çekmek ile cümle

çekmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Her yıl yaklaşık 100.000 ziyaretçi çekmektedir. ^يستضيف كل سنة حوالي 000 200 زائر.
Doğal ve tarihsel zenginlikleriyle ilgi çekmektedir.لما لها من قيمة تاريخية وطبيعية.
Hayatı boyunca dikkat çekmek ve saygı görmek için çabalıyor." diyor.سيظل محل الاحترام والتقديس ما دامت الحياة.»
Exploratorium 1969 yılında açıldı ve şimdi yılda bir milyondan fazla ziyaretçi çekmektedir edildi.البرج مفتوح في كل أيام السنة ويستقبل الآن أكثر من ستة ملايين زائر سنوياً.
Quentin Tarantino üçlemeyi filme çekmek konusunda ilgisini dile getidi.اختاره المخرج كوينتن تارانتينو في قائمته لأهم 12 فيلما.
Sitenin anonim topluluğu ve kültürü sıklıkla medyanın dikkatini çekmektedir.Anonymous, uma comunidade e cultura do site, muitas vezes provocou a atenção da mídia.
Şehir ve çevresindeki verimli kaynaklar binlerce yıldır insanları şehre çekmektedir.Copiosas nascentes dentro e em torno da cidade atraíram a habitação humana por milhares de anos.
İlgi çekmek hoşuna gider.Ela claramente gosta da atenção.
Yıldız kümesinde son 100 milyon yıl içinde oluşmuş sıcak mavi yıldızlar başı çekmektedir.O aglomerado é dominado por estrelas azuis quentes, que se formaram nos últimos 100 milhões de anos.
Şehir Brezilya'nın diğer bölgelerinden de göçmen çekmektedir.Esse desenvolvimento atraiu migrantes brasileiros de outras regiões.
Bunun ardından gemi, yakınlarda bulunan diğer gemilerin dikkatini çekmek için işaret fişekleri atmaya başlar.O navio começa então a lançar fogos de artifício para tentar chamar a atenção de outros navios.
Orfe çok üzüntülü yas çekmektedir.Orfeu ficou transtornado de tristeza.
Bir kimseyi iğnelemek, uyarmak veya dikkatini çekmek amaçlı yapılan söz sanatı da denilebilir.Que um Arhat pode estar faltando em conhecimento, ter dúvidas ou se destacar por outros.
Ancak, kimi kurbağa türlerinin giderek azalan sayıları da dikkat çekmektedir.Contudo, populações de certas espécies de rãs estão em declínio significativo.
Spielberg ve Jakson üçüncü devam filmini beraber çekmek istediklerini açıkladılar.Spielberg e Jackson tem a esperança de co-dirigirem um terceiro filme.
Rehberde fotoğrafı çekmek için yeni bir görünüm.Realização da direção de fotografia para o filme.
Logoda işlenen tema, insanlar arasındaki eşitliğe ve kardeşliğe dikkat çekmektedir.O objectivo desta instituição foi fomentar a fraternidade e a igualdade entre os seres humanos.
Bunlar arasında genç bir Fransız öğrenci Marie Jaell dikkat çekmektedir.Entre os estudiosos do tema, se destaca a pesquisadora francesa Michèle Artigue.
Bense kadınların resmini çekmekten korkarım.Me joguei na ideia de desenhar casacos para mulheres.
Ancak, Homer'ın dikkatini çekmekten zevk alır.Pelo lado positivo, ele passa a gostar da atenção recém descoberta de Homer.
Yarış tüm dünyadan bisikletçilerin ilgisini çekmektedir.A corrida atrai corredores de todo o mundo.
Şarkıdaki sözler ayrıca kameraların ilgisini çekmek ve ün kazanmak gibi konulara da değinir.As letras também retratam o desejo de capturar a atenção da câmera, bem como alcançar a fama.
Şarkı güçlü sosyal mesajıyla dikkat çekmektedir.A canção é conhecida pelo seu efeito profundo sobre a sociedade.
Yöre, katedralleriyle dikkat çekmektedir.O centro da cidade está dominado pela Catedral de Strängnäs.
Ameliyat başarılı geçer; fakat Schuldiner ailesi maddi güçlükler çekmektedir.A cirurgia é bem sucedida, e Homer realiza uma recuperação completa.
Bütün telefon şebekeleri 3G çekmektedir.Expensas dos telemóveis 3G.
Bu CPU ve hafıza hızı arasının açılmasına dikkat çekmek için söylenmiştir.Ela indica a unidade de transferência entre a CPU e memória principal.
Unity, oyunları birden fazla platformda hedefleyebilme özelliğiyle dikkat çekmektedir.A Unity é notável por sua capacidade de direcionar jogos para múltiplas plataformas.
Bu örneklerin arasında iki tane başlıcası dikkat çekmektedir.Dentre as quais duas se destacam.
Genellikle video klipler ve reklamlar çekmektedir.Geralmente são cadastros e publicações pagas.
Yalnızlık çekmektedir.A Solidão.
Ameliyat başarılı geçer; fakat Schuldiner ailesi maddi güçlükler çekmektedir.De operatie was een succes, maar de familie Schuldiner kwam in financiële problemen.
1997 yılına kadar Asya, gelişmekte olan ülkelere akan sermayenin neredeyse yarısına yakınını çekmekteydi.Tot 1997 werd door Azië bijna de helft van de totale kapitaalinvoer van ontwikkelingslanden aangetrokken.
Hafif endüstri şeker ve rom imalatı ile dikkati çekmektedir.De lichte industrie wordt gekenmerkt door suiker- en rumfabricage.
Çünkü müzenin hedefi çocukların ilgisini çekmektir.Het museum richt zich nadrukkelijk ook op kinderen.
Bense kadınların resmini çekmekten korkarım.Ook vervaardigde hij beelden van vrouwenfiguren.
Orfe çok üzüntülü yas çekmektedir.Wolf moet vreselijk verdriet verwerken.
İlin bu nitellikleri her yıl çok sayıda turisti ilde bulunan olağandan değişik doğa niteliklerine çekmektedir.Jaarlijks bezoekt menig toerist deze bezienswaardigheden van grote historische waarde.
Müthiş hızıyla dikkat çekmektedir.Hij heeft een uitmuntende snelheid.
Kasaba bir sayfiye merkezi olup pek çok turist çekmektedir.Ze ligt in een voetgangerszone en trekt veel toeristen.
Ziyarete açık olan kubbe pek çok turistin ilgisini çekmektedir.De Utrechtse Dom trekt veel toeristen.
Şimdi cezamızı çekmek zorundayız...Maar er moet een einde komen aan hun protest…
Günümüzde bu yarışlar kente 155.000 civarında izleyici çekmektedir.De race wordt bezocht door 155,000 fans.
Alzheimer hastalığından acı çekmektedir.Hij leed aan de ziekte van Alzheimer.
İkisi de hem aşıktır, hem de girdikleri çıkmazda acı çekmektedir.De twee raakten daar bevriend en verzoenden zich.
Yıllık 2 milyon ziyaretçi çekmektedir.Er worden gedurende die maand twee miljoen bezoekers geteld.
Quentin Tarantino üçlemeyi filme çekmek konusunda ilgisini dile getidi.Quentin Tarantino was naderhand tevreden over het einde van de film.
En fazla üç kişinin taşınabildiği bu araçlar maksimum 250 kilo çekmektedir.Deze driewielige voertuigen kunnen maximaal drie personen meenemen.
Son yıllarda "eksiklik sendromu" giderek artan biçimde ilgi çekmektedir.De laatste jaren lijkt de aandacht in het sensorisch onderzoek langzaam te verschuiven.
Fotoğraf çekmek yasaktır, bilirkişi tutanağından bir şey sormak yasaktır.Er is geen grond om het maken van de foto zelf te verbieden.
Osmanlı kuvvetleri bütün hatlarını Rusçuk-Kadakyoy arasındaki mevkiye çekmek zorunda kaldı.Zij moest in de tweede ronde haar meerdere erkennen in de Russin Alla Koedrjavtseva.
Aynı anda itip çekmek de mümkün değildir.Schakelen in stilstand is dus niet mogelijk.
Rehberde fotoğrafı çekmek için yeni bir görünüm.Een andere toepassing is de voorzetlens in de fotografie.
Fotoğraf çekmekten hoşlanırım.Ik maak graag foto's.
Ben fotoğraf çekmekten hoşlanıyorum.Ik maak graag foto's.
Film çekmek için (kullanılan) cihaza kamera denir.Een apparaat om mee te filmen heet een camera.
Bazen güzel bir fotoğraf çekmek için orada dolaşırım.Soms loop ik daar graag rond om een mooie foto te maken.
Bu haliyle bile turistlerin ilgisini çekmektedir.Ale i tak przyciąga turystów.
Ve iddia ediyorum, cehennem, sevememekten ötürü acı çekmektir."Niewierni zostaną zapędzeni do piekła, skąd nie będzie już odwrotu.
O’na göre acı çekmekten yararlanmak ; kişinin benliğini zayıflatan, mutsuz olmaya eğilimli kılan bir dürtüdür.Czy to, że pozwalając na jego zaistnienie stał się tym, kto czyni źle, kto chce zła?"
İlgili Sayfalar