çekmek ile cümle

çekmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Halen, Kaliforniya, Corcoran'da yer alan eyalet hapishanesinde müebbet hapis cezasını çekmektedir.Sta scontando la pena nella California State Prison di Lancaster, California.
Kürtlerin yaşadığı acılara ve KHK mağdurlarına dikkat çekmek için düzenlenen yürüyüş 27 gün sürmüştür.L'istruttoria per accertare se e quali responsabilità fossero individuabili per la sciagura durò 7 anni.
Kelime manası, kendini tutmak, bir şeyden el çekmektir.Gli basta dirlo e muovere la mano.
Gözlerinin çevresinde bir grilik dikkat çekmektedir.Una zona glabra è presente intorno agli occhi.
Şehir Brezilya'nın diğer bölgelerinden de göçmen çekmektedir.La corsa all'oro coinvolse anche le altre regioni del Brasile.
Londra Victoria-Eastbourne tren seferi için seyahat 1 saat 36 dakika çekmektedir.Treni per London Victoria ogni 15 minuti.
22 Eylül 2012'de, cezasını çekmek üzere tutuklandı ve Evin Cezaevi'ne nakledildi.Il 2 settembre 2014 è stato trasformato da casa circondariale a casa di reclusione.
Bir resim çekmek için yapmanız gereken bütün şey bu düğmeye basmaktır.Чтобы сделать снимок, нужно просто нажать эту кнопку.
Bahçedeki yabani otları çekmek onun işi.В его обязанности входит пропалывать сад.
Bu fiili çekmek zordur.Этот глагол трудно спрягать.
Eşzamanlı olarak çekmek durumundasınız.Вы должны потянуть одновременно.
Yeni şartlara uymakta zorluk çekmektedir.Трудно приспосабливалась к новым условиям.
Güncelleme ile, 4K çözünürlükte video çekimi yapmak ve aynı anda fotoğraf çekmek mümkün oldu.С обновлением появилась возможность снимать видео в разрешении 4K и делать снимки одновременно.
Ameliyat başarılı geçer; fakat Schuldiner ailesi maddi güçlükler çekmektedir.Операция была успешна, но семья Шульдинеров была полностью истощена финансово.
Liberal görüşleriyle dikkat çekmektedir.Известен своими либеральными взглядами.
Şarkıda ayrıca Orta Doğu vurmalıları da dikkat çekmektedir.Для песни также характерно влияние музыки Среднего Востока.
NASA fırlatışı önce Mart sonra da Eylül 1986'ya çekmek zorunda kaldı.НАСА было вынуждено ещё дважды перенести старт, сначала на март, а затем на сентябрь 1986 года.
Achilles IIC Full-Track Prime Mover M35 - Taretsiz M10A1 ağır silah çekmek için kulanılıyordu.Full-Track Prime Mover M35 — безбашенный тягач M10A1 для буксируемых тяжёлых орудий.
İlgi çekmek hoşuna gider.Любит привлекать к себе внимание.
Uzun saçlarıyla dikkat çekmektedir.Свои волосы он заплетает в длинную косу.
Müthiş hızıyla dikkat çekmektedir.Славится своей большой скоростью.
Grimoalde ise hala gayet büyük bir vicadan azabı çekmektedir.Гремячая Большая Гремячая Великая Гремячая
Aşk acısı çekmektense, ölmek yeğdir.Вместо страдания теперь — огорчение.
Ona göre bu olay, insanların dikkatini başka yere çekmekten başka bir davranış değildir.Но якобы не всем дано видеть это, а только самым благочестивым людям.
Bense kadınların resmini çekmekten korkarım.Протагонистами своих картин выбирала женщин.
Spielberg, Yağmur Adam ve Büyük filmlerini çekmekten vazgeçmişti.Из-за преданности картине Спилберг отказался снимать фильмы «Большой» и «Человек дождя».
Bütün telefon şebekeleri 3G çekmektedir.Все операторы сотовой связи предоставляют связь 3G.
Filmin gördüğü ilgi üzerine ikinci filmini çekmek üzere kaynak buldu.Фильм повествует о том, почему же разошлись их пути.
Zira insanın yazgısı, Adem'in işlediği günahtan dolayı, sonsuz ceza çekmektir.Согласно Аквинскому, человек, совершивший смертный грех обрекается на вечную кару.
En çok Filistin üzerine yaptığı çalışmalarla dikkat çekmektedir.Здесь он пишет некоторые свои работы на филиппинскую тематику.
Aynı anda itip çekmek de mümkün değildir.И может быть, одновременно выпустить.
Yalnızlık çekmektedir.Освоение одиночества.
Bu tabaka mercan, sünger ve yumuşakçaları, onlar ise daha büyük canlıları bu ortama çekmektedir.Едкий, словно гранулированный, концентрат пота и чего-то страшнее угадывался в этом запахе.
Öncelikle, her şeyden elini eteğini çekmek gerekliydi.И прежде всего — потому что пришлось стричься наголо..
Ara Güler hâlâ fotoğraf çekmektedir.Затем звучит смех за кадром.
Yıllık 500.000'den fazla ziyaretçi çekmektedir.Ежегодно принимает более 500 тыс. посетителей.
Hayatı boyunca dikkat çekmek ve saygı görmek için çabalıyor." diyor.И человек будет понимать, что он до конца жизни является уклонистом и платит за это».
İlk yürüyen bant 1894 yılında turist çekmek amacıyla New York'ta Coney Adası'ndaki rıhtıma kuruldu.Его первый в мире эскалатор появился в 1894 году в нью-йоркском парке Кони-Айленд как аттракцион для туристов.
Dedektif Diyaz öfke kontrolü konusunda sıkıntılar çekmektedir.Садист, страдает вспышками неконтролируемого гнева.
Ben'in Doktor'u buraya çekmek için bir gizem uydurduğunu söyler.Бен просит Джима организовать встречу с доктором.
İmparator onu karanlık tarafa çekmek arzusundadır.Мы собираемся вернуть его на тёмную сторону.
Şelale ve çevresinde çok sayıda turist çekmektedir.Вокруг озера и в его окрестностях проходят несколько туристических троп.
Bacağı bütün vücuttaki kanını çekmektedir.Его левая рука была вся в крови.
Orfe çok üzüntülü yas çekmektedir.Адель делает грустное лицо.
Erkekler çok belirgin kızıl boğaz derilerini üreme mevsiminde dişileri çekmek için şişirirler.Самцы в период размножения выделяются ярко-красной окраской головы.
Kelime manası, kendini tutmak, bir şeyden el çekmektir.Нет, говорить так — значит бежать от правды.
Mahallede tüm cep telefonu hatları çekmektedir.В каждом посёлке района установлена телефонная связь.
Saltanat Kapısı, yabancı ziyaretçilerin de ilgisini çekmektedir.وتجذب بوابة السلطنة اهتمام الزوار الأجانب.
En çok turisti Grüne Woche (Yeşil hafta) fuarı çekmektedir.ينجذب معظم السياح لمعرض (الربيع الأخضر ) .
Liberal görüşleriyle dikkat çekmektedir.يعتنق الفكر الليبرالي.
Yavru kedilerin annelerinin dikkatini çekmek için kullandıkları sestir.المواء هو لفظ تستخدمه القطط الصغيرة للحصول على الاهتمام من القطط الأم.
Bölgesel olarak Avrupa birliği İsrail’in ihracat yaptıkları arasında başı çekmektedir.أوروبا التجار في المنطقة تقسيم المنطقة على أساس صادراتها الرئيسية.
Geniş kabiniyle dikkat çekmektedir.وهو يتميز بصوته العالي.
Şehir Brezilya'nın diğer bölgelerinden de göçmen çekmektedir.ويحتضن المخيم أيضاً لاجئين فلسطينيين من مناطق أخرى في لبنان.
İçerde ki ve yurtdışındaki Yemenli gençlere ilgi çekmek ve aktivite getirmek.تسليط الضوء ولفت الانتباه إلى أنشطة الشباب داخل وخارج اليمن.
Yeni şartlara uymakta zorluk çekmektedir.المساعدة على تقبل الأوضاع الجديدة.
Şimdi cezamızı çekmek zorundayız...من أَمِنَ العقوبة...
Bu haliyle bile turistlerin ilgisini çekmektedir.يجذب السياح اليه.
Ayrıca Espiye pidesi turistlerin yoğun ilgisini çekmektedir.وهو احد المعالم الأثرية التي يقصدها السياح بإستمرار.
Bazen balıkları çekmek için su yüzüne yiyecek atarlar.يخرج الله لهم كل يوم سمكة من البحر لطعامهم.
İlgili Sayfalar