çekmek ile cümle

çekmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
NASA fırlatışı önce Mart sonra da Eylül 1986'ya çekmek zorunda kaldı.Z tego też względu NASA została zmuszona do przesunięcia startu kolejno na marzec i wrzesień 1986 roku.
Liberal görüşleriyle dikkat çekmektedir.Znany był ze swych liberalnych poglądów.
Böylece medyanın dikkatini çekmek zapin kendisinden daha önemli oldu.Wzrosło natomiast zainteresowanie mediów jego osobą.
Bense kadınların resmini çekmekten korkarım.Na obrazach swoich uwieczniał również wizerunki kobiet.
Hepsi, video çekmek için sadece 4 müzik seçmiştir.W sumie do piosenki nakręcono cztery wideoklipy.
Şelale ve çevresinde çok sayıda turist çekmektedir.Przez Grudziądz i okolice przechodzi wiele szlaków turystycznych.
Alzheimer hastalığından acı çekmektedir.Cierpi na chorobę Alzheimera.
Özellikle, Doğuş Katedrali ile dikkat çekmektedir.Rozmieszczone są przede wszystkim w nawach bocznych katedry.
İthaca adasındaki sarayda Penelope kocası kral Ulis'in uzun ayrılığından dolayı yaş çekmektedir.W pałacu w Itace, Penelopa opłakuje długą nieobecność Ulissesa.
Tüm bunlar gereğinden fazla kışkırtıcı, ancak bunu insanların ilgisini çekmek için yapmak gerek.Wiem, że brzmi to dziwnie, ale wzywam Was do próby.
Büyük kafasıyla dikkat çekmektedir.Głowa o dużych oczach.
Uzun saçlarıyla dikkat çekmektedir.Jest znany z długich włosów.
Burada "İngiltere ülkesi" terimine dikkati çekmek gerekmektedir.Przy słowie „England” podświetlony jest obszar całej Wielkiej Brytanii.
Ne var ki, Pan Afrikan Kongresi eylemi on gün öne çekmek istemiştir.Kraje członkowskie Unii zatwierdziły projekt decyzji 9 dni wcześniej.
Yalnızlık çekmektedir.Odczuwał samotność.
Doğal ve tarihsel zenginlikleriyle ilgi çekmektedir.Interesował się historią naturalną i technologią.
Bu dönemlerde devlet ve toplum düzenindeki bozulmalar hükümdarların da dikkatini çekmekteydi.W kraju widoczne było powszechne niezadowolenie z ówczesnego poziomu życia i polityki rządzących.
Dedektif Diyaz öfke kontrolü konusunda sıkıntılar çekmektedir.Park ma problemy z kontrolą swojej złości.
Yeni şartlara uymakta zorluk çekmektedir.Łatwo przystosowuje się do nowych warunków.
1997 yılına kadar Asya, gelişmekte olan ülkelere akan sermayenin neredeyse yarısına yakınını çekmekteydi.Zaledwie dwadzieścia lat temu prawie połowa krajów rozwijających się doświadczała skrajnego ubóstwa.
Halen, Kaliforniya, Corcoran'da yer alan eyalet hapishanesinde müebbet hapis cezasını çekmektedir.Manson odbywał swój wyrok w kalifornijskim więzieniu stanowym w Corcoran.
Londra Victoria-Eastbourne tren seferi için seyahat 1 saat 36 dakika çekmektedir.Podróż pociągiem do London Paddington trwa około 1 godzinę 45 minut.
Minnettar Belle hayatını kurtarmak için teşekkür olarak onun yaraları dikkat çekmek için kaleye geri döner.Den tacksamma Belle återvänder till slottet för att sköta om hans sår som tack för att han räddat hennes liv.
Aygıttan video çekmek için iMovie (sürüm 4 ve sonrası) da kullanılabilir.Imovie (version 4 och senare) kan också användas för att filma med kameran.
Özellikle Güneş'in içinde helyumun dağılımı özel olarak ilgi çekmektedir.Framförallt betonas individens inre kraft i striden.
Bunlar arasında genç bir Fransız öğrenci Marie Jaell dikkat çekmektedir.Detta har myntats av den tyske ungdomsforskaren Thomas Ziehe.
Halen cezasını ömrünün sonuna kadar yaşayacağı hücresinde çekmektedir.Resten av ditt liv kommer du att spendera i fängelse."
Bense kadınların resmini çekmekten korkarım.Skärm med kvinnofigurer.
Şarkı güçlü sosyal mesajıyla dikkat çekmektedir.Låten har ett implicit samhällskritiskt budskap.
Cep telefonu az çekmektedir.Liften är knapplift.
Alzheimer hastalığından acı çekmektedir.Alzheimers sjukdom är en demenssjukdom.
Bu tarihi eserlerin ziyareti nedeniyle il çok sayıda turisti bölgeye çekmektedir.Det är från denna staty som många turister startar sin sightseeing.
Her yıl yaklaşık 100.000 ziyaretçi çekmektedir. ^Det har omkring 100 000 besökare varje år.
2015 yılında Proje Sexploration ile uzayda ilk pornoyu çekmek istediler.Det fanns planer på att under 2015 få bli den första professionella artisten att framträda från rymden.
Newport Limanı'ndaki evinin yer aldığı bölge hala ilgi çekmektedir.Terrängen runt El Puerto de Rancho Nuevo är kuperad.
Yüzündeki beyaz boyasıyla dikkat çekmektedir.Påfallande är vita markeringar i ansiktet.
Coşkulu dans ve kostümleri ile bütünleştirdiği performansları ile dikkat çekmektedir.Jag har saknat shower när det bara handlade om dansen och framförandet.
Aynı zamanda kendine özgü programları ile dikkat çekmektedir.Виступають також із самостійними програмами.
Yeni şartlara uymakta zorluk çekmektedir.Їм було важко пристосуватися до нової ситуації.
Ayrıca, "Çekmek" özelliği Windows 8.1'de çalışmıyor.Крім того, функція завантаження не працює на Windows 8.1.
Liberal görüşleriyle dikkat çekmektedir.Відомий своїми ліберальними поглядами.
Orhan Bekir Bey' den intikam alacağı günü iple çekmektedir.Дон Реба обіцяє представити Будаха королю того ж дня.
Yalnızlık çekmektedir.Почувається самотнім.
Şarkıdaki sözler ayrıca kameraların ilgisini çekmek ve ün kazanmak gibi konulara da değinir.Пісня також відображає прагнення захопити вплив камери, а також досягнення слави.
Özellikle, Doğuş Katedrali ile dikkat çekmektedir.Особливо обурюється католицька церква.
Masa: Masadaki herkese kontur çekmek anlamına gelir.Для кожної страви на стіл кладуться прибори.
Motor 35000 saatlik uçuş deneyimi ile dikkat çekmektedir.Понад 3 500 годин пілотування реактивних літаків.
Ne kadar para çekmek istersin?Скільки грошей ви хотіли би зняти?
Ben para çekmek istiyorum.Я хотів би зняти гроші.
Ben para çekmek istiyorum.Я хотіла би зняти гроші.
Bu haliyle bile turistlerin ilgisini çekmektedir.Je to zřejmě i proto, aby nalákaly turisty.
Liberal görüşleriyle dikkat çekmektedir.Vyznává libertarianistické názory.
Çünkü müzenin hedefi çocukların ilgisini çekmektir.Muzeum se ve své činnosti dlouhodobě zaměřuje na dětské návštěvníky.
Bense kadınların resmini çekmekten korkarım.Fotografuje rovněž ženské akty.
Fabius Hannibal’ın süvari gücünden çekiniyordu bu yüzden savaşı tepelere çekmek istiyordu.Fabius těsně následoval Hannibalovo drancující vojsko, avšak odmítal svést bitvu.
Yılmaz Odabaşı, yazarlık uğraşının yanı sıra, fotoğraf çekmekte ve resim çizmektedir.Mezi jeho záliby, kromě psaní, patří např. potápění a fotografování.
Genelde tehlikeyi kendine çekmekle birlikte tek amacı arkadaşlarını kurtarmaktır.Občas riskuje život, jen aby svým kamarádům pomohl.
İlgi çekmek hoşuna gider.Rád je středem pozornosti.
Nadiren de olsa, bu kristaller insanın dikkatini çekmek için yeterlidir.Vzácné krystaly trvale vzbuzují pozornost sběratelů.
Geçim sıkıntısı çekmektedir.Objevují se dechové obtíže.
İlgili Sayfalar