çoğunlukla ile cümle
çoğunlukla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Başka türlü "Ortak" veya Önemsiz isim, kullanılabilir, çoğunlukla bileşiğin kaynağından türedi.Un alt nume propriu, de obicei ne-uman, a fost folosit prin compunere.
Çoğunlukla Ausf.Toate variantele până la Ausf.
Oyun çoğunlukla olumlu yorumlar almış ve 2006 yılında E3'de birden fazla ödül kazanmıştır.Jocul a stârnit reacții aproape toate pozitive, câștigând peste 35 de premii „Jocul Anului” în 2004.
Çoğunlukla sıra belirlemek için kullanılan yazı tura oyunu, kumar olarak da oynanabilir.Poate joacă și cantitatea precum frecventarea consumului un rol decisiv.
2002'de ezici çoğunlukla Varşova belediye başkanlığına seçildi.În 2002 Lech Kaczyński a fost ales cu o mare majoritate primar al Varșoviei.
Yine de bu nokta tarihçiler tarafından çoğunlukla kabul görmemiştir.Această dată este în general acceptată de către istorici.
Bu fotoğrafları çoğunlukla İş Sanat'ta sergiler.Tocmai din această cauză multe dintre ele au fost falsificate pe piața de artă.
Beş hattan oluşan metro ağı çoğunlukla yeraltından ilerlemektedir.Acesta care constă în cinci linii, cea mai mare parte dintre ele aflându-se în subteran.
Bu tabakadaki yapılar da çoğunlukla kült yapılarıdır.Plantele agățătoare sunt adesea asociate cu acest tip de construcție.
Çoğunlukla sokaklarda seyyar olarak satılırlar.Adesea Pakora se vinde la standurile de pe stradă.
Onlar çoğunlukla, böcekler ve benzeri küçük avları yerler.De obicei se hrănește cu insecte și rozătoare mici.
Tatlı su karidesleri çoğunlukla tropikal bölgelerde yaygındır.Norii Cumulonimbus sunt mai frecvenți în zonele tropicale.
Yaşlı insanlar değişiklikten çoğunlukla korkuyorlar.Persoanele mai în vârstă se tem adesea de schimbare.
Bebeğe çoğunlukla kız kardeşim bakar.În mare parte, sora mea are grijă de bebeluș.
Dikkatsizlik çoğunlukla kazalarla sonuçlanır.Neglijența conduce adesea la accidente.
Çoğunlukla Ausf.Főleg Ausf.
Çoğunlukla gülümsemenin nedeni mutluluktur.A mosolygás leggyakoribb kiváltó oka a boldogság.
Örneğin, rinovirüs çoğunlukla doğrudan temasla bulaşmaktadır.A rhinovírus például többnyire közvetlen érintkezés útján terjed.
Çoğunlukla sadece kendi ismini bağırabilir.Gyakran megelégszik csak nevüknek említésével.
Çiftler çoğunlukla yıllarca beraber kalır.A pár általában egész évben együtt marad.
Bu enfeksiyon çoğunlukla kirlenmiş su ya da gıda ile bulaşır.Ez a fertőzés rendszerint szennyezett víz és élelmiszer útján terjed.
Çoğunlukla resimlendirilmiş lerdir.Gyakran festették is.
Çoğunlukla "C" dilinde yazılmıştır.Alapvetően C nyelven íródott.
Polise, çözemediği vakalarda (çoğunlukla cinayet vakaları) yardım eder.Kudó középiskolai nyomozó, olyan eseteket segít megoldani a rendőrségnek, amit ők nem tudnak megoldani.
Belirtiler ve semptomlar, çoğunlukla bulaşıcı ajana yakalandıktan sonraki 12-72 saat içinde başlar.Az első tünetek rendszerint 12–72 órával a fertőző ágenssel való érintkezést követően jelentkeznek.
William Butler Yeats, Poe'yu çoğunlukla eleştiriyordu ve yazarı "avam" buluyordu.William Butler Yeats általában kritikusan vélekedett Poe-ról, „közönséges” jelzővel illetve a költőt.
Yine de bu nokta tarihçiler tarafından çoğunlukla kabul görmemiştir.Ezt a nézőpontot a történészek többnyire elutasították.
Kent kanalları artık çoğunlukla yük ya da yolcu ulaşımı için değil, tekne gezintileri için kullanılmaktadır.A csatornákat ma már csak teherszállításra illetve szabadidős hajózásra használják.
Oylama ezici çoğunlukla kabul edildi.A Parlament többsége igennel szavazott.
Çoğunlukla dört ayakları üstünde hareket ederler.Többnyire négy lábon közlekedik.
Çoğunlukla, semptomlar 4 ila 7 gün sonra görülür.A tünetek megjelenése leggyakrabban 4–7 nap múlva történik.
Ayrıca, öksürük iki aydan küçük çocuklarda çoğunlukla görülmez.A két hónaposnál kisebb gyermekek esetében köhögés gyakran nem lép fel.
Büyünün nasıl yapıldığı da çoğunlukla merak konusudur.Legtöbbször varázsigék használatában remekelnek.
Rastgele 3B gövdeler çoğunlukla direk analiz için fazla karmaşıktır.3D testek analízise gyakran elég komplikált feladat.
Bu hastalık çoğunlukla belirti vermeden başlar ve bu durum yıllarca sürebilir.A betegség gyakran tünetek megjelenése nélkül kezdődik és évekig tünetmentes maradhat.
Çoğunlukla Shakespeare'in eserlerinde rastlanır.Shakespeare legtöbb komédiájában előfordul hasonló.
Eğer sebebi viral bir ajansa, durum çoğunlukla bir hafta içinde ortadan kalkar.Ha a kórokozó vírus, a kóros állapot általában egy héten belül megszűnik.
3,000,000 insanın (çoğunlukla Kürt) yerinden edildiği belirtilmiştir.4000 (többnyire indus) lakossal.
Bu kurallar çoğunlukla kişinin hastaneye yatırılıp yatırılmayacağına karar vermede kullanılır.Ezeket a szabályokat gyakran annak eldöntésére használják, hogy a beteget szükséges-e kórházba utalni.
Çoğunlukla 1 ila 4 yaşları arasındaki çocuklarda çok görülür.Gyerekeknél gyakori, a három-négy évesek között 3%.
Çoğunlukla uzun yolculuklara çıkardı ve bu yüzden Freya kırmızı altın gözyaşları dökerdi.Amikor Odr elindul hosszú és kalandos útjaira, Freyja bánatában vörös arany könnyeket hullat.
Çocuklara hastalık bulaştığında çoğunlukla belirti görülmemekle birlikte başkalarına bulaştırabilirler.Bár fertőzött gyermekeknél gyakran nem mutatkoznak tünetek, ekkor is képesek megfertőzni másokat.
Bu yüzden bu tepkimeler çoğunlukla bir asit katalizörün varlığında gerçekleştirilir.Ezek a reakciók katalizátorok jelenlétében mennek végbe.
Bu toplantıda alınan kararların üçte iki çoğunlukla alınması gerekiyordu.A határozatot kétharmados többséggel fogadták el.
Sözleri büyük çoğunlukla ağır derecede şiddet içerir.Rengeteg, főleg komolyzenét sugároz.
Sovyet modellerinde çoğunlukla Ural-375D kamyonu üzerine monte edilmiştir.Legnagyobb mennyiségben az Ural–357D változatát gyártották.
Çoğunlukla ABD'de çalışmaktadır.Többnyire az Amerikai Egyesült Államokban élnek.
Batı dünyasında bu sıfat çoğunlukla eklenmiyor.Ezt az érdeklődést nyugaton sokszor félreértik.
Çoğunlukla en geç Nisan ayına kadar 3 yumurta bırakılır.A tojó 1–3 tojást rak, általában április végén.
Eğitimlerini çoğunlukla Rusça aldıklarından dolayı, çoğu birincil dil olarak Rusça'yı kullanmaktadırlar.Mivel orosz származásúak, ezért legtöbbjük csak orosz jelnyelven beszél.
Enfeksiyon yalnızca birkaç solucandan kaynaklanıyorsa çoğunlukla bir belirti görülmez.Ha a fertőzést csupán néhány féreg okozza, a betegség gyakran tünetmentes.
İlk başlarda ilkel ikincil atmosferin çoğunlukla amonyak ve metan içerdıği düşünülürdü.Eredetileg főleg ammóniából és metánból álló légkört feltételeztek.
Çoğunlukla polis köpeği olarak kullanılırlar.Általában családi kutyaként tartják.
Genellikle dümdüz ve belirgin bir üst sınır oluşturur ve çoğunlukla simetriktir.Jellemzően élesen kirajzolódó felső határvonala van, és gyakran szimmetrikus.
Namlu çoğunlukla çelikten yapılmaktadır.Anyaga többnyire acél.
Demokratik Parti ön seçimlerini büyük çoğunlukla kazandı.Törvényes úton megválasztva, egyértelmű többséggel nyerte az első választásokat.
Bu terim çoğunlukla sarmal gökadaların merkezinde bulunan yıldız gruplarını belirtir.Ez a kifejezés általánosan a spirálgalaxisok belső részén elhelyezkedő csillagok csoportját jelenti.
Çoğunlukla dökülen ormanlık bölgelerde özellikle suya yakın yerlerde bulunurlar.Elsősorban erdőkben élő faj, többnyire víz közelében fordul elő.
Çoğunlukla süre kısıtlamalı olarak gerçekleştirilir.Gyakran késleltetéssel küszöbölik ki.
Buruli ülserleri çoğunlukla kol veya bacakları etkiler; ateş yaygın değildir.A Buruli-fekély leggyakrabban a karon vagy a lábon alakul ki; láz rendszerint nem kíséri.