çekmek ile cümle
çekmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Müthiş hızıyla dikkat çekmektedir.Il est rapidement remarqué pour sa vitesse incroyable.
Bazen balıkları çekmek için su yüzüne yiyecek atarlar.La Chouette rayée patauge parfois dans l'eau afin de capturer des poissons.
Bölgenin kendine özgü doğası ve kültürel yapısı, çok sayıda yerli ve yabancı turisti çekmektedir.La biodiversité, très riche et singulière de cette région attire beaucoup de touristes étrangers.
Halbuki bu iki garantici de Dördüncü Haçlı Seferi'nin idaresine baş çekmekteydiler.C'est lui qui est désigné comme chef de la quatrième croisade.
Hyluss bundan acı çekmektedir.Le malheureux paraît souffrir.
Yıllık 500.000'den fazla ziyaretçi çekmektedir.Elle reçoit plus de 500 000 visiteurs par an.
Yarış tüm dünyadan bisikletçilerin ilgisini çekmektedir.Il se dit que le monde est rempli des bicyclettes des autres.
Peter Jackson ve Fran Walsh, The Hobbit filmini çekmekle 1995 yılında ilgilenmeye başladı.Dès 1995, Peter Jackson et son épouse Frances Walsh voulaient adapter Le Hobbit au cinéma avec la New Line.
Alemdağ Ormanı: Anadolu Yakası'nda, Çekmeköy ilçesi sınırları içinde bulunur.Canopée : étage supérieur de la forêt, en contact direct avec l'atmosphère libre.
Fotoğraf çekmekten hoşlanırım.Me gusta sacar fotos.
Dikkat çekmek için abartılı elbise giyer.Ella usa ropa extravagante para llamar la atención.
Tom tetiği çekmek istedi ama çekemedi.Tom quiso apretar el gatillo, pero no pudo.
Resim çekmek istiyorum.Quiero sacar fotos.
Dikkat çekmek için bağırarak konuşuyor.Habla a gritos para llamar la atención.
3. Sahne: Bahçe Kızkardeşler hala özlem çekmektedirler.Escena 3: Un jardín Las hermanas se lamentan de su situación.
İlgi çekmek hoşuna gider.Le gusta que le presten atención.
Bazen balıkları çekmek için su yüzüne yiyecek atarlar.A veces arrojan comida sobre la superficie del agua para atraer a los peces.
Hepsi, video çekmek için sadece 4 müzik seçmiştir.Se grabaron cuatro vídeos musicales.
Halen, Kaliforniya, Corcoran'da yer alan eyalet hapishanesinde müebbet hapis cezasını çekmektedir.Continuó purgando sentencia en la prisión estatal de Corcoran en California.
O’na göre acı çekmekten yararlanmak ; kişinin benliğini zayıflatan, mutsuz olmaya eğilimli kılan bir dürtüdür.Y a quien intente cortarlo, se le cercenará la mano y la maldición de Dios pesará sobre él a perpetuidad."
Aynı anda itip çekmek de mümkün değildir.No es posible disparar y moverse al mismo tiempo.
Müthiş hızıyla dikkat çekmektedir.Destaca por su gran velocidad.
Bir süre sonra reklam çekmekten sıkılan bu üçlü, bir korku filmi çekmeye karar verdi.Durante este periodo, el trío se aburrió de hacer comerciales y decidieron filmar una película de terror.
Orfe çok üzüntülü yas çekmektedir.Lionel se siente profundamente avergonzado.
Doğal ve tarihsel zenginlikleriyle ilgi çekmektedir.Es rica en recursos naturales e históricos.
Ara Güler hâlâ fotoğraf çekmektedir.Vista de la foto on ride.
"Uyarlama senaryo çekmek istemezdim".«No me gusta llamar demasiado la atención sobre el dibujo».
Son dönemde, demokratik anayasa üzerine çalışmalarıyla dikkat çekmektedir.Últimamente centra su investigación en el proceso de constitucionalización de la Unión Europea.
Fakat, son zamanlarda çok fazla otel yapımı ve inşaatı dikkat çekmektedir.Se han construido recientemente numerosos hoteles y mansiones.
Her yıl yaklaşık 100.000 ziyaretçi çekmektedir. ^Recibe alrededor de 100.000 visitantes cada año.
Uzun saçlarıyla dikkat çekmektedir.Lleva el pelo largo.
Bacağı bütün vücuttaki kanını çekmektedir.Su piel es lisa en todo el cuerpo.
Bu örneklerin arasında iki tane başlıcası dikkat çekmektedir.A continuación hay dos ejemplos de tales organizaciones.
Bu işlemede battal çekmek denirdi.En esta banda tocaría batería.
Bu haliyle bile turistlerin ilgisini çekmektedir.Especialmente las que atraen a turistas.
Yöre, katedralleriyle dikkat çekmektedir.Conversación con las catedrales.
Halbuki bu iki garantici de Dördüncü Haçlı Seferi'nin idaresine baş çekmekteydiler.Dos de las columnas fueron botín de la Cuarta Cruzada.
Bense kadınların resmini çekmekten korkarım.Leyendo como una mujer la imagen de la mujer.
Hücreden akım çekmek, ömrünü çok fazla etkilemeyecektir.Tranquilo, esta inyección no le dolerá nada.
Lake Macquarie City çok muhteşem deniz kıyıları ve uzun kumluk plajları ile çok büyük turizm çekmektedir.El Puerto de Pollensa conserva un largo paseo marítimo y amplias playas.
Ancak, Homer'ın dikkatini çekmekten zevk alır.Por lo que abraza a Homer.
Nasyonal sosyalistler, yurt dışından turist çekmek için çalışmıştır.Los nazis también intentaron atraer el turismo extranjero.
Abasıyanık'ın daha önceleri de film çekmek istediği biliniyordu.Pope siempre supo que quería hacer películas.
Disleksiktir, okuma güçlüğü çekmektedir.La droga empeora mi escritura.
Bu yer fotoğraf çekmek için çok gölgeli.Questo posto è troppo all'ombra per fare delle foto.
Acı çekmek kaderim mi?Soffrire è dunque il mio destino?
Tom fotoğraf çekmekten hoşlanır.A Tom piace scattare fotografie.
Tom sadece dikkat çekmek istedi.Tom voleva solo attirare l'attenzione.
NASA fırlatışı önce Mart sonra da Eylül 1986'ya çekmek zorunda kaldı.La NASA quindi venne forzata a spostare la data di lancio da marzo a settembre 1986.
Liebermann daha sonra, Türkiye elçisini geri çekmekle tehdit ettiğinde özür diledi .Successivamente ha dovuto scusarsi dopo che la Turchia ha minacciato di far ritirare l'ambasciatore.
Liberal görüşleriyle dikkat çekmektedir.Era noto per le sue opinioni religiose liberali.
"Hiçbir zorluk çekmeksizin her şeyi zihninin gücüyle yönetir."«Ma senza fatica con la forza del pensiero tutto scuote».
Bazen balıkları çekmek için su yüzüne yiyecek atarlar.Occasionalmente si tuffa in acqua per pescare.
Şimdi cezamızı çekmek zorundayız...Ora voglio la revisione della sentenza di condanna...
Genellikle video klipler ve reklamlar çekmektedir.Tipicamente, si tratta di telefilm e spot pubblicitari.
Josh film çekmek istiyordu ama henüz bir konu bulamamıştı.La Disney era soddisfatta del film, ma non sapeva cosa farsene.
Yalnızlık çekmektedir.Resta la solitudine.
Düğünlerde en başta keşkek dikkat çekmektedir.All'inizio della celebrazione si accolgono gli sposi.
Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt değildir köyde elektrik ve sabit telefon vardır. cep telefonları çekmektedir.Nella Città delle Tenebre non è disponibile la corrente elettrica e possedere telefoni cellulari è un reato.
Bütün telefon şebekeleri 3G çekmektedir.Utilizzano tutti la connettività 1G.