çiy ile cümle
çiy kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
11
ORT. KELİME
Akşam bıldırcınlar geldi, ordugahı sardı. Sabah ordugahın çevresini çiy kaplamıştı.A stalo sa večer, že priletely hore prepelice a pokryly tábor, a ráno ležala vrstva rosy okolo tábora.
Akşam bıldırcınlar geldi, ordugahı sardı. Sabah ordugahın çevresini çiy kaplamıştı.És lõn, hogy estve fürjek jövének fel és ellepék a tábort, reggel pedig harmatszállás lõn a tábor körûl.
Akşam bıldırcınlar geldi, ordugahı sardı. Sabah ordugahın çevresini çiy kaplamıştı.In zgodi se zvečer, da so priletele prepelice in pokrile tabor; in zjutraj je ležala rosa okrog tabora.
Akşam bıldırcınlar geldi, ordugahı sardı. Sabah ordugahın çevresini çiy kaplamıştı.Ja illalla tuli viiriäisiä, ja ne peittivät leirin, ja aamulla laskeutui kastesumu leirin ympärille.
Akşam bıldırcınlar geldi, ordugahı sardı. Sabah ordugahın çevresini çiy kaplamıştı.저녁에는 메추라기가 와서 진에 덮이고 아침에는 이슬이 진 사면에 있더니
Akşam bıldırcınlar geldi, ordugahı sardı. Sabah ordugahın çevresini çiy kaplamıştı.Och om aftonen kommo vaktlar och övertäckte lägret, och följande morgon låg dagg fallen runt omkring lägret.
Akşam bıldırcınlar geldi, ordugahı sardı. Sabah ordugahın çevresini çiy kaplamıştı.Stało się tedy wieczór, że się zleciały przepiórki, a okryły obóz, a rano rosa leżała około obozu;
Akşam bıldırcınlar geldi, ordugahı sardı. Sabah ordugahın çevresini çiy kaplamıştı.Tedy stalo se u večer, že přiletěly křepelky a přikryly tábor; ráno pak spadla rosa okolo táboru.
Akşam bıldırcınlar geldi, ordugahı sardı. Sabah ordugahın çevresini çiy kaplamıştı.Und am Abend kamen Wachteln herauf und bedeckten das Heer. Und am Morgen lag der Tau um das Heer her.
Akşam bıldırcınlar geldi, ordugahı sardı. Sabah ordugahın çevresini çiy kaplamıştı.Вечером налетели перепелы и покрыли стан, а поутру лежала роса около стана;
Akşam bıldırcınlar geldi, ordugahı sardı. Sabah ordugahın çevresini çiy kaplamıştı.И така, на вечерта долетяха пъдпъдъци и покриха стана; а на утринта на всякъде около стана беше паднала роса.
Akşam bıldırcınlar geldi, ordugahı sardı. Sabah ordugahın çevresini çiy kaplamıştı.ויהי בערב ותעל השלו ותכס את המחנה ובבקר היתה שכבת הטל סביב למחנה׃
Akşam bıldırcınlar geldi, ordugahı sardı. Sabah ordugahın çevresini çiy kaplamıştı.فكان في المساء ان السلوى صعدت وغطت المحلّة. وفي الصباح كان سقيط الندى حوالي المحلّة.
Akşam bıldırcınlar geldi, ordugahı sardı. Sabah ordugahın çevresini çiy kaplamıştı.到 了 晚 上 、 有 鵪 鶉 飛 來 、 遮 滿 了 營 . 早 晨 在 營 四 圍 的 地 上 有 露 水
Akşam bıldırcınlar geldi, ordugahı sardı. Sabah ordugahın çevresini çiy kaplamıştı.到了 晚上 、 有鵪 鶉飛來 、 遮滿了營 . 早晨 在 營四 圍 的 地上 有 露水
Babası şöyle yanıtladı: ‹‹Göklerin çiyinden, Zengin topraklardan Uzak yaşayacaksın.그 아비 이삭이 그에게 대답하여 가로되 너의 주소는 땅의 기름 짐에서 뜨고 내리는 하늘 이슬에서 뜰 것이며
Babası şöyle yanıtladı: ‹‹Göklerin çiyinden, Zengin topraklardan Uzak yaşayacaksın.Tedy odpověděl Izák otec jeho, a řekl k němu: Aj, v tučnostech země bude bydlení tvé a v rose nebeské s hůry;
Babası şöyle yanıtladı: ‹‹Göklerin çiyinden, Zengin topraklardan Uzak yaşayacaksın.Y-sác cha người , đáp rằng : Nầy , nơi con ở sẽ thiếu màu_mỡ của đất , Cùng sương - móc trên trời sa xuống .
Babası şöyle yanıtladı: ‹‹Göklerin çiyinden, Zengin topraklardan Uzak yaşayacaksın.Y-sác cha người, đáp rằng: Nầy, nơi con ở sẽ thiếu màu mỡ của đất, Cùng sương-móc trên trời sa xuống.
Babası şöyle yanıtladı: ‹‹Göklerin çiyinden, Zengin topraklardan Uzak yaşayacaksın.И отвечал Исаак, отец его, и сказал ему: вот, от тука земли будетобитание твое и от росы небесной свыше;
Babası şöyle yanıtladı: ‹‹Göklerin çiyinden, Zengin topraklardan Uzak yaşayacaksın.ויען יצחק אביו ויאמר אליו הנה משמני הארץ יהיה מושבך ומטל השמים מעל׃
Babası şöyle yanıtladı: ‹‹Göklerin çiyinden, Zengin topraklardan Uzak yaşayacaksın.فاجاب اسحق ابوه وقال له هوذا بلا دسم الارض يكون مسكنك. وبلا ندى السماء من فوق.
Babası şöyle yanıtladı: ‹‹Göklerin çiyinden, Zengin topraklardan Uzak yaşayacaksın.他 父 親 以 撒 說 、 地 上 的 肥 土 必 為 你 所 住 、 天 上 的 甘 露 必 為 你 所 得
Babası şöyle yanıtladı: ‹‹Göklerin çiyinden, Zengin topraklardan Uzak yaşayacaksın.他 父親 以 撒說 、 地上 的 肥土 必 為 你 所住 、 天上 的 甘露 必為 你 所得
Çiy eriyince, toprakta, çölün yüzeyinde kırağıya benzer ince pulcuklar göründü.A gdy przestała padać rosa, oto, ukazało się na puszczy coś drobnego, okrągłego drobnego jako szron na ziemi.
Çiy eriyince, toprakta, çölün yüzeyinde kırağıya benzer ince pulcuklar göründü.그 이슬이 마른 후에 광야 지면에 작고 둥글며 서리 같이 세미한것이 있는지라
Çiy eriyince, toprakta, çölün yüzeyinde kırağıya benzer ince pulcuklar göründü.Lớp sương đó tan đi , trên mặt đồng vắng thấy có vật chi nhỏ , tròn , như hột sương đóng trên mặt_đất .
Çiy eriyince, toprakta, çölün yüzeyinde kırağıya benzer ince pulcuklar göründü.Lớp sương đó tan đi, trên mặt đồng vắng thấy có vật chi nhỏ, tròn, như hột sương đóng trên mặt đất.
Çiy eriyince, toprakta, çölün yüzeyinde kırağıya benzer ince pulcuklar göründü.Og da duggen gikk bort, se, da lå det utover ørkenen noget fint, kornet, fint som rim på jorden.
Çiy eriyince, toprakta, çölün yüzeyinde kırağıya benzer ince pulcuklar göründü.Toen de dauw was opgetrokken, bleef er een dunne, schilferachtige laag op de woestijnbodem achter.
Çiy eriyince, toprakta, çölün yüzeyinde kırağıya benzer ince pulcuklar göründü.Und als der Tau weg war, siehe, da lag's in der Wüste rund und klein wie der Reif auf dem Lande.
Çiy eriyince, toprakta, çölün yüzeyinde kırağıya benzer ince pulcuklar göründü.роса поднялась, и вот, на поверхности пустыни нечто мелкое, круповидное, мелкое, как иней на земле.
Çiy eriyince, toprakta, çölün yüzeyinde kırağıya benzer ince pulcuklar göründü.ותעל שכבת הטל והנה על פני המדבר דק מחספס דק ככפר על הארץ׃
Çiy eriyince, toprakta, çölün yüzeyinde kırağıya benzer ince pulcuklar göründü.ولما ارتفع سقيط الندى اذا على وجه البرية شيء دقيق مثل قشور. دقيق كالجليد على الارض.
Çiy eriyince, toprakta, çölün yüzeyinde kırağıya benzer ince pulcuklar göründü.露 水 上 升 之 後 、 不 料 、 野 地 面 上 有 如 白 霜 的 小 圓 物
Çiy eriyince, toprakta, çölün yüzeyinde kırağıya benzer ince pulcuklar göründü.露水 上升 之後 、 不料 、 野地 面上 有如 白霜 的 小 圓物
Çiy gibi olacağım İsraile; Zambak gibi çiçek açacak, Lübnan sediri gibi kök salacaklar.(14:6) Я буду росою для Израиля; он расцветет, как лилия, и пустит корни свои, как Ливан.
Çiy gibi olacağım İsraile; Zambak gibi çiçek açacak, Lübnan sediri gibi kök salacaklar.Będę Izraelowi jako rosa, że się rozkwitnie jako lilija, a zapuści korzenie swe jako Liban.
Çiy gibi olacağım İsraile; Zambak gibi çiçek açacak, Lübnan sediri gibi kök salacaklar.Bodem kakor rosa Izraelu, cvetel bo kakor lilija in poganjal korenine kakor Libanon.
Çiy gibi olacağım İsraile; Zambak gibi çiçek açacak, Lübnan sediri gibi kök salacaklar.Budem Izraelovi jako rosa, bude kvitnúť ako ľalia a zapustí svoje korene jako Libanon.
Çiy gibi olacağım İsraile; Zambak gibi çiçek açacak, Lübnan sediri gibi kök salacaklar.Budu jako rosa Izraelovi, zkvetne jako lilium, a hluboce vpustí kořeny své jako Libán.
Çiy gibi olacağım İsraile; Zambak gibi çiçek açacak, Lübnan sediri gibi kök salacaklar.Eu serei para Israel como o orvalho; ele florescerá como o lírio, e lançará as suas raízes como o Líbano.
Çiy gibi olacağım İsraile; Zambak gibi çiçek açacak, Lübnan sediri gibi kök salacaklar.Io li guarirò dalla loro infedeltà, li amerò di vero cuore, poiché la mia ira si è allontanata da loro
Çiy gibi olacağım İsraile; Zambak gibi çiçek açacak, Lübnan sediri gibi kök salacaklar.Jeg læger deres Frafald, elsker dem frivilligt, min Vrede har vendt sig fra dem.
Çiy gibi olacağım İsraile; Zambak gibi çiçek açacak, Lübnan sediri gibi kök salacaklar.Jeg vil læge deres frafall, jeg vil elske dem av hjertet; for min vrede har vendt sig fra dem.
Çiy gibi olacağım İsraile; Zambak gibi çiçek açacak, Lübnan sediri gibi kök salacaklar.Je serai comme la rosée pour Israël, Il fleurira comme le lis, Et il poussera des racines comme le Liban.
Çiy gibi olacağım İsraile; Zambak gibi çiçek açacak, Lübnan sediri gibi kök salacaklar.Kigyógyítom õket hûtlenségökbõl; szeretem õket ingyen kegyelembõl, mert elfordult tõlök az én haragom.
Çiy gibi olacağım İsraile; Zambak gibi çiçek açacak, Lübnan sediri gibi kök salacaklar.내가 이스라엘에게 이슬과 같으리니 저가 백합화같이 피겠고 레바논 백향목같이 뿌리가 박힐것이라
Çiy gibi olacağım İsraile; Zambak gibi çiçek açacak, Lübnan sediri gibi kök salacaklar.Ta sẽ như là sương móc cho Y-sơ-ra-ên; nó trổ hoa như bông huệ, và đâm rễ như Li-ban.
Çiy gibi olacağım İsraile; Zambak gibi çiçek açacak, Lübnan sediri gibi kök salacaklar.Ta sẽ như_là sương_móc cho Y-sơ-ra-ên ; nó trổ hoa như bông huệ , và đâm rễ như Li-ban .
Çiy gibi olacağım İsraile; Zambak gibi çiçek açacak, Lübnan sediri gibi kök salacaklar.Voi fi ca roua pentru Israel; el va înflori ca crinul, şi va da rădăcini ca Libanul.
Çiy gibi olacağım İsraile; Zambak gibi çiçek açacak, Lübnan sediri gibi kök salacaklar.Yo seré a Israel como el rocío; él florecerá como lirio y echará sus raíces como el Líbano
Çiy gibi olacağım İsraile; Zambak gibi çiçek açacak, Lübnan sediri gibi kök salacaklar.Аз ще бъда като роса на Израиля; Той ще процъфти като крем, И ще простре корените си като Ливанско дърво.
Çiy gibi olacağım İsraile; Zambak gibi çiçek açacak, Lübnan sediri gibi kök salacaklar.אהיה כטל לישראל יפרח כשושנה ויך שרשיו כלבנון׃
Çiy gibi olacağım İsraile; Zambak gibi çiçek açacak, Lübnan sediri gibi kök salacaklar.اكون لاسرائيل كالندى. يزهر كالسوسن ويضرب اصوله كلبنان.
Çiy gibi olacağım İsraile; Zambak gibi çiçek açacak, Lübnan sediri gibi kök salacaklar.我 必 向 以 色 列 如 甘 露 、 他 必 如 百 合 花 開 放 、 如 利 巴 嫩 的 樹 木 扎 根
Çiy gibi olacağım İsraile; Zambak gibi çiçek açacak, Lübnan sediri gibi kök salacaklar.我 必 向 以色列 如 甘露 、 他 必 如 百合花 開放 、 如 利巴 嫩的 樹木 扎根
Çiy Noktası:% 1pressure, unitDaggpunkt:% 1pressure, unit
Çiy Noktası:% 1pressure, unitDauwpunt: %1pressure, unit
Çiy Noktası:% 1pressure, unitDugpunkt:% 1pressure, unit