamanın yokoluşunu temsil ederler.В тексте композиции описываются сменяющиеся, как времена года, любовные чувства.
Klinker, kil ve kalker içeren hammaddenin öğütüldükten sonra pişirilmesiyle elde edilir.Позади из-за собственных ошибок вылетают Наср и Коладо.
Toplumda makam, toplumsal çevre, söz sahibi, sevgi sahibi ve öğüt sahibi olmaktır.Духом высокий, высокий и родом, в степени равной Он и учёным был друг, и сановитым мужам.
(Uyarıcı Kur’an’a and olsun ki! / Bu öğütle dolu Kur’an’a bak.)تنبيه الأفكار إلى حكمة إقبال الدنيا على الكفار.
Öğütlenmek üzere çağrıldıkları şeyden nasiplenmeyi unuttular.وقتال هؤلاء واجب ابتداء بعد بلوغ دعوة النبي صلى الله عليه وسلم إليهم بما يقاتلون عليه .
Ben de ona zorla dinletirim sözümü, Onun öğütlerinden geldi başına, ne geldiyse.الصحاح في اللغة: «وبَطَرْتُ الشيءَ أبطُرُهُ بَطْراً: شققْته؛ ومنه سُمِّيَ البَيْطارُ، وهو المُبَيْطِرُ.
(Genç oyunculara öğüt) "Bu kadar komik olan ne?عرف تشييء عنصرية صورة نمطية "Why do people find racist jokes funny?".
Örneğin, at dişlerinin ot ve çimleri öğütecek şekildeki adaptasyonu.مثال على ذلك هو تكيف أسنان الحصان على طحن العشب - وقدرته على طحن العشب بأسنانه المترافعة هي تكيف.
Bu derleme bir öğüt kitabı ve bazı dini konuları açıklayıcı niteliktedir.هو كتاب جمع تفسير القرآن كاملاً واسمه (الجامع لأحكام القرآن، والمبين لما تضمن من السنة وأحكام الفرقان).
Yusuf Firavun'a hayvancılık yaptıklarını söylemelerini öğütledi.محمد يوسف موسى محمد يوسف موسى، فقيه مصري.
Japon okulları ayrıca disiplini öğütler ki bu da işgücüne avantaj katar.كما شجعت المدارس اليابانية الانضباط وأخلاق العمل لدى الطلاب ، وهي فائدة أخرى في تشكيل قوة عمل فعالة.
Öğüt alsınlar diye Allah insanlara böyle misaller verir.وما هو تأثيرها على الإنسان عندما يكشف الله عن نفسه للإنسان.
Daha sonra bu tohumlar soyulur ve öğütülür.ثُمَّ تُضَخَّمُ هذه الإشاراتُ وتُبَثُّ.
Japon okulları ayrıca disiplini öğütler ki bu da işgücüne avantaj katar.As escolas japonesas também encorajavam a disciplina, outro benefício em formar uma força de trabalho efetiva.
Düşünce, öğüt ve sözler baştan çıkmaktadır.Âmbar: atenção ou advertência.
Öğütülmüş kömür tozu, termmik santrallerde elektrik üretimi için kullanılabilir.O carvão mineral é utilizado para produzir energia elétrica nas usinas termoelétricas.
Buna karşın çok çalışmayı ve Tanrı'nın bağışladıklarıyla mümkün olduğunca mutlu olmayı insanlara öğütledi.Ele está determinado a fazer tanto quanto Deus pode fazer, até ao fim.
Sonra yeniden öğütülerek, toz halindeki kakao elde edilir.A ovelha desgarrada se resigna, então, a retornar ao rebanho.
Dinlendirme işlemi öğütme işlemlerinden önce veya sonra yapılmaktadır.Ele recita o Alcorão antes e depois de suas partidas.
Ona çeşitli öğütler vererek yol gösterir.Ele fornece a Kai Lan orientações.
Obi-Wan ise kendisinden memnuniyetini dile getirir ve sabretmesini öğütler.Bison declara que a manterá viva para satisfazer sua alma.
En çok kaynatılmış pirinç beyaz pirinçle aynı şekilde öğütülür.O Mas riha é comumente servido com arroz branco cozido no vapor.

İlgili Sayfalar