çokça ile cümle
çokça kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Evdeyken çokça telefonla arayarak her hafta babasına mektup yazdı.Jeden Tag schrieb mein Vater einen Brief nach Hause.
Güney Amerika' da çokça tüketilmektedir.Sie verursacht in Südamerika sehr große Schäden.
Katawa Shoujo çokça olumlu eleştiri aldı.Katawa Shoujo erhielt positive Rezeption.
Karmin boyaları bir zamanlar hem Amerika'da hem de Avrupa'da çokça ödüllÜ eserde kullanılmıştır.Seine Pferde wurden mehrfach mit Preisen sowohl in den USA als auch Europa ausgezeichnet.
Bu, Ferîdüddîn-i Attâr’ın çokça bilinen eseridir.Vor allem ist er jedoch bekannt für E madhe është gjëma e mëkatit (Groß ist die Folge der Sünde).
Bu ismin anlamı ve veriliş biçimiyle ilgili çokça söylenti vardır.Es gibt mehrere Deutungen der Ursprünge und Bedeutungen dieses Namens.
Nakış çokça giysi için kullanıldı.Das Kleid wurde oft kopiert.
Hamamların tasarımından Vitruvius'un De architectura'sında çokça söz edilmiştir.Die in der Archäologie verwendeten Bezeichnungen sind bekannt aus Vitruvs Werk De Architectura.
Japonya yabancı ülkelere çokça araba ihraç ediyor.Le Japon exporte beaucoup de voitures à l'étranger.
Öğretmenimiz bize çokça ödev verdi.Notre professeur nous donne beaucoup de devoirs.
Kurtlar av hayvanlarının çokça bulunduğu bölgelerde yaşar.Les loups vivent sur des territoires où le gibier est abondant.
Geçen gece çokça yağmur yağdı.Il a plu abondamment la nuit dernière.
Esperanto öğrenmek istiyorsan oku ve çokça pratik yap.Si tu veux apprendre l'espéranto, lis et pratique beaucoup.
Daha sonra ressam Avrupa'yı çokça gezmiş, özellikle İtalya'da bulunmuştur.Il a voyagé à travers toute l'Europe et particulièrement en Italie.
1923'te, Winifred, çokça Wagner'in müziğini takdir eden Adolf Hitler'le tanıştı.En 1923, elle rencontre pour la première fois Adolf Hitler, qui admire la musique de Richard Wagner.
Megleno-rumence güney slav dillerinden çokça etkilenmiştir.Le numéral istro-roumain est fortement influencé par le croate.
Nakış çokça giysi için kullanıldı.La laine était utilisée pour la plupart des vêtements.
Bu sebebple iki şehir arasında çokça yolculuk yapmıştır.Esto le obligó a viajar a menudo entre estas dos ciudades.
Daha sonra ressam Avrupa'yı çokça gezmiş, özellikle İtalya'da bulunmuştur.Por alusiones se infiere que viajó mucho por Europa, especialmente por Italia.
Günümüzde yaşam alanları çokça daralmıştır.Hoy en día los yacimientos parecen agotados.
Nakış çokça giysi için kullanıldı.Me daba un poco de cosa salir disfrazado.
Proteoglikanlar, çokça glikozillenmiş olan özel bir glikoprotein sınıfını temsil eder.Los proteoglicanos o proteoglucanos, son una clase especial de glucoproteínas altamente glucosiladas.
Ayrıca Şehir dışında çalışan çokça insan bulunmaktadır.Molti residenti lavorano fuori della città.
Bu sebebple iki şehir arasında çokça yolculuk yapmıştır.Trascorse tutta la sua vita fra queste 2 città.
Nakış çokça giysi için kullanıldı.Fu questo costume ad essere usato per la maggior parte delle riprese.
Hamamların tasarımından Vitruvius'un De architectura'sında çokça söz edilmiştir.I periaktoi sono descritti nel De architectura di Vitruvio.
Çapullardan çokça köle ele geçiriliyordu.Nella sua tenuta utilizzava molti schiavi.
Güney Amerika' da çokça tüketilmektedir.È molto popolare in gran parte del Sud America.
Double thumping tekniğini de çokça kullanmaktadır.Viene utilizzata la tecnica della "doppia impronta".
Katawa Shoujo çokça olumlu eleştiri aldı.Katawa Shoujo получила в целом положительные отзывы.
Daha sonra ressam Avrupa'yı çokça gezmiş, özellikle İtalya'da bulunmuştur.Писатель много путешествует, преимущественно по Восточной Европе.
Ancak film için hali hazırda çokça para harcanmış olduğu için sadece filmin bütçesinin yarısını kullanabildi.Но и эта картина с трудом смогла отбить лишь половину своего бюджета.
Çokça küçük köy.Маленькая бедная деревушка.
Evdeyken çokça telefonla arayarak her hafta babasına mektup yazdı.Чуть ли не каждый день он писал письма во Францию.
Çapullardan çokça köle ele geçiriliyordu.Зачастую пекарями становились вольноотпущенные рабы.
Belize hariç tüm devletlerin resmi dili İspanyolca olmasına rağmen, Belize'de de İspanyolca çokça konuşulur.Во всём регионе говорят по-испански, хотя в Белизе официальным языком является английский.
Açık sözlülüğüyle, basın ve spor yöneticileriyle anlaşmazlıklarıyla çokça gündeme gelmiştir.سلوكياته قد عملت على خلاف مع الصحافيين ومدراء الرياضة.
Bu, Ferîdüddîn-i Attâr’ın çokça bilinen eseridir.وهو معروف أكثر "بسرعة البديهة" أو القدرة على "التفكير بسرعة".
Nakış çokça giysi için kullanıldı.تكون الإثارة عادةً بتأخير خلع الملابس.
Daha sonra ressam Avrupa'yı çokça gezmiş, özellikle İtalya'da bulunmuştur.انها لا تزال تقدم عروض حية، خصوصا في أوروبا.
Filmlerinde geniş plan çekimler ve uzun sekanslar çokça yer alır.إنه لديه صفحته الخاصة على فيس بوك , والتي ينشر فيها الكثير .
1923'te, Winifred, çokça Wagner'in müziğini takdir eden Adolf Hitler'le tanıştı.Em 1923, Winifred conheceu Adolf Hitler, que admirava a música de Richard Wagner.
Megleno-rumence güney slav dillerinden çokça etkilenmiştir.O Megleno-romeno foi fortemente influenciado pelas vizinhas línguas eslavas meridionais.
Özellikle, pasif filtrelerde çokça kullanılır.Em particular, eles são capazes de atuar como filtros passivos.
Çokça küçük köy.Het is een uiterst klein dorp.
Çapullardan çokça köle ele geçiriliyordu.De meesten van hen waren bevrijde slaven.
Bölgesel farklılıklar çokça görülür.Er zijn grote regionale verschillen te vinden.
Günümüzde yaşam alanları çokça daralmıştır.Tegenwoordig is hun leefgebied meer versnipperd.
Bu uygulama, o dönemde çokça başvurulan bir vergi yükseltme yöntemiydi.Dit was een geijkte manier om extra inkomsten te werven in die tijd.
Gaga'nın performansı eleştiri yazılarında çokça geçti.Het werk van Cobet staat geheel in het teken van de tekstkritiek.
Güney Amerika' da çokça tüketilmektedir.In Zuid-Amerika wordt hij veel in tuinen aangeplant.
Özellikle Japon mutfağında, sushi ile birlikte çokça tercih edilmektedir.Ceni kuchnię japońską, zwłaszcza sushi.
Çapullardan çokça köle ele geçiriliyordu.Często było nadawane niewolnikom.
Tabal Krallığı'na ve kral adlarına ilişkin bilgilere Asur yıllıklarında çokça rastlanır.Nawet okoliczności poznania się króla z Luizą są prawdziwe.
Bölgesel farklılıklar çokça görülür.Duże są różnice regionalne.
Daha sonra ressam Avrupa'yı çokça gezmiş, özellikle İtalya'da bulunmuştur.Odbyła wiele podróży, szczególnie do Włoch.
Son beş senedir Pakistan Ordusu'yla çokça çarpışma olmuştur.Była to już piąta konfrontacja między tymi zespołami w ostatnich latach.
Çokça küçük köy.Jest to mała wioska.
Köyün kuzey yakasında çokça mağara bulunmaktadır.På den norra delen finns flera grottor.
Katawa Shoujo çokça olumlu eleştiri aldı.Katawa Shoujo отримала в цілому позитивні відгуки.