çekmek ile cümle

çekmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Bütün telefon şebekeleri 3G çekmektedir.Některé mají kompatibilitu s 3G mobilními telefony.
Vida sıklıkla su kuyusundan su çekmek için kullanılır.Často se používá u studní pro vytahování okovu s vodou.
Halbuki bu iki garantici de Dördüncü Haçlı Seferi'nin idaresine baş çekmekteydiler.Dva příběhy o čtvrté křížové výpravě.
Balkaş ve yakın mesafede olan diğer bölümler çevresel problemlerden ıstırap çekmektedir.Skuteč a okolí trápí dlouhé čekání na záchranku .
Kelime manası, kendini tutmak, bir şeyden el çekmektir.Prevence znamená předcházet něčemu, ochránit se před něčím.
Masa: Masadaki herkese kontur çekmek anlamına gelir.V tabulce jsou uvedeny údaje za všechny osoby.
Orphe bakışlarını sevgili eşinden uzak tutmakta güçlük çekmektedir.Zraněná Vida odchází od milence.
Osmanlı ordusu ise yorgun ve su sıkıntısı çekmekteydi.Japonští vojáci však již byli vyčerpaní, unavení a potřebovali doplnit stavy.
Yarış tüm dünyadan bisikletçilerin ilgisini çekmektedir.Cursa atrage câțiva cicliști din întreaga lume.
Liberal görüşleriyle dikkat çekmektedir.Își exprimau pozițiile liberale.
Bir süre sonra reklam çekmekten sıkılan bu üçlü, bir korku filmi çekmeye karar verdi.În această perioadă, cei trei se plictisiseră să facă reclame, și voiau să facă un film de groază.
"Tespih çekmek" namazı tamamlayan bir ayrıntı olarak önemlidir.Rularea este una dintre detaliile importante care completează rugăciunea.
Rehberde fotoğrafı çekmek için yeni bir görünüm.Menținerea modelului într-o anumită poză.
Şarkıdaki sözler ayrıca kameraların ilgisini çekmek ve ün kazanmak gibi konulara da değinir.Versurile descriu, de asemenea, dorința de a fi în fața camerelor, precum și obținerea faimei.
Şimdi cezamızı çekmek zorundayız...Odată cu J'Accuse…!
Messina şehri ayrıca özellikle İtalya'dan önemli sayıda turist çekmektedir.Desigur orasul Valencea atrage turisti din alte motive.
Geçim sıkıntısı çekmektedir.Experiența întreruptă.
Buralar her yıl dünyanın birçok bölgesinden milyonlarca gezgini kendine çekmektedir.Acestea atrag milioane de turiști în fiecare an din întreaga lume.
Bu partilerden özellikle ikisi çatışmalarda başı çekmekteydi: Nazi Partisi ve Komünist Parti.Ca urmare, ei au fost în dezacord pe toate temele: a Internaționalei și a Comunei din Paris.
Çocuklar bazen sırf ilgi çekmek için ağlarlar.Copiii plâng uneori doar pentru a atrage atenția.
Liberal görüşleriyle dikkat çekmektedir.Liberális nézeteiről is híres.
Bense kadınların resmini çekmekten korkarım.Különös tekintettel a nők rajztanítására.
Ancak, Homer'ın dikkatini çekmekten zevk alır.Otthon viszont élvezte Homer odaadását.
Alzheimer hastalığından acı çekmektedir.Nagyanyja Alzheimer-kórban szenved.
Her filmi çekmek 30 gün alacak.Mind a négy film időtartama harminc perc.
Müthiş hızıyla dikkat çekmektedir.Igen, de elképesztő gyorsasággal kéne tenni.
Şimdi cezamızı çekmek zorundayız...Megadtam az engedélyem...
Aşk acısı çekmektense, ölmek yeğdir.De ő ahelyett, hogy szomorkodna, inkább élvezni akarja az életet.
Guançelerin ölülerini mumyalanmış olmaları ilgi çekmektedir.Kulturáltan szórakoztak Cozma gyilkosai.
Özellikle kimya ve ilaç sanayisi başı çekmektedir.Kiemelkedő még a vegyipar és az orvostudományi központja.
Yöre, katedralleriyle dikkat çekmektedir.Ne panaszkodjunk a Nemzet Katedrálisa miatt.
"Uyarlama senaryo çekmek istemezdim".Rendben van, nem kell a forgatókönyv”.
Şarkı güçlü sosyal mesajıyla dikkat çekmektedir.Harangjátéka egy népszerű népdal dallamát játssza.
Yetenek üzerine: Yönetimin iki ana görevi yeteneği çekmek ve tutmak haline geldi.Két fejezetre oszlik: Az első fejezet a funkcióképességgel és fogyatékossággal foglalkozik.
Yeni şartlara uymakta zorluk çekmektedir.Mindenekelőtt hozzá kell szoknia az új körülményekhez.
Son zamanlarda, bu yöntem çeşitli nedenlerden dolayı tepki çekmektedir.Mindenesetre sokféle embert vonz ez a mozgalom, különféle okoknál fogva.
En sevdiği şey ise insanları çekmek.Kedvenc szórakozása a többiek szívatása.
Yılan : Yılan Bir Kişilik Sorunu Çekmektedir.Monk: A kígyó üti a magasságot.
Bu bölümde Freud dikkatleri rüyaların kendi yargı mekanizmaları olmadığına çekmektedir.Freud szerint ezek az álmok nem állnak az örömelv irányítása alatt.
Orhan Bekir Bey' den intikam alacağı günü iple çekmektedir.A tárgyaláson megalázott Bob Ewell bosszúra készül.
1997 yılına kadar Asya, gelişmekte olan ülkelere akan sermayenin neredeyse yarısına yakınını çekmekteydi.Vuoteen 1997 asti Aasia houkutteli lähes puolet kehitysmaihin virranneesta pääomasta.
Bunun ardından gemi, yakınlarda bulunan diğer gemilerin dikkatini çekmek için işaret fişekleri atmaya başlar.Alukselta aletaan ampua ilotulituksia, lähellä olevien laivojen huomion herättääkseen.
Uzun saçlarıyla dikkat çekmektedir.Hänet tunnetaan pitkistä hiuksistaan.
Halen, Kaliforniya, Corcoran'da yer alan eyalet hapishanesinde müebbet hapis cezasını çekmektedir.California State Prison, Corcoran -vankila sijaitsee kaupungissa.
Müthiş hızıyla dikkat çekmektedir.Hänet tunnetaan poikkeuksellisesta nopeudestaan.
Charlie uyuşturucu kullanmadığı için acı çekmektedir.Charlie alkaa käyttää huumeita.
İngiliz oyuncu Billie Piper'a olan benzerliğiyle dikkat çekmektedir.Hahmoa näyttelee brittiläinen näyttelijä Billie Piper.
Ateşleme için çanta dışındaki pimi çekmek yeterli oluyordu.Paukkupatruunan ruuti riitti sen laukaisemiseen.
Konuşma ve hareket zorluğu çekmektedir.Liikkuminen ja puhuminen tuottivat hänellä suuria vaikeuksia.
Aynı anda itip çekmek de mümkün değildir.Nappula ei myöskään voi vetää ja työntää samanaikaisesti.
Bazen balıkları çekmek için su yüzüne yiyecek atarlar.Toisinaan se kuitenkin voi pyydystää kaloja uimalla vedessä.
Halbuki bu iki garantici de Dördüncü Haçlı Seferi'nin idaresine baş çekmekteydiler.Molemmat Ferrarit keskeyttivät kilpailun neljänneltä sijalta.
Guançeler ölülerini mumyalanmış olmaları ilgi çekmektedir.Aleutit joskus muumioivat vainajansa.
Şarkı güçlü sosyal mesajıyla dikkat çekmektedir.Musiikki muistuttaa kansanmusiikkia, ja siinä on voimakas yhteiskunnallinen sanoma.
Kelime manası, kendini tutmak, bir şeyden el çekmektir.Sanonta jäädä käpälälautaan tarkoittaa kiikkiin eli kiinni jäämistä jostakin teosta.
Ülkede yaşayan insanların sayısı beş milyon civarındadır ve işgücü eksikliği çekmektedir.Asukkaita oli vajaat viisi miljoonaa ja työttömyys oli varsin vähäistä.
Günümüzde hentbol özellikle Avrupa kıtasında büyük ilgi çekmektedir.Nykyisin sisähockeyta pelataan kilpalajina varsinkin Keski-Euroopassa.
Aracaju tropik ormanlar içinde bulunmakta ve bu nedenle yükssek yağış çekmektedir.Trooppinen sademetsä sijaitsee matalapainevyöhykkeellä ja sen takia siellä sataa runsaasti.
1994'te, şirketin merkezi Çekmeköy'deki tesislere taşındı.Vuonna 1992 yrityksen pääkonttori siirrettiin Taiwanin Taipeihin.
Bu haliyle bile turistlerin ilgisini çekmektedir.Se on myös turistien suosiossa.
İlgili Sayfalar