Biz evli bir çiftiz.We're a married couple.
Tom'un yeni bir çift gözlüğe ihtiyacı var.Tom needs a new pair of glasses.
Tom çamaşır ipine üç çift ıslak kot astı.Tom hung the three pairs of wet jeans on the clothesline.
Tom üç yıldır yeni bir çift ayakkabı satın almıyor.Tom hasn't bought a new pair of shoes in three years.
Tom'un Boston'un hemen dışında küçük bir çiftliği var.Tom has a small farm just outside of Boston.
Tom'un yeni bir çift güneş gözlüğü var.Tom has a new pair of sunglasses.
Tom dün bir çift büyük alabalık yakaladı.Tom caught a couple of large trout yesterday.
Tom bir çift yeni ayakkabıyı bile satın almayı göze alamıyor.Tom can't even afford to buy a new pair of shoes.
Ne zaman uyan bir çift bulabilirse, Tom yeni ayakkabılar alır.Tom buys new shoes whenever he can find a pair that fit.
Tom o bir çift ayakkabıyı tasfiye satışında aldı.Tom bought that pair of shoes at a clearance sale.
Tom gerçekten pahalı, iyi yapılmış bir çift ayakkabı satın aldı.Tom bought a really expensive, well-made pair of shoes.
Tom ve diğer çiftçiler yağmur için dua etti.Tom and the other farmers prayed for rain.
Tom karısı Mary ile birlikte Boston'dan çok uzakta olmayan bir çiftlikte yaşıyor.Tom lives on a farm with his wife, Mary, not too far from Boston.
Her zaman Tom ve Mary'nin iyi bir çift olduğunu düşündüm.I always thought Tom and Mary were a good couple.
Tom her zaman John ve Mary'nin çok hoş bir çift olduklarını düşündü.Tom always thought that John and Mary were such a nice couple.
Bir zamanlar, o köyde fakir çiftçiler vardı.In another time, there were poor farmers in that village.
Bir zamanlar o köyde fakir çiftçiler vardı.There were once poor farmers in that village.
Tom Mary'nin kaç çift ayakkabısı olduğunu merak etti.Tom wondered how many pairs of shoes Mary owned.
Tom'un sadece bir çift çorabı vardı ve onların delikleri vardı.Tom only had one pair of socks and they had holes in them.
Tom'un bütün istediği Mary'nin ukelede bir çift melodi çalmasıydı.All Tom wanted was for Mary to play a couple of tunes on her ukulele.
Sanırım senin bir çift yeni yürüyüş ayakkabıları alman gerekiyor.I think you need to buy a new pair of hiking boots.
Geçen hafta Bay Wood'a yazdım ve sana çiftlikte bir iş vermesini istedim.I wrote last week to Mr. Wood and I asked him to give you a job on the farm.
Bana bir çift ayakkabı aldım.I've bought me a pair of shoes.
O bir çiftçi olmak istiyordu.He wanted to become a farmer.
Tom bir çift buz pateni kiraladı.Tom rented a pair of ice skates.
Çiftler halinde çalışmak, bu sorunları çözmenin en kolay yoludur.Work in pairs is the easier way to solve these problems.
Çiftlikte hayvanlar vardı.There were animals in the farm.
Birçok çift boşanma ile biter.Many couples end in divorce.
O Sao Paulo'nun içindeki dört tane çok büyük çiftliğin sahibidir.He is the owner of four very big farms in the interior of Sao Paulo.
Andy çiftçi olabilir!Andy can be the farmer!
Gün doğumundan gün batımına kadar çiftlikte çalışır.He works on the farm from sunrise to sunset.
Bu ülkedeki neredeyse her insan çift dillidir.Almost every person in this country is bilingual.
Çikolatayı çift kazanda eritmeniz gerekir, böylece yanmaz.You have to melt chocolate in a double-boiler so it doesn't burn.
Geçen yaz bir çiftlikte yarım zamanlı olarak çalıştım.Last summer, I worked part time on a farm.
Nedense, çiftleri görünce mutlu oluyorum.For some reason, I'm happy when I see doubles.
Deniz martıları genellikle uzun ömürlü çiftler oluştururlar.Usually, seagulls make long-lasting couples.
Bu sabah kahve dükkanında çok sıcak bir çift espresso içtim.I drank a very hot double espresso at the coffee shop this morning.
Çift pisttedir.The couple is on the dance floor.
Tom ve Mary bir çiftlikte yaşıyor ve on altı çocukları var.Tom and Mary live on a farm and have 16 children.
Bu çiftin yedi tane çocuğu var.The couple have seven children.
Çift meşe ağacının üzerine kendi baş harflerini kazıdı.The couple carved their initials into the oak tree.
Çift baş harflerini meşe ağacına kazıdı.The couple carved their initials in an oak tree.
Çiftler baş harflerini meşe ağaçlarına kazıdılar.The couples carved their initials in oak trees.
Banyosu olan çift kişilik bir oda istiyoruz.We'd like a double room with bath.
Gençken Bay Wood'un çiftliğinde çalıştım.I worked on Mr. Wood's farm when I was young.
Biz bir çiftiz.We are a couple.
Tom çiftliğini satmak istemiyor.Tom doesn't want to sell his farm.
Çiftin bir oğlu vardı.The couple had a son.
Tipik bir omurgalı gibi insan iki çift uzuva sahiptir.Like a typical vertebrate the human has two pairs of limbs.
Tom Baş Çiftçi.Tom is a Master Gardener.
Eski çiftlikleri yıkacağız.We'll destroy the old farms.
Çiftçi buğday tohumlarını tarlada saçtı.The farmer scattered the wheat seeds in the field.
Henüz yeni bir çift ayakkabı aldım.I just bought a new pair of shoes.
Bu ayakkabı çiftini deneyebilir miyim?Can I try on this pair of shoes?
Çiftliği satmaları gerekiyor muydu.Need they have sold the farm?
Tom'un çifte vatandaşlığı var.Tom has dual citizenship.
Yaşlı çift huzur içinde öldü.The elderly couple died peacefully.
Bence onlar mükemmel bir çift.I believe they're a perfect match.
Buraya bir çift espresso.A double espresso for here.
Eş cinsel çiftler evlenebilmeli.Same-sex couples should be able to get married.