Ana içeriğe geç
Sözlük

çokları ile cümle

çokları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Şüphesiz bunda bir ibret vardır; ama çokları iman etmiş değillerdir.Verily there is a sign in this, but most of them do not believe.
Bunda elbet (alınacak) büyük bir ders vardır; ama çokları iman etmezler.Verily there is a sign in this, but many of them do not believe.
Doğrusu bunda büyük bir ders vardır; ama çokları iman etmezler.Verily there is a sign in this, yet many of them do not believe.
Doğrusu bunda büyük bir ibret vardır; ama çokları iman etmezler.Verily there is a sign in this, but most of them do not believe.
Doğrusu bunda, büyük bir ders vardır; ama çokları iman etmezler.Verily there was a sign in this, but most of them did not believe.
Elbet bunda büyük bir ibret vardır; fakat çokları iman etmezler.Verily in this was a sign, but most of them do not believe.
Hayır o, bir imtihandır, fakat çokları bilmezler.In fact, this is an illusion, but most men do not know.
Şüphesiz ki Allah, insanlara karşı bir lütuf sahibidir. Fakat insanların pek çokları şükretmezler.Indeed God bestows His blessings on men; only most men are not grateful.
De ki: "Şüphesiz ki Allah, bir mucize indirmeye kâdirdir, fakat çokları bilmezler".Say: "God certainly has power to send down a miracle; but most men cannot understand."
Şüphesiz bunda bir âyet (ibret) vardır; ama çokları iman etmiş değillerdir.Verily there is a sign in this, but most of them do not believe.
Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır; oysa çokları iman etmiş değillerdir.Verily there is a sign in this, but many of them do not believe.
Şüphesiz bunda mutlak bir âyet (alınacak ders) vardır; ama çokları iman etmiş değillerdir.Verily there is a sign in this, yet many of them do not believe.
Şüphesiz bunda mutlak bir âyet (alınacak bir ders) vardır, ama çokları iman etmiş değillerdir.Verily there is a sign in this, but most of them do not believe.
Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır, ama çokları iman etmiş değillerdir.Verily there was a sign in this, but most of them did not believe.
Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır. Ama çokları iman etmiş değillerdir.Verily in this was a sign, but most of them do not believe.
Fakat çokları akıllarını kullanmazlar.But most of them do not understand.
Hamd Allah'ındır, fakat pek çokları bilmezler.God be praised; yet many of them do not know.
Belki bu bir imtihandır, fakat pek çokları bilmezler.In fact, this is an illusion, but most men do not know.
(Resülüm!) Sana odaların arkasından bağıranların çokları, aklı ermez kimselerdir.Many of those who call you from outside the apartments are not considerate.
Olmaz elhamdülillah! Fakat çokları bu gerçeği bilmezler.God be praised; yet many of them do not know.
Bu bir imtihandır, ama çokları bunu anlamazlar. [28,76-78; 34,35]In fact, this is an illusion, but most men do not know.
Ne var ki ALLAH inkarlarından ötürü onları lanetlemiştir. Çokları inanmaz.But God has disgraced them for their lack of belief; and so only a few of them believe.
Çoklarının inkarcılarla dost olduğunu görürsün.You can see among them many allying themselves with the infidels.
Doğrusu, onların uğursuzluğu ALLAH tarafından kararlaştırılır. Ancak çokları bilmezler.But surely the omen was with God, yet most of them did not understand.
Onun gerçek koruyucuları inananlardır; ancak çokları bunu bilmez.Its guardians could be only those who are pious and devout. But most of them do not know.
Övgü ALLAH'adır, ancak çokları bilmezler.But most men do not understand.
Halbuki onlara mesajlarını verdik, ancak çokları mesajlarından yüz çevirmekte.In fact We had sent them their reminder, but they turned away from good advice.
Bunda bir işaret vardır. Ama çokları inanacak değildir.Verily there are signs in this; yet many of them do not believe.
Elbette bunda bir ders vardır; ama çokları inanmazlar.Verily there is a sign in this, but most of them do not believe.
Bunda bir ders var; ancak çokları inanmaz.Verily in this was a sign, but most of them do not believe.
Kuşkusuz Rabbin halka karşı Lütuf Sahibidir, fakat çokları şükretmez.Verily your Lord is gracious to men, though most men are ungrateful.
Ne var ki çokları bilmez.But most of them do not understand.
Ancak çokları anlamaz.But most of them do not understand.
Çokları ortak koşanlardı.Most of them were idolaters.
Ne var ki çokları bilmiyor.But most of them do not understand.
Çokları onlara inanıyordu."Most of them believed in them."
Çoklarının inanmıyacağına dair söz gerçekleşmiştir.The sentence is surely justified against most of them, for they do not believe.
Övgü ALLAH'adır. Ancak çokları bilmez.God be praised; yet many of them do not know.
Aslında o bir testtir, ne var ki çokları bilmezIn fact, this is an illusion, but most men do not know.
Zaten çokları inanmazlar.In fact, most of them do not have faith.
Ve azab onları yakaladı. Muhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanmazlar.The punishment therefore seized them; indeed in this is a sign; and most of them were not believers.
Bir bölüğünün ahdini bozması şöyle dursun, zaten çokları inanmazlar.In fact, most of them do not have faith.
Doğrusu şu ki, onların çokları iman etmezler.In fact, most of them do not have faith.
Öleni diriltmek O'nun üzerinde hak bir vaattır, fakat insanların çokları bilmezler.A true promise obligatory upon Him, but most men do not know.
Allah kendi vaadine ters düşmez. Ne var ki, insanların çokları bilmiyorlar.The promise of Allah; Allah does not renege on His promise, but most people do not know.
Ama insanların çokları bilmiyorlar.(Prophet Mohammed – peace and blessings be upon him – is the Prophet towards all mankind.)
Hamt, yalnız Allah'adır! Ama onların çokları bilmiyorlar.All praise is to Allah; in fact, most among them do not know.
Fakat onların çokları bilmiyorlar.(Punishment in the grave is proven by this verse.)
Bu ikisinin hali hiç bir olur mu? Hamd Allah'ındır, fakat pek çokları bilmezler.All praise is to Allah; in fact, most among them do not know.
Hayır, onların çokları bilmiyorlar.Nay, but the most of them have no knowledge.
Müjdeleyici ve uyarıcı olarak (gönderilmiştir). Fakat çokları yüz çevirmiştir; onlar işitmezler.good tidings to bear, and warning, but most of them have turned away, and do not give ear.
Zulmedenlere, bundan başka bir azab da vardır. Fakat çokları bilmezler.And there surely awaits the evildoers a chastisement beyond even that, but most of them know it not.
Onun dostları/koruyucuları takva sahiplerinden başkası değildir. Ama onların çokları bunu bilmezler.Its only protectors are the godfearing; but most of them know not.
Gözünüzü açın, Allah'ın vaadi haktır! Ama onların çokları bilmiyorlar.Why, surely God's promise is true; but the most of them have no knowledge
Ondan asla kuşkuya düşme; o Rabbinden bir haktır ama insanların çokları inanmıyorlar.So be thou not in doubt of it; it is the truth from thy Lord, but most men do not believe.
Hayır, öyle değil. Bunların çokları bilmiyorlar.Nay, but the most of them have no knowledge.
Hayır! Ama onların çokları ilimden nasipsizliği sürdürüyorlar.Nay, but the most of them have no knowledge.
Doğru ve eskimez din işte budur. Fakat insanların çokları bilmiyorlar.That is the right religion; but most men know it not --
Zulmedenler için bundan başka bir azap da vardır. Fakat onların çokları bilmiyorlar.And there surely awaits the evildoers a chastisement beyond even that, but most of them know it not.
Şüphesiz zulmedenlere, ondan başka da azap vardır. Fakat çokları bilmezler.And there surely awaits the evildoers a chastisement beyond even that, but most of them know it not.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod