çelişki ile cümle
çelişki kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Sonuç, çelişkili bir durum: Almanlar Leningrad'a kuzeyden ilerleyemedi."Rezultatul era o situație paradoxală: germanii nu erau capabili să se apropie de Leningrad dinspre nord.... "
Bununla birlikte, doğası gereği Sovyet uzay programı paradoks (çelişki yumağı) barındırıyordu.Cu toate acestea, din cauza naturii sale, programul spațial Sovietic suferea de un paradox.
Bir çelişki elde etmemiz lazım.Obținem o contradicție.
İçinde hiçbir şeyi somutlaştırmadı temiz olmayan ya da çelişkili.Prin el însuși el nu conține nimic neclar sau contradictoriu.
Ölümü hakkındaki anlatımlar çelişkilidir.Informațiile referitoare la moartea sa sunt contradictorii.
Şimdi bu durumdaki çelişkisini anlayamıyorum."Cu siguranță că nu vă doriți acest handicap adițional în acest moment!”
Ancak bunların etkileriyle ilgili sonuçlar çelişkilidir.Efectul acestor sisteme este însă controversat.
Herhalde, incillerdeki çelişkili hikâyeler değil..Nu prea găsești cuvinte de prisos în povestirile sale...
Bombe bir çelişki belirdiğinde tespit etti ve bir sonrakine taşıyarak düzenlemeleri eledi.Bombe detecta că are loc o contradicție și elimina acea setare, trecând la următoarea.
Kendisine uzak duran babası ile olan ilişkisi sürekli çelişkiliydi.Între el și tatăl lui erau neînțelegeri majore.
Yine çelişkili bir sonuç çıkar.Din nou contradicție!
Bu iki durum arasında bir çelişki bulunmamaktadır.Rațiunea nu poate decide între cele două alternative.
Sonuç, çelişkili bir durum: Almanlar Leningrad'a kuzeyden ilerleyemedi."Az eredmény paradox helyzet volt: a németek nem tudták megközelíteni Leningrádot észak felől..."
Politik düşünceleri ve eylemleri pek çok çelişkiler içerir.Gondolkodása és tettei számos ellentmondásról tanúskodnak..
Bir çelişki elde etmemiz lazım.Innen nyerjük az ellentmondást.
Kendisine uzak duran babası ile olan ilişkisi sürekli çelişkiliydi.Kapcsolata távolságtartó apjával igen ambivalens volt.
Bu bir çelişkidir.Ez ellentmondás.
Düşünce ve fikirleri zaman zaman değişime uğradı ve çelişki gösterdi.De idővel megváltozott a természete, kötekedett és veszekedett.
Rudolf Hess'in ölümüne ilişkin çeşitli çelişkiler vardır.Rudolf Hess rejtélyes élete és halála.
Ölümü hakkındaki anlatımlar çelişkilidir.Halálával kapcsolatban ellentmondásosak a források.
Siyaset yaşamı birçok çelişki ile doludur.A történet tele van ellentmondásokkal.
Şimdi bu durumdaki çelişkisini anlayamıyorum."Nem bocsátkozom vitába ezen tény felett".
Bu iki durum arasında bir çelişki bulunmamaktadır.Nem arról van szó, hogy mindkét esetben ellentmondásra jutottunk.
İçinde hiçbir şeyi somutlaştırmadı temiz olmayan ya da çelişkili.Bennem semmi sem erős, határozott.
Diocletianus hâlen tarihin en gizemli ve çelişkili karakterlerinden biridir.Disraeli kétségtelenül egyike volt kora legérdekesebb alakjainak.
Omurgalı dentisyonunun evrimsel kökeni çelişkilidir.Szekfű Gyula életműve ellentmondásokkal teli.
Diğer otçul dinozorlarla çelişkilidir, aynı zamanda stegosaurlarda Gastrolith bulunmamıştır.Megmarad az elsődleges sejten belüli emésztés, mivel e stádiumban még nincs gastrocoel és gastroporus.
Talepler temelde birbiriyle çelişkili idi.A pontok alapvetően ellentmondásosak.
Bu bir çelişkidir.Tämä on ristiriita.
Şimdi bu durumdaki çelişkisini anlayamıyorum."En voi vieläkään tätä kysymystä ratkaista.»
Bir çelişki elde etmemiz lazım.Siinä on ristiriita.
Filistin nüfusunun ebatı politik nedenlerle çelişkilidir.Armenialaisten todellisesta osuudesta kiistellään.
Quintillus'un saltanatı ile ilgili birkaç kayıt çelişkilidir.Myös Quintilluksen kuolintavastakin on epäselvyyksiä.
Bu iki durum arasında bir çelişki bulunmamaktadır.Nämä kaksi määritelmää eivät ole ristiriidassa keskenään.
Böylece okuyucu çoğu zaman tek bir olayın çelişkili açıklamaları varmış gibi görür.Ετσι ο αναγνώστης συχνά συναντά αντιφατικές εξηγήσεις του ίδιου γεγονότος.
Rubin inançlı bir Yahudidir ve bilim ile din arasında bir çelişki görmez.Η Ρούμπιν δεν είδε ποτέ σύγκρουση ανάμεσα στην επιστήμη και στη θρησκεία.
Bir çelişki elde etmemiz lazım.Σε κάθε περίπτωση καταλήγουμε σε αντιφάσεις.
İçinde hiçbir şeyi somutlaştırmadı temiz olmayan ya da çelişkili.Από μόνο του δεν συμπεριλαμβάνει τίποτα ασαφές ή αντιφατικό.
Bu iki tip başkalarının çelişkilerini görmekte çok başarılı ama kendilerini tanımakta bir o kadar cahildirler.Οι δυο τους φαίνεται να τα πηγαίνουν καλά, παρά το ότι μόλις έχουν γνωριστεί.
Demetre çelişkili birisi olarak bilinmektedir.Ο Ροβεσπιέρος σήμερα θεωρείται αμφιλεγόμενο πρόσωπο.
Şimdi bu durumdaki çelişkisini anlayamıyorum."Σίγουρα δεν θέλετε αυτό το πρόσθετο πρόβλημα αυτή τη στιγμή! "
Passi'nin adının ne olduğuna dair çelişkili bilgiler mevcuttur.Υπάρχουν διάφορες ερμηνείες του ονόματος Άβετ.
Sonuç, çelişkili bir durum: Almanlar Leningrad'a kuzeyden ilerleyemedi."Resultatet var en paradoksal situation: tyskerne kunne ikke nærme sig Leningrad nordfra..."
Hakkında yetersiz ve çelişkili belgeler vardır.Beviserne er mangelfulde og modstridende.
Kentin kontrolünün hangi tarafta olduğu konusunda çelişkili haberler yayıldı.Det er desuden opført under hvilken forvaltningsenhed byen hører.
Bunun yanında bazı mevcut bilgilerde de çelişkiler bulunmaktadır.De indeholder også nogle modstridende oplysninger.
Meryem'in aile yapısı konusunda İslam ve Hristiyan kaynakları arasında açıkça bir çelişki bulunmaktadır.Alligevel er der meget store forskelle på islams og kristendommens syn på Jesus.
Whybray, varsayımların mantıksız ve çelişkili olduğunu ileri sürer.Ved ankomsten optrådte Wenche Behring mistroisk, fordringsfuld og desorienteret.
Bunun nedenleri hakkında dolaşan söylentiler çelişkili.Temaene omkring denne uenighed er omtalt oven for.
Bunun yanında bazı mevcut bilgilerde de çelişkiler bulunmaktadır.De inneholder også enkelte selvmotsigende opplysninger.
Quintillus'un saltanatı ile ilgili birkaç kayıt çelişkilidir.Det har blitt påpekt flere begrensninger i Quintilianus’ verk.
Çelişkilerin iyice keskinleştiği yaşam biçimleri komik olaylara neden olmaktadır.I løpet av kvelden skjer misforståelser som fører til morsomheter.
Flaman köklerine tavrı biraz çelişkilidir.Melanisme hos flamingoer er svært sjelden.
Bir önermenin kendi kendiyle çelişki içinde olmaması olarak da tanımlanabilir.Man kan si at man ikke er i rapport med seg selv.
Hadis ihtilafı, birbiriyle çelişen, çelişkili hadisleri ele alır.Rukun-rukun yang diperselisihkan adalah sebagai berikut: Tertib, Bersambungan (Muwalah).
İçinde hiçbir şeyi somutlaştırmadı temiz olmayan ya da çelişkili.Dengan sendirinya, itu tidak akan mewujudkan sesuatu yang tidak jelas atau kontradiktif.
Politik kariyeri çelişkilerle doluydu.Karier politiknya terbilang melesat.
Çoğunlukla, çelişkili görünen sonuç veya sonuçların aslında çelişkili tarafları vardır.Namun hasil yang didapat justru beragam, bahkan sebagian besar bersifat kontradiktif.
Ölümü hakkındaki anlatımlar çelişkilidir.Rincian kematiannya diperdebatkan.
Fakat bu model, gözlemsel verilerle çelişki halindedir.Pengamatan ini membantah model keadaan tetap.