çoğunlukla ile cümle

çoğunlukla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Çiftler çoğunlukla yıllarca beraber kalır.De paartjes blijven vaak meerdere jaren lang samen.
Dünya haritaları çoğunlukla siyasi veya fiziksel olarak çizilir.Wereldkaarten worden meestal politiek of fysisch ingedeeld.
Çoğunlukla gülümsemenin nedeni mutluluktur.Blijdschap is meestal de aanleiding van een glimlach.
Long Beach Arena yazısı, Live After Death albümünün çoğunlukla kaydedildiği Long Beach Arena'ya atıftır."Long Beach Arena" verwijst naar het album Live After Death dat grotendeels in Long Beach Arena is opgenomen.
İklim şartlarına göre dere bazen kurur (yaz aylarında), çoğunlukla dere canlıdır.Het meervoud jullie kan betrekking hebben op de aangesproken perso(o)n(en) en dat is een nauwkeurig meervoud.
Çoğunlukla ornitoloji üzerine olan 40 tezin yazarıdır.Tevens was hij de schrijver van 40 papers, waarvan de meeste over ornithologie.
Bu şarkılar çoğunlukla gösterişsiz ve neşelidir.Deze liedjes zijn vaak erg aanstekelijk en grappig.
Çoğunlukla küçük müdahalelere ihtiyaç duyulmaktadır.Veelal ging het dan om kleine ingrepen.
Mahalle o dönemde çoğunlukla Quaker'lardan oluşmaktaydı.In het begin waren de meeste leden Quakers.
Kızıl muhafızlar çoğunlukla gençlerden teşkil edilmişti.De roodhemden werden voornamelijk gerekruteerd uit jongeren.
Bunlar çoğunlukla 20 ve 30 yaşları arasındaydı.De meesten waren tussen 20 en 30 jaar.
Doğalgaz çoğunlukla kazanlar ve gaz türbinlerinde yakılır.Aardgas wordt vaak verbrand in gasturbines en ketels.
Çoğunlukla, kahvaltıda tüketilir.Het wordt in de regel bij het ontbijt gegeten.
Bu gemiler çoğunlukla kürekli olmayıp yelkenliydi.Vaak waren die schepen niet helemaal zeewaardig.
Müziğin asıl önemli özelliklerinden biri de çoğunlukla afro-amerikan'lar tarafından yapılmasıdır.De muziek wordt voornamelijk door Afro-Amerikanen gemaakt.
Erkekler çoğunlukla sakallı ve beyaz gömlekli ve beyaz veya kara takkeler giyerler.Mannen hebben vaak baarden en dragen witte hemden en witte of zwarte kalotjes.
Çoğunlukla da komutana söylemezler bile.Bij bevelvoerders meestal versierd.
London ile değişik bir ilişkisi vardır, çoğunlukla London onu gıcık eder ve kıyafetleriyle alay eder.London maakt haar altijd belachelijk door opmerkingen over haar kleren en haar haar te maken.
Çoğunlukla dört ayakları üstünde hareket ederler.Hij liep meestal op vier poten.
İş takımı olarak giyildikleri zamanlar, çoğunlukla kravatsız giyilmekteydiler.Zo ging hij meestal in een spijkerpak gekleed en had hij dikwijls geen stropdas om.
Çoğunlukla yüzme amaçlı kullanılır.De poten worden voornamelijk gebruikt om te zwemmen.
Şiirlerinde çoğunlukla felsefi soruları işledi.Zijn gedichten behandelden vaak filosofische vraagstukken.
Çoğunlukla mutlu sonla biter.Meestal heeft een romance een gelukkig einde.
Çoğunlukla Çekçe, bir kısmı İngilizce.Vert. deels uit het Engels.
Ancak adanın valisi, memurları ve halkı büyük çoğunlukla Yunanlardan oluşuyordu.Van de officieren en hoge ambtenaren was evenwel de grote meerderheid afkomstig uit het Noorden.
Türevlerdeki fiyatlandırma özellikle özel yatırımcılar için çoğunlukla şeffaf (intransparent) değildir.Direct beleggen (niet via notes) in deze markten is voor veel particuliere beleggers erg duur.
Hareket çoğunlukla soldan sağadır.De goederenstroom loopt meestal van links naar rechts.
Yetişkinlerde öksürük ve ateş çoğunlukla grip (influenza) işaretidir.Hoesten en koorts zijn bij volwassenen aanwijzingen dat er waarschijnlijk sprake is van griep (influenza).
Çoğunlukla sabahın erkeninde gerçekleşir.Het wordt meestal 's morgens uitgezonden.
Eleştirmenler filmdeki üç ana oyuncuyu övmüş, çoğunlukla Watson'ın performansını ayrıca takdir etmişlerdir.Recensenten loofden de prestaties van de drie hoofdrolspelers, vaak met Watson als uitblinker.
Lokantalar çoğunlukla özel mülktür.Ze zijn voornamelijk privébezit.
Bazı durumlarda partnerlerden birisi, (çoğunlukla da kız) çocuktur.Een jongen is een mannelijk persoon, in het algemeen een kind.
Yaprakların dizilişi çoğunlukla karşılıklı, ender olarak almaşıktır.Een beschrijving van kleuren heeft meestal meerdere (schalen) nodig.
İlk-kış kuşları, çoğunlukla kahverengidir.Onvolwassen vogels zijn overwegend bruin gekleurd.
Çoğunlukla oy veya karar bulunmamaktadır.Ze mogen meestal niet stemmen of zich kandidaat stellen voor verkiezingen.
Çoğunlukla (kendi ismiyle de üretilen) ünlü Fransız Moleskine not defterlerini kullanmaktaydı.De meesten dienden onder een valse Fransklinkende naam.
Kendisinden çoğunlukla Prenses Kızılyele olarak bahsedilir.Ze noemde zichzelf vaak de Prinses der demonen.
Bu yüzden çok suç işledi, çoğunlukla trafik ihlalleri yaptı ve bu yüzden hapse girdi.Hij heeft iets te veel grappen uitgehaald, en zit daarom voor straf in zijn kamer.
Bu cihazlar çoğunlukla elektrik ile çalışırlar.Deze worden vaak elektrisch aangedreven.
Romanları ve şiirleri çoğunlukla feminizm, kadın sorunları ve toplumsal meseleler üzerinedir.Haar romans en poëzie focust op sociale en feministische onderwerpen maar in verschillende settings.
Nitelikli çoğunlukla oylama yöntemi getirildi.Slechts met drie stemmen meerderheid werd het besluit van verplaatsing aangenomen.
İlk tabloları çoğunlukla tarihi konular üzerineydi.Zijn eerste tekeningen waren vaak technisch.
Kore Yeni Yılı, çoğunlukla kış gündönümünden sonraki ikinci yeni aya denk gelmektedir.De eerste dag is de dag waarop de tweede (soms de derde) nieuwe maan na het winter-solstitium plaatsvindt.
Çiçekleri çoğunlukla 4 çanak yapraklı, 6 taç yapraklıdır.De bloem heeft meestal zes langwerpige bloemdekbladen.
Çoğunlukla gridir, ama bazen kahverengi de olabilir.Meestal is hij bruin, maar ook weleens grijs.
Filmleri çoğunlukla ilerici ve toplumsal açıdan eleştirel temalar içermektedir.Veel van deze films bevatten ook futuristische en maatschappijkritische elementen.
Çoğunlukla yerde bulunur, ancak çok iyi tırmanıcıdır.Zij leven voornamelijk op de grond, maar kunnen goed klimmen.
İzin verdiği duygular ise çoğunlukla öfke patlamalarıdır.Zijn gezicht is vaak paars van woede.
Maske'nin çoğunlukla gerçek kimliğidir.Het echte gezicht achter het masker wordt soms getoond.
Çekimler çoğunlukla Universal Studios'ta yapıldı.Een deel van de opnamen werd gemaakt in de Universal Studios zelf.
Kitapları çoğunlukla elde kaldı.Bokken werden doorgaans geboomd.
Kuşlar çoğunlukla kışları geçirmek üzere güney Asya'ya göç ederler.Aziatische vogels zijn meestal trekvogels die in de winter naar het zuiden trekken.
Lou, şef Wiggum'un baş yardımcısıdır ve çoğunlukla Wiggum'un hatalarına dikkat çeker ve onu uyarır.Lou is een groot deel van zijn tijd bezig met het corrigeren van Chef Wiggum.
Çoğunlukla pamuk ekimi yapılmaktadır.Ze zijn meestal vervaardigd van katoen.
Elektrik enerjisi ölçü birimi olarak, çoğunlukla kilovatsaat (kWh) kullanılır.Elektrische energie wordt meestal gemeten in kilowattuur (kWh).
Halkı büyük çoğunlukla Boşnaklardan oluşmaktadır.De bevolking bestaat voor het grootste deel uit Aleoeten.
Çoğunlukla Güney İngiltere aksanıyla konuşuyorlar.Vaak praten ze met een Duits accent.
Bu nedenle uyumluluğun standart ölçümü (dalganın direk ölçülebildiği alanlarda bile) çoğunlukla dolaylıdır.Bovendien was de kwaliteit van bewoonbare woningen (naar huidige maatstaven) soms erg laag.
Bu sesler, çoğunlukla insanlar tarafından duyulmaz.Voor deze mensen zijn heel gewone geluiden vaak niet te verdragen.
Gebelik zamanı çoğunlukla Mart, Nisan ve Eylül'dür.Moederdag wordt meestal in maart, april of mei gevierd.
İlgili Sayfalar