Ana içeriğe geç
Sözlük

çift ile cümle

çift kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Gece dolunay çatının üzerine düştüğünde, tüm çiftçiler uyanır.When the full moon falls down on the roof at night, all the farmers are woken up.
Ama çiftlikteki iş keyifliydi.But the work on the farm was enjoyable.
İkona çift tıkla.Double-click on the icon.
On iki çift kranial sinir vardır.There are twelve pairs of cranial nerves.
Tek ya da çift kişilik oda?Single or double room?
Bütün gün çiftlikte çalıştım.I worked on the farm all day.
Cesar Chavez 1927 yılında Arizona'da, Yuma yakınındaki küçük bir çiftlikte doğdu.Cesar Chavez was born on a small farm near Yuma, Arizona in 1927.
Hâlâ çok gençken, Roger çiftlikten ayrıldı.Roger left the farm when he was still very young.
Kuraklık sırasında, çiftçiler kıt kanaat zorlukla geçinebiliyorlar.During droughts, farmers are barely able to eke out a living.
O çift birbirleri için yaratılmış.That couple was made for each other.
Ben de yeni bir çift ayakkabı var.I got a new pair of shoes.
Yeni bir çift ayakkabım var.I got a new pair of shoes.
Çift, ​​nişanlarını bozdu.The couple broke off their engagement.
Büyükbabamın kuşağındaki birçok insan çiftliklerde büyüdüler.Many people in my grandfather's generation grew up on farms.
Onların çiftliğinde beş farklı türde atları var.They have five different kinds of horses on their farm.
Genç çift Şükran Günü konuklarının arasına anne babalarını dahil etti.The young couple included their parents among their Thanksgiving guests.
Açık hava pazarları yerel çiftliklerde yetiştirilen gıdaları satar.Open-air markets sell food grown on local farms.
Bazı çiftler küçük sorunlarla ilgili olarak tartışırlar.Some couples argue over minor issues.
Çift, bir ev satın almak istiyor.The couple wants to purchase a home.
Çiftliğimiz kırsal Nebraska'da yer almaktadır.Our farm is located in rural Nebraska.
Annem çifti barıştırmaya çalıştı.My mother tried to reconcile the couple.
Bir çift daha!A couple more!
İnek, çift başlı bir buzağı doğurdu.The cow gave birth to a calf with two heads.
Bir çift tek parmak eldivenim var.I have a pair of mittens.
Bir çift ayakkabım var.I have a pair of shoes.
Çiftliklerde ya da küçük kasabalarda yaşadılar.They lived on farms or in small towns.
New York Eyaleti'nde bir çiftlikte toplandılar.They gathered at a farm in New York State.
Evleri ve çiftlik binalarını kundakladılar.They set fire to houses and farm buildings.
Onlar diğer bir çiftçiyi ve oğlunu da ele geçirdiler.They also captured another farmer and his son.
Onlar Amerika'nın çiftçilerinin olması gerekenden daha fakir oldukların hissetti.They felt America's farmers were poorer than they should be.
O, bir çiftçi olmak istedi.He wanted to be a farmer.
O, Iowa'da çiftçilerle konuştu.He spoke to farmers in Iowa.
Kaliforniya'lı bir meyve çiftçisiydi.He was a fruit farmer from California.
Herkes çiftler oluşturdu ve dans etmeye başladı.Everyone paired off and began dancing.
Milyonlarca çiftçi başka iş aramak zorunda kaldı.Millions of farmers had to look for other work.
Hoover, Iowa çiftlik eyâletinde 1874'te doğdu.Hoover was born in the farm state of Iowa in 1874.
Hoover, 1874'te Iowa çiftlik eyâletinde doğdu.Hoover was born in the farm state of Iowa in 1874.
Çiftlik hayvanları uzaklara götürüldü ya da öldürüldü.Farm animals were taken away or killed.
Askerler her köy ve çiftlikte durdu.The soldiers stopped at every farm and village.
Çiftçiler daha iyi yapıyorlardı.Farmers were doing better.
Çiftçilerin durumu daha iyiydi.Farmers were doing better.
Birkaç çiftliğin elektriği vardı.Few farms had electricity.
Birçok çiftçiler çiftliklerini kaybettiler.Many farmers lost their farms.
Birçok çiftçi çiftliğini kaybetti.Many farmers lost their farms.
Küçük aile çiftlikleri yok oluyorlardı.Small family farms were disappearing.
Bazıları çiftçi, bazıları avcıydı.Some were farmers, some were hunters.
Ailelerin çiftlikte çok yardıma ihtiyacı vardı.Families needed a lot of help on the farm.
Çiftlik fiyatları yüzde elli beş düştü.Farm prices had fallen fifty-five percent.
Çiftliklerin %75'inden fazlası domuz ve süt ineği yetiştirdi.More than 75% of farms raised pigs and milk cows.
Büyükbabam bir çiftçiydi.My grandfather was a farmer.
Bir çift peynirli sandviç alabilir miyim?May I have a couple of cheese sandwiches?
Burada bir çift var.There's a couple here.
İnekler çiftlikte.The cows are on the farm.
Atlar çiftlikte.The horses are on the farm.
Sanırım yeni bir çift gözlük almamın zamanıdır.I think it's time for me to get a new pair of glasses.
Her çift sayı iki asal sayının toplamıdır.Every even number is the sum of two primes.
Baktığın her yerde öpüşen genç çiftleri görebilirsiniz.Everywhere you look you can see young couples kissing.
Şu çift güzel lokantalarda yemek yerken oldukça az para harcar.That couple spends quite a bit of money eating at nice restaurants.
Şu politikacı sadece yerel çiftlik ürünleri yediğini iddia etti.That politician claimed that he only ate local farm products.
Genç çift aynı tabaktan yedi.The young couple ate off the same plate.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
çift ile cümle - Sayfa 4 - çift kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App