çelişki ile cümle

çelişki kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu durum Instetten'i büyük bir çelişkiye sürükler.Именно здесь Спиридон ощутил огромное внутренне противоречие.
Çelişkilerin iyice keskinleştiği yaşam biçimleri komik olaylara neden olmaktadır.Столкновение характеров приводит к ряду забавных ситуаций.
Albümde çoğunlukla sosyal temalar ve kuşaklar arası çelişkiler işlendi.Основными темами альбома стали личные переживания и социальные противоречия.
Ancak bu konuda çelişkili bilgilerde mevcuttur.Об этом говорят косвенные данные.
Bir çelişki elde etmemiz lazım.Мы получили противоречие.
Bu bir çelişkidir.لذا فإن هذا تناقض.
Politik kariyeri çelişkilerle doluydu.مهنة شيفرنادزه السياسية مليئة بالتناقضاتِ.
Üçüncü bir çelişki metallerin özgül ısısıyla ilgilidir.هو عنصر فلزي ثلاثيّ التّكافؤ.
En etkili romanı ise köylü ve aydın çelişkisini anlatan Yaban (1932) oldu.أما عن أكثر رواياته تأثيراً والتي وضحت الاضطرابات بين الفلاح والمفكر فهي رواية البري 1932.
Passi'nin adının ne olduğuna dair çelişkili bilgiler mevcuttur.لا يوجد اتفاق حول أصل اسم باتشوكا.
Ancak bunların etkileriyle ilgili sonuçlar çelişkilidir.لكن نجاح تلك المبادرات محل جدال.
Şimdi bu durumdaki çelişkisini anlayamıyorum."حتى الآن لم ينشر شيئا عن تلك المسألة".
Omurgalı dentisyonunun evrimsel kökeni çelişkilidir.وبالتالي فإن بعض المعلومات عن القشرة السمعية البشرية مازالت متضاربة.
Bu da çelişkiye yol açar ve Varsayım (X) olarak söylediklerimizin doğru olmadığını gösterir.يوجد لدينا هنا تناقض، وبالتالي فقد عرضنا أن افتراضنا بأن ل موجودة غير صحيح.
Bu fikir ise her şeyi yaratanın Tanrı olduğu şeklindeki temel teist argümanla çelişki taşır.نحن نرفض كل هذه الأشياء بنفس الطريقة التي أنشأنا بها مفهوم الرب العظيم.
Bundan sonra gelişenler hakkında çeşitli ve birbiriyle çelişkili anlatımlar vardır.Depois disso, sucederam-se leituras diferentes, com uma repetição desta.
Bundan sonra 1902 yılına kadarki yaşamı ile ilgili bilgiler çelişkilidir.Sua vida após 1902 é incerta.
Hiçbir asal sayı 1'i bölemediğinden bu bir çelişki olur ve böylece p listede olamaz.Mas não existe número primo que divida 1, assim haveria uma contradição, logo, p não pode estar na lista.
Rubin inançlı bir Yahudidir ve bilim ile din arasında bir çelişki görmez.Rubin seguia o judaísmo, e não via conflito entre ciência e religião.
Whybray, varsayımların mantıksız ve çelişkili olduğunu ileri sürer.Nele, Caplan mostra que ambas, escolhas e decisões, são inerentemente irracionais.
Ölümü hakkındaki anlatımlar çelişkilidir.Os relatos sobre sua morte são contraditórios.
Bu iki durum arasında bir çelişki bulunmamaktadır.Segundo ele, não há qualquer contradição entre os dois textos.
Bir görüşe göre bunun sebebi Hint Yahudilerinin çelişkili kimlikleridir.Acredita se que sua extinção se deve aos conflitos com os índios tabajaras.
Bir çelişki elde etmemiz lazım.Deste modo, obteve-se uma contradição.
Eğer bir yargı analitik ise doğruluğu çelişki ilkesine göre bilinebilir.A sentença é falsa se você pode deduzir uma contradição a partir dela.
Bu çelişki yüzünden yargıç cesedin tekrar incelenmesini istedi.Assim, requer ao juiz de instrução criminal que todo o processo seja reapreciado.
Tarihsel çelişki söz konusu.Histórico de confrontos.
Karakteri de eşcinsel ve bu da dizideki çelişkilerinin düğüm noktası.O personagem é gay e está no cerne de muitos de seus conflitos na série.
Bu bir çelişkidir.Dat is een tegenspraak.
Fakat Kıptiler (Mısır), Maruniler (Lübnan) ve Süryaniler (Irak) Arap tanımını çelişkili bulmaktadır.De achterwanden en zijwanden hebben nissen die zijn versierd met typisch Arabische muqarnas.
Ancak bunların etkileriyle ilgili sonuçlar çelişkilidir.Het resultaat van dergelijke brieven was echter averechts.
Bundan sonra 1902 yılına kadarki yaşamı ile ilgili bilgiler çelişkilidir.De geschiedenis van het schip in de periode tussen 1902 en 1916 is onduidelijk.
Özel bir toplumsal bütün içinde her biri birer çelişkiydi.Voor elk gebied was een apart 'kengetal'.
Passi'nin adının ne olduğuna dair çelişkili bilgiler mevcuttur.Er bestaat enige verwarring omtrent de naam bisque.
Faşizm, sınıflar arasındaki çelişkileri ortadan kaldırmayı öngörür.Dit corporatisme beoogde de tegenstellingen der verschillende klassen weg te nemen en te verzoenen.
Siyaset yaşamı birçok çelişki ile doludur.De eisen van de samenleving zijn vol tegenstellingen.
Yani bir nevi çelişkidir.Dus een tegenspraak.
Kentin kontrolünün hangi tarafta olduğu konusunda çelişkili haberler yayıldı.Historycy toczą spór, o jaką współczesną miejscowość chodziło.
Bir çelişki elde etmemiz lazım.Powoduje to kontrast.
Ancak bunların etkileriyle ilgili sonuçlar çelişkilidir.Prawdziwość tak jednomyślnych wyników jest wątpliwa.
Bu bir çelişkidir.Det är en motsägelse.
Buna karşın hayatına dair bilgiler bir o kadar da çelişkili ve karmaşıktır.Data kring dess nuvarande trend är dock både bristfällig och motsägande.
Bir çelişki elde etmemiz lazım.Detta ger en motsägelse.
Omurgalı dentisyonunun evrimsel kökeni çelişkilidir.Definitionen av rum i fysik är omtvistad.
Yani işlemin sonucu 0 da denebilir ve açık bir çelişki oluşur.För att göra detta antar vi motsatsen och visar att detta leder till en motsägelse.
Bu şöyle bir çelişkiye yol açmaktadır; R=R0 ve R<R0.Це призоводить до суперечності: R=R0 та R<R0.
Ölümü hakkındaki anlatımlar çelişkilidir.Повідомлення про його смерть суперечливі.
Demokratik Toplumda Siyasal Çelişki.Диктатура не сумісна з політичною демократією.
Ama bu çelişkidir ve bu yüzden p(z0) = 0 olmalıdır.Оскільки p є ін'єктивним, то h(c) = 0.
Buna karşın hayatına dair bilgiler bir o kadar da çelişkili ve karmaşıktır.Інформація про нього вкрай мізерна і суперечлива.
İçinde hiçbir şeyi somutlaştırmadı temiz olmayan ya da çelişkili.Внесе нечиста, не винесе і пречиста.
Constanze Manziarly'nin ölümü hakkında bilgiler çelişkilidir.Відомості про загибель отаманші Марусі є суперечливими.
Fakat bu model, gözlemsel verilerle çelişki halindedir.Jeho PIB model se ale ukázal v rozporu s pozorováním.
Bundan sonra 1902 yılına kadarki yaşamı ile ilgili bilgiler çelişkilidir.Výrazný rozdíl oproti situaci v roce 1910 má následující důvod.
Kendisine uzak duran babası ile olan ilişkisi sürekli çelişkiliydi.Vztah s otcem měla vždy problematický.
Bununla beraber, ailesinin çelişkilerinin etkisiyle yetişti.Trpí však obtížnými vztahy v jeho rodině.
Ayrıca, karakterin ahlâki bakış açısı da çelişkiler içerir.Také morální relativismus musí připustit, že je relativní.
Ancak bunların etkileriyle ilgili sonuçlar çelişkilidir.Následky takové chyby jsou nepředvídatelné.
Paradoks teriminin karşılığı olarak Türkçe'de yanıltmaç, çatışkı ve çelişki sözcükleri kullanılmaktadır.Dále v angličtině máme slovesa pomocná, která používáme k vyjádření časů, záporů a otázek v jednotlivý časech.
Rudolf Hess'in ölümüne ilişkin çeşitli çelişkiler vardır.Okolo Gersteinovy smrti se kupí řada nejasností.

İlgili Sayfalar