çelişki ile cümle
çelişki kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Hatta derin çelişkiler dahi taşıyabilirler.Er kann auch tieferen Schatten ertragen.
İşte bu mevzu, kendi içerisinde bir çelişki barındırmaktadır.Das kommt ihnen als Schande im Diesseits zu.
En başından beri Willow her zaman çelişki içerisinde yüzen bir karakter olmuştur.Silo war seit Beginn seines öffentlichen Auftretens an eine umstrittene Figur.
Bundan sonra 1902 yılına kadarki yaşamı ile ilgili bilgiler çelişkilidir.Sa vie après 1902 est mal connue.
Bununla beraber, ailesinin çelişkilerinin etkisiyle yetişti.Cependant, il se heurte aux difficultés de sa vie familiale.
İşte bu mevzu, kendi içerisinde bir çelişki barındırmaktadır.Elle présente un clivage indistinct sur {120}.
Bu bir çelişkidir.C'est contradictoire.
Ölümü hakkındaki anlatımlar çelişkilidir.Les anecdotes sur sa mort sont contradictoires.
Bu çelişki yüzünden yargıç cesedin tekrar incelenmesini istedi.Dans cette circonstance, le juge demanda que le verdict soit reconsidéré.
Şimdi bu durumdaki çelişkisini anlayamıyorum."On ne peut pas se le permettre dans la situation actuelle ».
Çelişkilerin iyice keskinleştiği yaşam biçimleri komik olaylara neden olmaktadır.Son comportement décalé mène à des situations comiques.
Bu iki durum arasında bir çelişki bulunmamaktadır.Il n’y a pas de contradiction entre les deux !
Bu durum "emek-sermaye çelişkisi" olarak adlandırılmaktadır.C'est ce qu'on appelle la controverse de la Correctia.
Sami, yaşlı adama nasıl davranacağına karar vermeke çelişkiler içinde kalır.Stella doit prendre une décision importante au sujet de son ex-copain.
Bu çelişkili gibi görünüyor olabilir ama sıkı çalışma ve iyi planlama sayesinde yapılamayacak iş değil.Cela semble paradoxal, mais on pourrait l'arranger avec beaucoup de planification et de labeur.
Bir çelişki elde etmemiz lazım.Le dialogue aboutit à une contradiction.
Bundan sonra gelişenler hakkında çeşitli ve birbiriyle çelişkili anlatımlar vardır.Ensuite Nous les avons séparés et fait de l'eau toute chose vivante.
Ama bütün toplumların yapılarında, kendi aralarında çatışan çelişkiler mutlaka vardır.Les fuyards peuvent, alors, se disputer, entre eux, la victoire d'étape.
Herhalde, incillerdeki çelişkili hikâyeler değil..Mais d'histoires entre homos, non.
Kentin kontrolünün hangi tarafta olduğu konusunda çelişkili haberler yayıldı.Se pose alors la question de quelle ville pour abriter le gouvernement.
Terim, kendisi ile tanımladığı eserler arasında bir çelişki barındırır.Ce cumul de fonctions semble être en contradiction avec ses propres déclarations.
Bir çelişki elde etmemiz lazım.Se busca llegar a una contradicción.
Constanze Manziarly'nin ölümü hakkında bilgiler çelişkilidir.Las informaciones sobre la muerte de Manziarly son contradictorias.
Hadis ihtilafı, çelişkili hadisleri ele alır.Es quien suscita las discordias y disputas.
Bu iki durum arasında bir çelişki bulunmamaktadır.A nuestro parecer, no hay incompatibilidad entre ambas posturas.
Tahavi, her iki grup rivayeti birbirleriyle çelişki oluşturmayacak derecede yorumlamaktadır.Pese a su odio mutuo, ambos disfrutan cuando pelean entre ellos.
Tarihsel çelişki söz konusu.Incongruencias históricas.
Kendisini iki birbiriyle çelişkili ruhsal duygu arasında bulur.Desterrar todo espíritu de división entre vosotros.
Politik kariyeri çelişkilerle doluydu.Su carrera está llena de contradicciones.
Buna karşın hayatına dair bilgiler bir o kadar da çelişkili ve karmaşıktır.La realidad de su obra y su vida, sin embargo, es mucho más contradictoria y compleja.
Demetre çelişkili birisi olarak bilinmektedir.El rey Demetrio fue considerado una persona bastante polémica.
Bu birincil kaynaklar çelişkili ve fazla abartılı olarak tanımlanırlar.Estas versiones primarias, no obstante, se describen como contradictorias y llenas de grandes exageraciones.
En başından beri Willow her zaman çelişki içerisinde yüzen bir karakter olmuştur.Y Silvio es una influencia desde el comienzo.
Tom'un hayatı çelişkilerle doluydu.La vita di Tom era piena di contraddizioni.
İşte bu mevzu, kendi içerisinde bir çelişki barındırmaktadır.Ed eccolo in spudorata polemica".
Ölümü hakkındaki anlatımlar çelişkilidir.I dettagli della sua morte sono contrastanti.
Şimdi bu durumdaki çelişkisini anlayamıyorum."Su queste cose qui non si parla a vanvera.»
Yine çelişkili bir sonuç çıkar.Ancora una volta si giunge a una contraddizione.
Öte yandan, ilk yayın tarihi ile ilgili çelişkili bilgiler de bulunmaktadır.Del pari, piuttosto contraddittorie sono le notizie precise relative ai suoi primi anni da uomo.
Ayrıca Türkiye ile iyi siyasi ve ekonomik ilişkiler kurmak bir çelişki değil.Le relazioni politiche e commerciali con il Giappone sono oggetto di controversia.
Bu yaklaşımlarda belli sorunlar ve çelişkili görüşler vardır.Su quest'aspetto le opinioni sono incerte o divise.
Antagonist çelişki, zıt olan farklı sosyal sınıflar arasında uzlaşmaz çelişkiyi ifade eden terim.La contraddizione antagonistica è l'impossibilità di compromesso tra classi sociali differenti.
Slager çelişkili polis raporu ardından cinayetle suçlandı.L'agente Slager è stato incriminato con l'accusa di omicidio di Stato.
(Üçlü:Di opposti affetti un vortice /"Birbirleriyel çelişkili hisler girdabı etrafımı dönerek sarmakta.")'Un-popolo-senza-terra-ritorna-a una-terra-senza-persone'".
Bununla birlikte Platea'ya çekilmesi bu durumla çelişkili gibi görünmektedir.La loro presenza nel Belize è considerata dubbia.
Havari Yuhanna, Tanrı'nın yasasına uyma ile İsa'ya inanç arasında hiçbir çelişki görmedi.Апостол Иоанн не видел никакого противоречия между соблюдением Закона Божьего и верой в Исуса.
Hiçbir asal sayı 1'i bölemediğinden bu bir çelişki olur ve böylece p listede olamaz.Поскольку ни одно простое число не делит 1, p не может находиться в списке.
Ölümü hakkındaki anlatımlar çelişkilidir.Сведения о его смерти противоречивы.
Hakkında yetersiz ve çelişkili belgeler vardır.О нём имеются только отрывочные и противоречивые сведения.
İçinde hiçbir şeyi somutlaştırmadı temiz olmayan ya da çelişkili.Само по себе это не означает ничего неясного или противоречивого.
Şimdi bu durumdaki çelişkisini anlayamıyorum."Мы не обсуждаем этот вопрос».
Bu karyotipe ilişkin bazı çelişkiler yaşanmıştır.Много противоречий накопилось к этой гонке.
Kendisine uzak duran babası ile olan ilişkisi sürekli çelişkiliydi.Вопрос о том, кто был его родителями, остаётся весьма спорным.
Passi'nin adının ne olduğuna dair çelişkili bilgiler mevcuttur.На Памире есть перевал его имени.
Diğerleri için kaynaklar karmaşık ve birbirleri ile çelişkili "bilgiler" vermektedirler.По ним, по фигурам и некоторым знакам (senales) в фигурах они узнавали свои дела, сообщали их и обучали.
Üçüncü bir çelişki metallerin özgül ısısıyla ilgilidir.Третье разногласие связано с теплоёмкостью металлов.
Omurgalı dentisyonunun evrimsel kökeni çelişkilidir.Информация об интенсивности аромата противоречива.
Bu bakımdan bu uygulamanın kullanılması çelişkili ve tutarsız bir hâl almaya başladı.Сейчас его лидерство стало явным и неоспоримым.
Buna karşın hayatına dair bilgiler bir o kadar da çelişkili ve karmaşıktır.Но сведения об этой его жене неточны и противоречивы.
Bu yaklaşımlarda belli sorunlar ve çelişkili görüşler vardır.У этой проблемы есть несколько вариантов, разные и решения.