çoğunlukla ile cümle

çoğunlukla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Yayımından sonra Who's That Girl, eleştirmenlerden çoğunlukla olumsuz tepkiler aldı.Whatever People Say I Am, That's What I'm Not kreeg na de uitgave overwegend positieve recensies.
SanDisk TransFlash'tan türetilmiştir ve çoğunlukla cep telefonlarında kullanılır.Zij worden intercellulaire ruimten genoemd en zijn doorgaans gevuld met lucht.
Saati tanımla (çoğunlukla sıfır değerinde başlar).Na een bepaalde tijd (meestal ca.
Film çoğunlukla arşiv çekimlerinden oluşmaktadır.De film bestaat voor een groot deel uit achtervolgingen.
Buna rağmen ressam çoğunlukla Avrupa'da yaşadı.Als verslaggever werkte hij veelal vanuit Oost-Europa.
Ayrıca çoğunlukla hamile olarak betimlenmiştir.Ook komt het tijdens zwangerschap vaak voor.
Bunun yerine günümüzde çoğunlukla WinZip kullanılmaktadır.Tegenwoordig wordt veelal gebruikgemaakt van natzout.
Kıpçaklar çoğunlukla paganlık ve animizmi benimsemişti.Blozen bracht vaak gevoelens van schaamte en verlegenheid met zich mee.
Nikolay, kamu yaşamından elverdiğince uzak kalarak çoğunlukla Çarskoye Selo'da yaşadı.Mowgli mist zijn leven in de jungle van tijd tot tijd wel.
Koreograf dans ve hareketleri yaratır ve koordine eder - çoğunlukla müzikaller için.Choreografie is de kunst van het opstellen van dansbewegingen - meestal op muziek - voor optredens.
Aslında Bergama krallağı çoğunlukla farklı halklardan oluşmuştu.Het Myceense paleis was over het algemeen opgebouwd uit verschillende gebouwen.
Yeterli çoğunlukla bu hükümet uzun sürmedi.Deze regering hield echter niet lang stand.
Çoğunlukla 50 yaşın üzerindeki erkeklerde görülür.Meestal zijn de patiënten ouder dan vijftig jaar.
Şarkı sözleri ise çoğunlukla sosyal yapıyı ve düzeni eleştirmeyi amaçlamıştır.Soms worden zijn liedjes kritisch over de maatschappij en de kerk.
Örneğin, rinovirüs çoğunlukla doğrudan temasla bulaşmaktadır.Het rinovirus bijvoorbeeld wordt doorgaans verkregen door direct contact.
Bu elemanlar çoğunlukla bir elektrik devresinde bulunur.Vaak hebben deze inwendig een elektronische ruisbron.
Sovyet modellerinde çoğunlukla Ural-375D kamyonu üzerine monte edilmiştir.De Ural-375D werd op vele plaatsen in het militaire apparaat ingezet.
Çoğunlukla sarayda resimler yapmış olsa da kiliseyle ilgili çalışmaları da vardır.Naast het doceren waren ze vaak ook werkzaam in de kerk.
Çiçeklerini çoğunlukla güneşli havalarda açar.De meeste bloemen openen zich bij zonsopgang.
Personelleri, çoğunlukla Karabağ ve Azerbaycan'ın muhtemel yerlerinden gelen Ermeniler ile oluşturulmaktadır.Het dorp Karki wordt voornamelijk bevolkt door lokale en uit Azerbeidzjan gevluchte Armeniërs.
Çoğunlukla ağaç, ağaççık ya da çalı durumunda bulunurlar.Zelden op bemoste bomen of op venige bodem.
Çoğunlukla Atlantik ve Akdeniz'de bulunurlar.Ze werden vooral uitgezonden naar de Atlantische Oceaan en de Middellandse Zee.
Çoğunlukla yıllık bitkilerin tohumlarıyla beslenir.Voor de kruidenteelt worden meestal eenjarige planten gebruikt.
Çocukken Uryū zamanını çoğunlukla dedesi Sōken Ishida ile geçirmiştir ve ondan eğitim almıştır.Als kind bracht Uryū veel tijd door met zijn grootvader, Soken Ishida.
Gelug tarikatından olanlar bu metni çoğunlukla günlük olarak ezberden söylerler.Zulke misselijke grappen maken ze over hem, dag in dag uit gaat het zo door.
Çoğunlukla komedi türünde eserler verdi.Hij schreef met name komedies.
Çoğunlukla birbirlerinden bağımsız olarak kök salmışlardır.De balken zijn in zeldzame gevallen onafhankelijk van elkaar beweeglijk.
Bu hastalık çoğunlukla belirti vermeden başlar ve bu durum yıllarca sürebilir.Vaak zijn er geen klachten; de infectie kan tientallen jaren lang blijven bestaan.
Ahtapotlar çoğunlukla yumuşak doku içerdikleri için fosil kayıtları göreceli olarak nadirdir.Normaal gesproken fossiliseren de zachte weefsels van een organisme namelijk zelden.
Darbeler bir çekiçle (çoğunlukla bir güç çekiciyle) veya bir kalıp ile yapılır.Ze kunnen onder of over een (over)broek gedragen worden.
Özellikle Jessica Lange olmak üzere oyuncu kadrosu çoğunlukla övgü aldı.Dit was met name zwaar voor Jessica Lange.
Panzer Tugayı çoğunlukla kötü eğitilmiş ve teçhiz edilmişti.Meestal zijn infanterie-eenheden gepantserd en gemechaniseerd.
Kuyrukları uzun ve çoğunlukla tüylüdür.De vleugels zijn lang en meestal spits.
Bugün mezralar çoğunlukla kalıcıdır.Tegenwoordig wordt vaak nat gezwabberd.
İç süslemelerde çoğunlukla altın tozu kullanılmıştır.Voor het schrift werd meestal goudinkt gebruikt.
Ağ örümü çoğunlukla gece olur.De paring vindt veelal s' nachts plaats.
Bu eserleri çoğunlukla yerel hayat ve arkadaşları ile ilgiliydi.De onderwerpen van zijn schilderijen waren vaak zijn familie en vrienden.
Elber için çoğunlukla Giováne Elber (Bazen yanlışlıkla Giovanni Elber de) denir.Een groot deel van de Psalmen wordt aan David toegeschreven, waarin hij getuigt van zijn vertrouwen op God.
Çoğunlukla bu canlılar olağanüstü çevre koşullarında yaşayabilen organizmalardır.Over het algemeen leven deze soorten in een bosrijke omgeving.
Çoğunlukla futbol müsabakalarının yapıldığı Darul Aman Stadyumu, 32.387 seyirci kapasitelidir.Thuiswedstrijden worden in het Partizanstadion gespeeld, met een capaciteit van 32.887 toeschouwers.
Araç, başlangıçta GAZ tarafından, daha sonra çoğunlukla UAZ tarafından üretilmiştir.In het begin werden deze ketels gestookt met kolen, later veelal met oliebranders.
O, seçimi büyük bir çoğunlukla kazandı.Hij heeft de verkiezingen gewonnen met een grote meerderheid.
Yolculuğa çıkacağımda, çoğunlukla, yanıma bir dergi alırım.Ik neem meestal een tijdschrift mee als ik op reis ga.
Tom okuldan sonra çoğunlukla Mary ile tenis oynar.Tom tennist vaak met Mary na schooltijd.
Bu nedenle tedavi çoğunlukla toplumda influenzanın varlığına veya hızlı influenza testine dayanır.Leczenie często opiera się więc na występowaniu grypy w środowisku lub na szybkim teście grypowym.
Bakım maliyeti ise yıllık olarak kişi başına 1,5 ila 4 Amerikan Dolarıdır ve çoğunlukla dikkate alınmaz.Koszty bieżącej konserwacji wynoszą od 1,5 do 4 USD na osobę rocznie i często nie są brane pod uwagę.
Çoğunlukla ornitoloji üzerine olan 40 tezin yazarıdır.Był autorem 40 publikacji, głównie ornitologicznych.
Ayrıca çoğunlukla hamile olarak betimlenmiştir.Często pojawia się również w ciąży.
Çoğunlukla eski tüccarlar tarafından işletilen merkezi hükümet tekelleri kurdu.Utworzył rządowe monopole zarządzane przeważnie przez byłych kupców (shang).
Çoğunlukla ağaç, ağaççık ya da çalı durumunda bulunurlar.Wśród drzew liściastych częste są: brzoza, olsza i dąb.
Ayrıca, öksürük iki aydan küçük çocuklarda çoğunlukla görülmez.U dzieci młodszych niż dwa miesiące często nie pojawia się kaszel.
Belirtiler ve semptomlar, çoğunlukla bulaşıcı ajana yakalandıktan sonraki 12-72 saat içinde başlar.Objawy pojawiają się zazwyczaj od 12 do 72 godzin po kontakcie z czynnikiem zakaźnym.
Bu savaşın kaynakları çoğunlukla Bizans kökenlidir.Źródła dotyczące wojny pochodzą głównie z Bizancjum.
Hodler'in erken dönem çalışmaları çoğunlukla dükkânlara ve turistlere satılan manzara resimleridir.Najwcześniejsze prace Hodlera to tradycyjne krajobrazy, które sprzedawano w sklepach dla turystów.
Üretilen robotlar çoğunlukla “KUKA Turuncusu” (şirketin kurumsal rengi) veya siyah renktedir.Większość robotów jest wykończona w kolorze „KUKA Orange” (oficjalny kolor firmy) albo w kolorze czarnym.
Tablolarında çoğunlukla ahlaki dersler vermeye çaba gösterdi.Często w swoich sztukach wyrażał moralne alegorie.
Çoğunlukla westernlerde oynadı.Grał głównie w westernach.
Çoğunlukla tavukları avlarlar.Często zakradają się do kurników.
Çoğunlukla, kahvaltıda tüketilir.Mekici jada się przeważnie na śniadanie.
Çoğunlukla polisiye türünde dedektif romanları yazmıştır.Pisał głównie powieści detektywistyczne.
İlgili Sayfalar