çoğunlukla ile cümle
çoğunlukla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Çoğunlukla dört ayakları üstünde hareket ederler.特に足を動かすことが多い。
Bugünkü Uygurlar çoğunlukla Müslümandır.彼らの子孫のほとんどは現在ムスリムである。
Çiftler çoğunlukla yıllarca beraber kalır.ふたりは幾年にもわたって親密なままでいることになる。
Çoğunlukla sekreteri Jonathan ile telefonda konuşur.たびたび、ネイサンにテレパシーで話しかけてくる。
Çoğunlukla Avrupai kullanıma sahiptir.主にヨーロッパで多く用いられている。
Çoğunlukla çocuklar onunla boyu açısından alay eder.しばしば息子を些細なことで叱る。
Açık stepler, çoğunlukla su yakınında görülürler.水が豊富な谷が近くにあった。
Çoğunlukla ATIS, ATC ve VOLMET aracılığıyla bildirilir.必要な情報はATISやVOLMET放送で提供される。
Estonya bayramları çoğunlukla Batı Hristiyan takvimi ve Protestan geleneklerine dayalıdır.フィンランドの休日は西欧キリスト教国の行事やプロテスタントの伝統に良く似ている。
Namlu çoğunlukla çelikten yapılmaktadır.多くの場合鋼製である。
Plasmodium knowlesi, Güneydoğu Asya'da çoğunlukla görülür.インフルエンザウイルスの新しい系統はしばしば東アジアで発生する。
Çoğunlukla futbol karşılaşmaları için kullanılır, kapasitesi 1,500'dür.現在は主にサッカーの試合に使用されており、5万0000人を収容可能である。
Tom ve Jerry'de iletişim çoğunlukla hareketlere dayanıyordu.いつものようにトムとジェリーは追いかけっこをしていた。
Çoğunlukla gündüz faaldirler.度々、来日している。
Törenler yılda bir kez ve çoğunlukla Şubat ayında yapılır.年に1回、多くは1月に行われる。
Günümüzde video klipler, çoğunlukla müzik kayıtlarının satışını artırmak için hazırlanan ticari ürünlerdir.現代のミュージック・ビデオは、主に音楽録音の販売を促進するためのマーケティングデバイスとして制作され、使用されている。
Üretilen robotlar çoğunlukla “KUKA Turuncusu” (şirketin kurumsal rengi) veya siyah renktedir.ほとんどのロボットは"KUKAオレンジ"(公式コーポレートカラー)または黒に仕上がっている。
Köyün nakit para kaynağı büyük çoğunlukla bu kişilerin emekli maaşına bağlıdır.これらのためにグループの従業員らは年金をほぼ失っている。
Röportajlarda, çoğu müzisyen çoğunlukla Dead'i içe dönük ve garip bir kişi olarak betimlemişlerdir.インタビューで、同僚だったミュージシャン達はしばしば、デッドのことを風変りで内向的な奴だったと語っている。
Çoğunlukla, kahvaltıda tüketilir.朝食で食べることが多い。
Çoğunlukla cep telefonlarından ve MRI taramalarından soğurulan gücü ölçmek için kullanılır.携帯電話やMRIスキャン中に吸収された電力を測定するために一般的に使用されている。
Çoğunlukla ot ve çalılıklar arasında yaşar.しばしば鉄生と清広の間に入る。
Çoğunlukla DNA metilasyonu ve histon deasetilasyonu gen susturmada birlikte çalışırlar.しばしば、DNAのメチル化とヒストンの脱アセチル化は遺伝子のサイレンシングにおいて協調的に働く。
Çoğunlukla balık ile beslenir ve sıklıkla grup halinde avlanırlar.釣りが好きで、ある地域でよく魚釣りをしている。
Hastalık çoğunlukla 20 ile 40 yaş arasında ortaya çıkmaktadır.20~40歳の発症が多い。
1982’den bu yana çoğunlukla 1 saatlik problemler önerilmektedir.1982年頃から、昼間の一部の特急『南紀』が臨時停車していた。
Alkolik babası, çoğunlukla şiddet uyguluyordu ve şimdi çok ağır borçluydu.義父は強度のアルコール中毒であり、自宅内で頻繁に暴力を振るった。
HH cisimleri çoğunlukla toplam kütlelerinin %75 ile %25 ini oluşturan helyum ve hidrojen içerir.HH 天体の組成は大部分が水素とヘリウムで、質量比でそれぞれ約75%及び約25%を占める。
Çoğunlukla güneş doğduktan yarım ile bir saat sonra gerçekleştirilir.夕暮れの1時間くらい後に発生することが多い。
İkili çoğunlukla bir Çin lokantasında buluşup sohbet eder.ある中華料理屋の常連でいろいろ食べている。
Günlük konuşmada ve yazıda bu hareke sistemi çoğunlukla ihmal edilir.関連した会話と筆記において、この助詞はよく省略される。
İş anlaşmaları çoğunlukla yolsuzluk pratiklerine katılımla yer alır.長官は彼らの汚い仕事に頻繁に加担している。
Çoğunlukla açı saat yönünde olduğunda işaret kullanılır.時計に刻まれる銘としてよく使われる。
Özgür yazılımlar çoğunlukla ücretsiz olsalar da ücretsiz olmak zorunda değildirler.オープンソースライセンスを課したソフトウェアは無償で利用できることが多いが、必ずしもフリーウェアである必要はない。
Havaalanında çoğunlukla askeri trafik için 7 helikopter pedi bulunmaktadır.この際には7個飛行隊が飛行場に配置された。
Çoğunlukla balıkla beslenir.普段は魚を食べている。
Çoğunlukla ağaç, ağaççık ya da çalı durumunda bulunurlar.高木、低木、また一部は多年草。
Çoğunlukla olumlu eleştiriler aldı.好意的な批評が多く見られる。
3,000'den fazla üretilmiş olup çoğunlukla keşif aracı veya hafif bir tank olarak kullanılmıştır.30機ほどが生産され、偵察や陽動作戦に使用された。
Çoğunlukla pamuk ekimi yapılmaktadır.ほとんどが綿作だった。
Belediye başkanlarına çoğunlukla işten el çektirildi.執事を解雇されかけたこともある。
Evren çoğunlukla maddeden yapılmıştır.大地のほとんどが機械化されている。
Çoğunlukla sokaklarda seyyar olarak satılırlar.しばしば道端で売られている。
Çoğunlukla "bre", "hey", "hey gidi", gibi ünlemler yer alır.「行きや」「見(ー)や」のように、「や」が付くことが多い。
Bölgenin dağları at nalı şeklinde, yamaçlar çoğunlukla ormanlık veya Alp çayırlarıyla kaplıdır.地域の山は馬蹄形をしており、斜面は主に森林やアルプスの牧草地で覆われている。
Kayıt dönemi çoğunlukla rekabetlere sahne oldu.勝ちタイムはレースレコードであった。
Vücut şekli çoğunlukla yayvan ya da kubbeli bir şemsiye şeklindedir.体全体は、多くのものでは傘のような形をしている。
Salınımı kontrollü olduğu çoğunlukla tercih edilir.東條寧々に操られていた。
Çoğunlukla kendi kendine öğrenerek 1868’de Heidelberg Üniversitesinden doktor unvanı aldı.彼はほとんど独学でハイデルベルク大学の博士号を1868年に取った。
Çoğunlukla yenmesi zordur.しかしたいていは負ける。
Çoğunlukla Python kullanılarak yazılmıştır ancak C ile yazılan bazı yerleri de vardır.プログラムはおおむねPythonで書かれているが、一部はC言語による。
Enfeksiyon yalnızca birkaç solucandan kaynaklanıyorsa çoğunlukla bir belirti görülmez.少量の鞭虫による感染の場合、通常は症状がみられない。
Bu nedenle Anaksimenes'in düşüncelerine ilişkin yorumlar çoğunlukla birbirleriyle çelişir.ところで、論者によってルネサンスの定義は、しばしば大きく異なる。
Çoğunlukla tadı tuzludur.多くは塩のみの味付けが多い。
Ölüler çoğunlukla doğrudan toprağa gömülüydü.死者は基本的に屈葬された。
Afrika'dan getirilen diğer Müslüman ordusu kısmı çoğunlukla Berberlerden oluşmaktaydı.元々オーストラリアに移住した白人は、犯罪者が大半を占めていた。
Raporun kapsadığı periyot çoğunlukla, yayımlanma zamanından en az 8 saat sonra başlar.この入札募集は公表時間の8時間後に一時停止された。
Bu çalışmalarda vurgulanan çoğunlukla kadın olurken, erkek bir eşlikçi olarak çizildi.実生活においては女性神として扱われる場合が多かった。
Çoğunlukla gece aktif olurlar ve gündüzü farklı yerlere saklanarak geçirirler.主に夜間に活動し、日中は砂中に潜っていることが多い。
Ama çoğunlukla onun yardımına ihtiyaç duyar.さといもちゃんは彼のお手伝いをすることが多い。