çoğunlukla ile cümle

çoğunlukla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Çoğunlukla kayısı, yetiştirilmektedir.Useimmiten kasvi on kookaskasvuinen.
Ama çoğunlukla onun yardımına ihtiyaç duyar.Hän usein kieltäytyy auttamasta.
Grup turu bitirdikten sonra 1999 yılında çoğunlukla tatile girdi.Hän palasi yhtyeeseen vuosien tauon jälkeen vuonna 2004.
Sözleri çoğunlukla dinleyiciyi eğlendiren ya da kışkırtan kelime oyunları ile doludur.Usein lähetykset lähinnä suututtivat tai huvittivat kuuntelijoitaan.
Kitapta çoğunlukla İslami ve imani konular hakkındaki soruların cevapları bulunmaktadır.Sanoitukset käsittelevät yleensä islamin historiaa ja uskomuksia.
Demokratik Parti ön seçimlerini büyük çoğunlukla kazandı.Mangopen demokraattpinen puolue voitti selvästi ensimmäiset vaalit.
Tarihi köyden kalıntı bulunmayışının bir sebebi de eskiden yapıların çoğunlukla ağaç yapılar olmasıdır.Tuolta ajalta on vain vähän jäänteitä, sillä rakennukset oli tehty enimmäkseen puusta.
Maaş, İşveren tarafından, çoğunlukla günlük, haftalık veya aylık şekilde ödenir.Aikapalkkaa maksetaan työhön käytetyn ajan perusteella, esimerkiksi viikko-, kuukausi- tai tuntipalkkana.
Tuvaller çoğunlukla "L", "N", "U" ya da "T" şeklindeydi.Muodoltaan motellit olivat suurimmaksi määrin kirjaimien ”I”, L”, "S" tai ”U” muotoisia.
Çoğunlukla nesneleri taşımak ya da muhafaza etmek için kullanılır.Sitä käytetään yleensä huollossa tai säilytyksessä.
Çoğunlukla saf ormanlar kurar.Se muodostaa yleensä laajoja puhtaita metsiköitä.
Çoğunlukla bütün memelilerde en büyük dişlerdir.Ne ovat yleensä suun näkyvimpiä hampaita.
En üst düzey makamlarda çoğunlukla Mançular, yerel yönetimde ise Çinliler yer almaktaydı.Maakuntatason hallintovirkoja alemmat virat olivat yleensä yksinomaan kiinalaisten käsissä.
1997 seçimlerinde İşçi Partisi büyük çoğunlukla 18 yıllık bir aradan sonra tekrar iktidara geldi.Vaaleissa Työväenpuolue sai enemmistön ja puolue palasi hallitukseen 18 oppositiovuoden jälkeen.
Hipertrofi ve hiperplazi her ne kadar tamamen farklı süreçler olsalar da çoğunlukla beraber ortaya çıkarlar.Hypertrofiaa ja hyperplasiaa ilmenee kudoksissa usein samanaikaisesti.
Çoğunlukla Sırplar hedef olmak üzere halka karşı çeşitli savaş suçları işlendi.Četnikejä on monestikin syytetty erilaisista sotarikoksista.
Bunlar çoğunlukla 20 ve 30 yaşları arasındaydı.Suuri osa jäsenistä oli 20–30-vuotiaita.
Çoğunlukla bahçeli evlerde oturulur.Se vierailee joskus taajamien puutarhoissa.
Bazı sınırlamalarla kişisel mülkiyete izin verilmekteydi ancak gayrimenkul çoğunlukla Devlet malıydı.Yksityisiä investointeja sallittiin rajoitetusti mutta pääosin hallinto oli kommunistista.
Adını, kalkan trenlerin çoğunlukla vardığı Lyon kentinden almaktadır.Se on nimetty Lyonin kaupungin mukaan, jonka varrella useat asemalta lähtevät kaukojunat pysähtyvät.
Wolof dili, çoğunlukla Senegal, Gambiya ve Moritanya'da konuşulan Nijer-Kongo dillerine ait bir dildir.Jola-fonyi on Senegalissa ja Gambiassa puhuttu nigeriläis-kongolainen kieli.
Düzenli bir bakıma sahip olan fıstık çamı sahalarında çoğunlukla orman altı floraları ortadan kaldırılmıştır.Ingaksenmetsä on pitkään hakkaamattomana säilynyt pääosin kuusta kasvava metsä .
Buluntular çoğunlukla Troy ile ilişkilidir.Yleensä kontakki seuraa troparia.
Bu simgenin kullanıldığı bayraklara çoğunlukla Akdeniz çevresinde, Orta Doğu ve Orta Asya'da rastlanır.Kuivatut hedelmät tulevat yleensä Lähi-idästä ja Aasiasta.
Malayalam (മലയാളം, Malayāḷam), çoğunlukla Hindistan'ın Kerala eyaletinde konuşulan bir Dravid dilidir.Malajalam eli malayalam on pääasiassa Intiassa puhuttava dravidakieli.
Çoğunlukla taşımayı kolaylaştırmak için üstten kulbu ve boşaltmayı kolaylaştırmak için küçük bir ağzı bulunur.Kahvaosaan on usein kiinnitetty pieni lenkki kantamisen ja kädessä pitämisen helpottamiseksi.
Yunanlar büyük çoğunlukla Ortodoks'tur.Venäläiset puolestaan ovat pääasiassa ortodokseja.
Yine de bu nokta tarihçiler tarafından çoğunlukla kabul görmemiştir.Tällainen näkemys ei ole kuitenkaan saanut laajaa suosiota varsinaisten historiantutkijoiden parissa.
Çoğunlukla sadece kendi ismini bağırabilir.Usein vain niiden huudot paljastavat ne.
Çoğunlukla saçmalıyor.Monesti on ukkosta.
Ateş, yüksek sıcaklık ve çoğunlukla alev veren hızlı yanma olayıdır.Palovamma on yleensä äkillisen kuumuuden aiheuttama kudosvaurio.
Şarkının dili çoğunlukla İngilizcedir.Laulujen sanat ovat pääosin englanniksi.
Nitelikli çoğunlukla oylama yöntemi getirildi.Tilalle on ehdotettu määräenemmistösääntöä.
Ölüler çoğunlukla doğrudan toprağa gömülüydü.Suurin osa uhreista hautautui elävältä.
Ancak bunların etkileri çoğunlukla sembolikti.Muutoin ne ovat enimmäkseen hiljaa.
Bu toplantıda alınan kararların üçte iki çoğunlukla alınması gerekiyordu.Sopimuksen hyväksymiseksi piti olla 2/3 enemmistö.
Derebeyleri topraklarını korumak için çoğunlukla kalelerde yaşarlardı.Monesti he suojasivat kylänsä paaluvarustuksin.
Maskesi olmadan çoğunlukla mutsuz bir görünümü ve davranışı vardır.Selkounessa esiintyy useimmiten jokin epätavallinen havainto tai kokemus.
Ölçülen değişken çoğunlukla ışığın yoğunluğudur ancak ışığın polarizasyon durumuna da bakılabilir.Useimmilla mustekaloilla ei ilmeisesti ole värinäköä, mutta ne pystyvät aistimaan valon polarisaatiotason.
Çoğunlukla ABD'de çalışmaktadır.Toisaalta hän itse työskenteli useaan otteeseen Yhdysvalloissa.
Bilinen tüm SIV tipleri ya Influenzavirus A (çoğunlukla) ya da Influenzavirus C (ender) tipindedir.Sen aiheuttamaa tautia kutsutaan influenssaksi, tarkemmin A-influenssaksi.
Vietnam Yeni Yılı, çoğunlukla Çin Yeni Yılı ile aynı gündür.Vuosilomia ei juuri ole, mutta usein kiinalaisen uuden vuoden aikaan saa lomaa.
Çoğunlukla gülümsemenin nedeni mutluluktur.Laulujen teemat olivat yleensä humoristisia.
Bu kopyalar çoğunlukla el yazısı ya da daktilo yazısı olurdu.Osa kopioista valmistettiin kirjoituskoneilla ja jopa käsin.
Eserlerine çoğunlukla yakın arkadaşlarını ve spor yapan insanları konu etmiştir.Hän suostui keskustelemaan töistään ainoastaan muutamien läheisten ystävien ja oppilaiden kanssa.
Lokantalar çoğunlukla özel mülktür.Projektialueen maat ovat pääosin yksityisessä omistuksessa.
Mahallenin ekonomisi çoğunlukla mevsimlik inşaata ve tarıma dayalıdır.Kylän rakennuskanta on pääasiassa omakoti- sekä maataloja.
Nüfusu çoğunlukla kırsal göçmenlerin oluşur.Lähiö koostui pääosin siirtolaistyöntekijöistä.
Kitapda onunla ilgili çoğunlukla doğrulanamayan klişe bilgilerle vardır.Kirja sisältää kuitenkin paljon Raamatussa tuntematonta tietoa.
Bu kutsal levhaların çoğunlukla onlara çarpıtılmış bir haç veya çarmıha gerilmiş bir İsa imgesi vardır.Kirkon alttarilla on usein ristiinnaulitun Kristuksen kuva eli krusifiksi.
Namlu çoğunlukla çelikten yapılmaktadır.Vetojouset tehdään yleensä teräksestä.
Hepçildirler ve çoğunlukla yerde beslenirler.Syö pääasiassa siemeniä ja ruokailee yleensä maassa.
Kitap hakkındaki değerlendirmeler çoğunlukla olumludur.Kirjaa käsittelevät arviot ovat yleisesti kiittäviä.
Bu nedenle tedavi çoğunlukla toplumda influenzanın varlığına veya hızlı influenza testine dayanır.Έτσι, η θεραπεία συχνά βασίζεται στην παρουσία γρίπης στην κοινότητα ή στην ταχεία διάγνωση γρίπης.
Bazı durumlarda partnerlerden birisi, (çoğunlukla da kız) çocuktur.Σε πολλές περιπτώσεις, μόνο ο ένας από το ζευγάρι είναι παιδί, συνήθως το κορίτσι.
Çoğunlukla mektuplarını "Devrim için" diye imzalardı.Συχνά υπέγραφε τις επιστολές του με το «Ημέτερος για την Επανάσταση».
Dersleri çoğunlukla Hilbert’in adı altında duyuruluyordu ve Noether çoğu zaman “yardım” da bulunuyordu.Οι διαλέξεις της συχνά διαφημιζόνταν υπό το όνομα του Hilbert, και η Νέτερ θα παρείχε "βοήθεια".
Bu enfeksiyon çoğunlukla kirlenmiş su ya da gıda ile bulaşır.Αυτή η λοίμωξη μεταδίδεται συνήθως με το μολυσμένο νερό ή τα τρόφιμα.
Çoğunlukla bir caz dansı olarak tanımlanır ve Swing danslarının bir üyesidir.Έχει συχνά περιγραφεί ως ένας χορός jazz και είναι μέλος της οικογένειας των χορών swing.
Çoğunlukla oy veya karar bulunmamaktadır.Δεν υπάρχει καμία ψηφοφορία ή απόφαση με πλειοψηφία.
İlgili Sayfalar