çiftlik ile cümle
çiftlik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
18 Ağustos 1986 tarihinde , bir kurban Bataysk kentindeki bir çiftlikte gömülü olarak bulundu.1986. augusztus 18-án egy holttestet találtak Batajszk város közelében az egyik kolhoz területén.
Babası süt danası yetiştiren bir çiftlik sahibiydi.Apja tejgazdaság tulajdonosa volt.
Orada De Maria ailesinin çiftlik evinde son gecelerini geçirdiler.Márk anyjának házában szálltak meg.
Morley, Victoria'daki küçük bir şehir olan Kyneton'da bir çiftlikte büyüdü.Egy Kynetoni farmon nőtt fel Victoriában.
Bu çiftlikte sığırlar yetiştirilmektedir.Ezen kívül örömmel tenyésztették a szarvasmarhákat a farmon.
18 tanesi ise çiftlik statüsündedir.A vállalat 18 vidéki főnökségből állt.
Besi çiftlikleri yapımı devam etmektedir.A mezőgazdasági termelés üzemei a farmok.
Özel çiftliklerin tamamına el konuldu.Az ember kizárólagos farmokon tenyészti.
13 yaşında babasına çiftlikte yardım etmeye başladı.13 éves korától az apjával járt dolgozni.
Çiftlik köyünde toplam 345 hayvan vardı.1935-ben összesen 259 gazdaság volt a faluban.
Kentlerde yaşayan milyonlarca kişi zorla köylere yerleştirilerek kolektif çiftliklerde çalışmaya zorlandı.Vidéki családok pénzügyi nehézségek miatt sokszor kénytelenek voltak lányaikat gyárakba küldeni.
Alfredo: Maaş alan çiftlik köylülerinden biridir.Az Alvég a földművelő parasztság lakóhelye volt.
Savaşlarda harap olan kanalları ve çiftlikleri tamir etti.Hän rakennutti kanavia ja kunnosti sotien tuhoamia maatiloja.
Yaşadığı çiftlikte hayvanlara yakın olan Cornish, daha 13 yaşındayken vejetaryen olmaya karar verdi.Cornish varttui eläinten parissa ja ryhtyi kasvissyöjäksi 13-vuotiaana.
Indiana'nın Knightstown kentine yakın bir çiftlikte dünyaya geldi.Koulunsa hän kävi Indianan Knightstowniin pikkukaupungissa.
Büyükbaş hayvanlar en önemli çiftlik hayvanıydı.Sika oli tärkein kotieläin.
Birleşik Çiftlik İşçileri bu süre zarfında yine üreticilerin tarafını aldı.Viljelijöiden itsensä kannalta kollektivisointi oli askel huonompaan.
Adını Hollandacada çiftlik anlamına gelen "bouwerij" kelimesinden almaktadır.Kadun nimi on englanninnos hollannin sanasta bouwerij, joka tarkoittaa maatilaa.
Herkes benim bir çiftlikte büyüdüğümü sanıyor.Äkämä voi kasvaa missä tahansa kasvin osassa.
Mahallenin birde çiftlik evi vardır.Sen lähiympäristössä on yksi maatila.
Beş sene daha yaşadıktan sonra bu çiftlikte vefat etti Ağustos 1786.Tuolissaan istuen hän kuoli aamulla 17. elokuuta 1786.
Minnesota'nın Little Falls şehrindeki bir çiftlikte büyüdü.Hän kasvoi Little Fallsissa Minnesotassa.
Kalan yaşamını bir çiftlikte geçirdi.Pääosa hänen loppukaudestaan kului kuitenkin farmissa.
Tom karısı Mary ile birlikte Boston'dan çok uzakta olmayan bir çiftlikte yaşıyor.Tom asuu vaimonsa Maryn kanssa yhdessä maatilalla, joka ei ole kovin kaukana Bostonista.
Çiftlik birçok yönden büyük bir fiyaskoydu.Το αγρόκτημα ήταν, από κάθε πλευρά μια κολοσσιαία αποτυχία.
Ebeveynleri zengin çiftlik sahipleri Leo ve Inez Wong'tur.Οι γονείς της είναι οι πλούσιοι ιδιοκτήτες ράντσου, Λίο και Ινέζ Γουόνγκ.
Adolf Hitler'in kendisi de bu çiftliklerin ailelere verilmesini "aptalca" bulduğunu belirtmiştir.Ο ίδιος ο Χίτλερ χαρακτήρισε «ηλίθια» την αναδιανομή της γης.
Orta Çağ pazarları ve özellikle çiftlik hayvanı ticareti onun büyümesini destekledi.Στα μεσαιωνικά χρόνια εμπορικές εκθέσεις και ειδικότερα ζωοπανηγύρεις, βοήθησαν την ανάπτυξή της.
Mevcut çiftlik evi 1790 inşa edildi.Η εκκλησία χτίσθηκε το 1790.
Devekuşları dünyanın her yerinde çiftliklerde üretilmektedir.Πρόκειται για μανιτάρια που καλλιεργούνται πολύ σε όλο το κόσμο.
Uşak kazasına bağlı, sipahi çiftliklerinin bulunduğu belirtilen köyde 17 hane bulunmaktaydı.Κατά τη διάρκεια της Κατοχής υπολογίζεται πως καταστράφηκαν 17 οικήματα του χωριού.
Palahniuk Washington eyaletinin doğusundaki bir çiftlikte büyüdü.Μεγάλωσε στο αγρόκτημα των γονιών της στο βορεινό τμήμα της πολιτείας.
Bu iki kardeş Almanya'dan 1850 yılları civarı göç etti ve bir çiftlik satın aldılar.Οι δύο γυναίκες μοιράστηκαν ένα διαμέρισμα το 1885 και ταξίδευαν μαζί.
Küçük bir çiftlik işletmesi vardı ve hayvan etiştiriciliği yapıyordu.Το επάγγελμά του ήταν η πτηνοτροφία και ήταν ειδικός στην κτηνοτροφία .
Savaşlarda harap olan kanalları ve çiftlikleri tamir etti.Han genopbyggede kanalsystemet og skaffede såsæd og avlsdyr til de gårde, der var blevet ødelagt i krigene.
Kalan yaşamını bir çiftlikte geçirdi.Resten af sit liv levede han på et plejehjem.
98 çiftlikler patlama tarafından tahrip edildi.Utallige gårde var "ruineret".
Çift günümüzde Santa Fe, New Mexico yakınlarındaki bir çiftlik evinde yaşamaktadır.Hele gruppen overvintrede tæt ved dagens Santa Fe, New Mexico.
Eragon dayısı Garrow ve kuzeni Roran ile küçük bir kasaba olan Carvahall'da, kendi çiftliklerinde yaşar.Her bor han sammen med sin onkel Garrow og hans fætter Roran.
Ailesi ile Neustadt am Rübenberge yakınlarında Empede kasabasında bir çiftlik evinde yaşıyordu.Enke boede med sin familie på en lille gård i Empede, nær Neustadt am Rübenberge i Tyskland indtil sin død.
Mevcut çiftlik evi 1790 inşa edildi.Hovedbygningen er opført i 1790.
13 Aralık 2003'te Tikrit yakınlarında bir çiftlik evinde ABD güçlerince yakalandı.Saddam Hussein blev den 13. december 2003 taget til fange af amerikanske styrker ved Tikrit.
Bu hayvanlar, çiftliklerde kurban törenleri için çok sayıda yetiştirilirdi.I disse lande skyldes intensiteten, at man ofrer meget arbejdskraft i alle faser af dyrkningen.
Aynı dönemde köyde sipahi çiftliklerinden bahsedilmektedir.Allerede på Erik Menveds tid nævnes gården.
Yeni yasa hükümete büyük çiftliklerin ekim yapılmayan bölümlerini kamulaştırma yetkisi vermekteydi.Den nye lov gav regeringen ret til at ekspropriere ikke-opdyrkede arealer under store plantageejere.
Şehrin kökenleri, ilk çiftliklerin açıldığı 1757'ye kadar uzanır.Bebyggelsen blev grundlagt i 1777, hvor den første gård blev opført.
Buğday aynı zamanda çiftlik hayvanları için bir yem maddesi olarak da yetiştirilmekdedir.Her indvindes også kalk som fodertilskud til landbrugets dyrebesætninger.
Uzun yolculuk yapanlar, çiftliklerde çalışanlar, avcılar ve askerler dolak kullanırlardı.Andre missionærer, handelsmænd, jægere og landbrugere fulgte snart efter.
Savaşlarda harap olan kanalları ve çiftlikleri tamir etti.Han gjenoppbygde kanaler og gårder som var blitt ødelagt i krigene.
Çiftlik birçok yönden büyük bir fiyaskoydu.Gården ble etterhvert stykket om i mange deler.
Arabayı terk edip yakındaki bir çiftlik evine koşar.Så måtte de sette seg i vognen, og kjøre den til en gård i nærheten.
Park nerede kentsel bilgi tarıma yapabilirdiniz çiftlik park olarak Flevohof başlayan isim altında.Parken startet i 1971 opp under navnet Flevohof som en gård hvor urbane kunnskap kan gi jordbruk.
Norveç çiftlik kültürü, bu milliyetçi hareketlerde önemli bir simge haline dönüştü.Landbrukspolitikken som føres i Norge, er viktig for denne utviklingen.
Yeni yasa hükümete büyük çiftliklerin ekim yapılmayan bölümlerini kamulaştırma yetkisi vermekteydi.Den nye loven ga regjeringen rett til å ekspropriere ikke-oppdyrkete areal hos store plantasjeeiere.
Patrick Henry (29 Mayıs 1736 – 6 Haziran 1799), Amerikalı avukat, Güneyli çiftlik sahibi ve politikacı.Patrick Henry (født 29. mai 1736, død 6. juni 1799) var en amerikansk politiker og patriot.
Kista adını hala bölgede bulunan eski bir çiftlikten almıştır.Området har fått sitt navn fra Nadderud gård som fortsatt ligger i området.
7. yy. başlarında Angluslar tarafından yerleşilen bir küçük çiftlik köyü olmuştur.Sjundeå var tidligere en utpreget landbrukskommune med svensktalende befolkning.
Çiftlikdere ve Köyyeri köyleri bulunur.Fangstfolk og bønder i fjellet.
İnsan nüfusu için büyük bir tehlike yoktur fakat çiftlik hayvanları için tehlikelidirler.Brunbjørn er ikke en truet art, men mange lokale populasjoner er utrydningstruet.
Borç birkaç gün içinde ödenmezse çiftlik tahliye edilecektir.Jika utang tidak dibayar dalam beberapa hari, peternakan akan disita.