Pek çokları denese de kimse tarihi değiştiremez.Nobody can change history, although many have tried.
Çokları Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olur.Many go out for wool and come home shorn.
Çokları hayatını kazanmak için büyük şehirlere göçmüştür.Many have moved to bigger cities for better opportunities.
Daha çokları var:But there are many others:
Sandalyede çalışan pek çoklarımız için tipik bu.Well, that's typical of a lot of us working in chairs.
Evet, pek çoklarına sen ders verdin, Zayıf elleri güçlendirdin,Behold, you have instructed many, you have strengthened the weak hands.
Fakat inkar edenler, Allah'a yalan uyduruyorlar ve çokları da akıl erdiremiyorlar.The unbelievers fabricate lies of God, for many of them are devoid of sense.
De ki: "Şüphesiz Allah, bir mu'cize indirmeğe kadirdir, fakat çokları bilmezler."Say: "God certainly has power to send down a miracle; but most men cannot understand."
Onların çoklarını yoldan çıkmış bulduk ama, çoklarında sözde durma diye bir şey bulmadık.We did not find many of them faithful to their promises, and found many of them disobedient.
İyi bilinki, onların uğursuzluğu Allah katındadır, fakat çokları bilmezler.But surely the omen was with God, yet most of them did not understand.
Fakat çokları bilmezler.But most of them do not know.
İyi bil ki Allah'ın va'di gerçektir, fakat çokları bilmiyorlar.Remember, the promise of God is true. But most of them do not know.
Muhakkak ki Allah, insanlara karşı lutuf sahibidir, ama çokları şükretmiyorlar.(Will they escape the judgement?) In fact God is gracious to men; but most of them are not grateful.
Hamd Allah'a mahsustur, fakat çokları bilmezler.But most men do not understand.
Ama çokları hakkı bilmezler, bundan dolayı onlar, (haktan) yüz çevirirler.But most men do not know the truth and turn away.
Hayır, o kendilerine hakkı getirdi, fakat çokları haktan hoşlanmıyorlar.In fact, he has brought the truth to them, but most of them abhor the truth.
Şüphesiz bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanıcı değillerdir.Verily there are signs in this; yet many of them do not believe.
Muhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama çokları inanmazlar.Verily there is a sign in this, but most of them do not believe.
Muhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanmazlar."Verily there is a sign in this, but many of them do not believe.
Muhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanmazlar.Verily there is a sign in this, yet many of them do not believe.
Muhakkak ki bunda bir ibret vardır ama yine çokları inanmazlar.Verily in this was a sign, but most of them do not believe.
O yalancılar, (şeytanlara) kulak verirler, çokları da yalan söylerler.Who listens to you (for spreading rumours); but most of them are liars.
Hayır çokları bilmiyorlar.In reality most of them do not know.
Şüphesiz Rabbin, insanlara karşı lutuf sahibidir, fakat çokları şükretmezler.Verily your Lord is gracious to men, though most men are ungrateful.
Doğrusu çokları düşünmezler.But most of them do not understand.
Hayır, çokları bilmezler.But most of them do not understand.
Çokları onlara inanıyorlardı."Most of them believed in them."
Hamd yalnız Allah'a mahsustur, fakat çokları (yalnız Allah'a tapılacağını) bilmiyorlar.God be praised; yet many of them do not know.
Hayır, o bir imtihandır, fakat çokları bilmiyorlar.In fact, this is an illusion, but most men do not know.
Fakat çokları yüz çevirmiştir; onlar işitmezler.And yet most of them are averse and do not listen,
Yoksa çoklarının söz dinlediklerini veya aklettiklerini mi sanırsın?Or do you think that most of them hear or understand?
Hayır; o bir imtihandır, fakat çokları bilmezler.In fact, this is an illusion, but most men do not know.
Bilin ki Allah'ın vaadi, hiç şüphe yok gerçektir, fakat çokları bilmez.Remember, the promise of God is true. But most of them do not know.
Şüphe yok ki Allah, insanlara lütuf ve ihsanda bulunmadadır ama çokları şükretmez.(Will they escape the judgement?) In fact God is gracious to men; but most of them are not grateful.
Yoksa çokları dinlerler ve akıllarını başlarına alırlar mı sanıyorsun?Or do you think that most of them hear or understand?
Şu bir gerçek ki Allah, insanlara karşı çok lütufkârdır. Fakat insanların çokları şükretmezler.Indeed God bestows His blessings on men; only most men are not grateful.
De ki: "Kuşkusuz, Allah bir mucize indirmeye Kaadir'dir. Fakat çokları bilmiyorlar."Say: "God certainly has power to send down a miracle; but most men cannot understand."
Gözünüzü açın! Onların uğursuzluk kuşu, Allah katındadır, fakat çokları bilmiyorlar.But surely the omen was with God, yet most of them did not understand.
De ki: "O'na ilişkin bilgi Allah katındadır, fakat insanların çokları bilmiyorlar."You tell them: "Only God has the knowledge." But most people do not know.
Ama onların çokları bunu bilmezler.But most of them do not know.
Ama onların çokları bilmiyorlar.But most of them do not know.
Allah, insanlara karşı elbette lütuf sahibidir, fakat onların çokları şükretmiyorlar.(Will they escape the judgement?) In fact God is gracious to men; but most of them are not grateful.
Allah, kendi emrine Gâlib'dir/kendi emrine hükmeder. Ama insanların çokları bilmiyorlar.God dominated in his affairs, though most men do not know.
İşte bu, Allah'ın bize ve diğer insanlara bir lütfudur. Ama insanların çokları şükretmiyorlar."This is among God's favours to us and to all mankind; but most men are not grateful.
Eskimez ve pörsümez din işte budur. Ama insanların çokları bilmiyorlar."This is the right way; but most men are ignorant.
Ve sana Rabbinden indirilen, haktır. Ne var ki, insanların çokları iman etmezler.Whatsoever is sent down to you from your Lord is the truth; but most men do not believe.
Bütün övgüler Allah'adır ama onların çokları bilmiyorlar.But most men do not understand.
Ne yazık ki onların çokları hakkı bilmezler; bu yüzden de yüz çevirirler."But most men do not know the truth and turn away.
Ama onların çokları ilimden nasipsizliği sürdürüyorlar.In reality most of them do not know.
Senin Rabbin, insanlara karşı gerçekten lütufkârdır; fakat çokları şükretmezler.Verily your Lord is gracious to men, though most men are ungrateful.
Fakat onların çokları akletmiyorlar."But most of them do not understand.
Ne var ki, insanların çokları bilmiyorlar.Yet most men do not understand:
Şu da bir gerçek ki, insanlardan çokları Rablerine kavuşmayı gerçekten inkâr ediyorlar.But many men reject the meeting with their Lord.
Fakat insanların çokları bilmiyorlar.But most men do not understand.
Hayır, öyle değil; o bir fitnedir ama onların çokları bilmiyorlar.In fact, this is an illusion, but most men do not know.
O saat elbette gelecektir; kuşku yok bunda. Fakat insanların çokları inanmazlar.The Hour will certainly come; there is no mystery about it; but most men do not believe.
İkisini de, sadece gerçeği göstermek üzere yarattık. Ama onların çokları bilmiyorlar.We created them with definite purpose; but most of them do not understand.
Ama insanların çokları bilmiyorlar."And yet most men do not understand.
"Çoklarını saptırdılar.And they misled many.
Doğrusu bir çokları bilgisizce kendi kötü arzularına uyarak saptırıyorlar.Surely many (men) mislead others into following their vain desires through lack of knowledge.