çiftlik ile cümle
çiftlik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bir çiftlikte çalışmak zordur.Running a farm is difficult.
O, ülkeden tarihi bir çiftlik satın aldı.He has purchased a historic farm from the country.
Tom, çiftlikte çalışmaktan hoşlanıyordu.Tom enjoyed working on the farm.
O çiftlik Tom'a ait.That farm belongs to Tom.
Çiftlik kedileri genellikle vahşi veya yarı vahşidir.Farm cats are usually feral or semi-feral.
Bir vahşi çiftlik kedisi Tom'un elini ısırdı.A feral farm cat bit Tom's hand.
Bu köpek bir çiftlikte çalışmak için doğru mizaha sahip olabilir.This dog might have the right temperament to work on a farm.
Fırtına sırasında, güç gitti ve yağmur çiftlik evinin pencerelerini vurdu.During the storm, the power went out and the rain battered the windows of the farmhouse.
Nadir ekim güneşi ışığında ahşap çitte bir çiftlik kedisi yatıyordu.A farm cat slept on the wooden fence in the rare October sunlight.
Tom çiftlikte çalışmak için fazla zayıf.Tom is too weak to work on the farm.
Bu çiftlik Jackson ailesine aitti.This farm was owned by the Jackson family.
Çiftlikte Tom'a yardım edecek birisini işe almak istiyoruz.We want to hire someone to help Tom on the farm.
Tom önümüzdeki birkaç yıl için çiftlik kiralamak istiyor.Tom wants to rent our farm for the next few years.
Sami'yi çiftlikte gördüm.I saw Sami on the farm.
Tom buradan çok uzak olmayan bir çiftlikte doğdu.Tom was born on a farm not too far from here.
Biz bir çiftlikte yaşıyoruz.We live on a farm.
Yakında bir çiftlik var.There's a farm close by.
Tom gerçekten bir çiftlikte yaşamaktan hoşlanıyordu.Tom really enjoyed living on the farm.
Leyla geniş bir alana yayılan bir çiftlikte yaşıyordu.Layla lived on a sprawling ranch.
Çiftlikte yardım ettin mi?Did you help out on the farm?
Hepimiz çiftlikte birlikte çalıştık.We all worked together on the farm.
Eski bir çiftlik aldım.I bought an old farm.
Tom bu çiftlikte büyüdü.Tom grew up on this ranch.
Tom çiftlikte babasına yardım eder.Tom helps his father out on the farm.
Sami, babası tarafından sahiplenilmiş ayrı bir çiftlik evinde yaşıyordu.Sami lived in a separate farmhouse owned by his father.
Çiftlik peynirini severim.I love farmhouse cheese.
Bir çiftlikte yaşamak isterim.I'd like to live on a farm.
Sami, Teksas'ta sakin bir çiftlik evine sahipti.Sami owned a quiet ranch home in Texas.
Sami, Leyla'nın çiftlikle ilgili bazı işlerini bitirmesine yardımcı oldu.Sami helped Layla finish some of the work around the ranch.
Bu çiftlikte kaç tane hayvan var?How many animals are there on this farm?
Sami yeni çiftlik işçimiz.Sami is our new farm hand.
Tom çiftlikte yaşamayı seviyordu.Tom loved living on the ranch.
Tom'un çiftlikte yardıma ihtiyacı var.Tom needs help on the farm.
Gunter çiftlikle ilgilenemeyecek kadar yaşlı.Gunter is too old to take care of the farm.
Eski devlet çiftliklerinin yenilenmesi son derece yavaş bir süreçte olmuştur.The restructuring of former state farms has been an extremely slow process.
Çiftlikler küçüktür —ortalama 8 hektar— ve çoğu zaman parçalı bir yapıdadır.Farms are small—8 hectares on average—and often fragmented.
Tuzlu su direnci olan yüzen çiftlikler okyanus kullanımı için de inşa edilmişlerdir.Salt-water resistant floating farms are also being constructed for ocean use.
Diğer yapılar müze ve çiftlik için kullanılır.Other buildings are used by the museum and for farming.
Borç birkaç gün içinde ödenmezse çiftlik tahliye edilecektir.If the debt is not paid off in a few days, the ranch will be foreclosed.
Birleşik Çiftlik İşçileri bu süre zarfında yine üreticilerin tarafını aldı.The United Farm Workers again took the side of the orange growers during this time.
Çiftlik, Mayıs 2014 sonunda her biri 2,5 MW olan altı türbinle üretime geçti.The farm went in production by end May 2014 with six turbines of each 2.5 MW.
Dünya Mirası Alanı beş misyonerlik siti, tarihi bir çiftlik ve ilgili sitlerden oluşmaktadır.The World Heritage site consists of five mission sites, a historic ranch, and related properties.
Ardından Hardesty Ailesi'ne ait eski çiftlik evine gitmeye karar verirler.Afterwards, they decide to visit the old Hardesty family homestead.
Ebeveynleri zengin çiftlik sahipleri Leo ve Inez Wong'tur.Her parents are the wealthy ranchers Leo and Inez Wong.
Eski devlet çiftliklerinin çoğu artık çiftçi kiracılarına kiralanmaktadır.Most of the former state farms are now leased to farmer tenants.
Liseden mezun oluşunun ardından Liu, bir çiftlikte çalışmaya başladı.After graduating from high school Liu worked on a farm.
Fergusonlar 1935 yılında ekonomik nedenlerle Bell County'deki çiftliklerini yitirmiştir.In 1935, the Fergusons lost their ranch in Bell County because of financial troubles.
Orta Çağ pazarları ve özellikle çiftlik hayvanı ticareti onun büyümesini destekledi.In the Middle Ages markets, and particularly the trade in livestock, fuelled its growth.
Beş yıl içinde manastırda mütevelli olarak görev yaptı ve aynı zamanda bir çiftlikte çalıştı.For five years, he served as trustee of the monastery and also worked on a ranch.
Bu yerleşimciler Margo ve Aşeriton'da çiftlikler kurdular.These settlers established farms at Margo, and at Asheriton.
1949 yılının sadece Nisan ayında Estonya’daki çiftliklerin %56’sı kolektifleştirildi.More than 56% of Estonian farms were collectivised in the month of April 1949 alone.
Geri kalanı ise, kiliseleri, yollar, köprüler, mezarlar, çiftlikler ve su yollarında bulunmuştur.The remainder have been found in churches, roads, bridges, graves, farms, and water routes.
Köylüler için geçici evler inşa ettiler ve çiftlik arazisini temizlediler.They built temporary homes for the villagers and cleared the farm land.
Savaşlarda harap olan kanalları ve çiftlikleri tamir etti.He rebuilt the canals and restocked the farms destroyed in the wars.
O sırada çiftlikteki grup, Lori'nin kayıp olduğunun farkına varır.Back on the Greene farm, the rest of the group discover Lori's absence.
Hassas tarım, kararları çiftlik alanlarının belirli bölümlerine uydurmayı amaçlamaktadır.Precision agriculture seeks to tailor decisions to particular portions of farm fields.
Ailesiyle bir çiftlikte büyümüştür.He grew up there with his family on a farm.
Çiftlikler ve ormanlardan ayrılış, diğer işkollarının büyümesi için gerekli emek gücünü sağlamıştı.The exodus from farms and forests provided the labour power needed for the growth of other sectors.
Filistinlilerin çiftliklerindeki ağaçlar söküldü, tarımsal ürünlerin satışları engellendi.Trees were uprooted on Palestinians farms, and agricultural produce blocked from being sold.
Şu an Bonduelle dünyanın 20-den fazla ülkesinde çiftlik ve fabrikalara sahiptir.Currently Baum und Pferdgarten is available in more than 20 countries worldwide.