çekme ile cümle

çekme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bunun dışında, okuyucunun dikkatini çekmek için bu unsur zekice önceden ima edilebilir.^ 展開的には読者に考えさせるため、あえて不明にしているとも受け取れる描き方ではある。
Neyse ki isim filmde çok dikkat çekmedi; o yüzden bir sorun yok." dedi.幸いにも、これ[この名前]は、映画の中では大して注目されていないから、良かったよ 。
Yüzündeki beyaz boyasıyla dikkat çekmektedir.顔の中央を白く塗るのが特徴。
Onu kendi tarafına çekmeye çalışır.)を味方に引き入れようとした。
Nevada eyaletinde yasalar eyalete yeni yerleşimci ve işletme çekme amaçlı düzenlenmiştir.ネバダ州の税法も新しい住人や事業を惹き付けるものである。
Reklam sektörüne geçer ve reklam filmleri çekmeye başlar.イベント制作から出発し、広告業を手がけるようになる。
Yavru kedilerin annelerinin dikkatini çekmek için kullandıkları sestir.母に作ってもらった猫のぬいぐるみを大切に持っている。
Hayatı boyunca dikkat çekmek ve saygı görmek için çabalıyor." diyor.彼はある種の尊敬と注目を集めるために人生の全てを捧げた」と述べた。
Umarım her şey güzel olur, lütfen bu zehirli insanların seni etkilemesine, aşağı çekmesine izin verme."かえすがえすも手抜かりはこれ無き筈ながら別して入念に候様」。
Ziyarete açık olan kubbe pek çok turistin ilgisini çekmektedir.大規模なクアパークのライトアップが多くの訪問客を惹きつける。
Diziyi çekmeye 9 aylıkken başladılar.9歳でスケートを始めた。
Dedektif Diyaz öfke kontrolü konusunda sıkıntılar çekmektedir.知的障害者は、怒りの制御に苦労する場合がある。
Bloğa geri dönen Kudret, Deniz'i kendi safına çekmeye çalışır.海に行く目的は、海を見て心をリセットさせる。
Akıllı ve arkadaş canlısı olarak bilinmekle birlikte akademik olarak dikkat çekmemiştir.彼女は聡明で親しみやすいことで知られていたが学術的には際立ってはいなかった。
Bunu takip eden savaşlarda mühimmat, özellikle benzin sıkıntısı çekmesine rağmen büyük başarılar elde etti.本作戦中、砲兵、特に毒ガス弾は大きな効果を挙げた。
Uzun saçlarıyla dikkat çekmektedir.長髪をたなびかせていた。
Sınıftaki huzursuz kızlar arasında kendini yetiştirmekte büyük zorluk çekmektedir.クラスで孤立していく真彩のことを心配している。
Şehirde önemli iki ekonomik sektör ilgiyi çekmektedir.経済の領域においては二つのことが非常に重要である。
Polisler Sivas taraftarının tepkisini çekmemek için müdahalede bulunmadı.スコットランド警察はショーを中断させる措置は行わなかった。
Öteki ucu ise, çekme halatlarına bağlanıyordu.連結器は密着連結器を装着した。
Yaşadığı dönemde az basılan eserleri kamuoyunun dikkatini çekmemiştir.子どもの権利の概念は、合衆国ではこれまで人の注意をほとんど引かなかった。
Basta Kissik Vadisi olmak üzere doğal güzellikleri dikkat çekmektedir.小笠山の自然風景を観察できる。
Kupa çekmek (bardak çekmek): Anadoluda eski bir halk tedavi yöntemi.民間療法(みんかんりょうほう)とは、古くから民間で見出され伝承されてきた方法によって行う治療法のことである。
Ateşleme için çanta dışındaki pimi çekmek yeterli oluyordu.このピンは撃針が前に飛び出すのを防止するための物だった。
Maguire'in ölü kurbanlarının fotoğraflarını zevkle çekme gibi bir alışkanlığı vardı.亡き夫に雰囲気が似ているということで、タイラーを気に入っていた。
Mağaralar ortalama 25 metreden uzunluklarıyla dikkat çekmektedirler.樹高は25m程度に達する中型種。
Yaşamak, acı çekmektir.生きることは苦しむこと。
Ayrıca, libarteryenler tarafından sivil hakların yavaşça yok oluşununa dikkat çekme amaçlı kullanıldı.它也被自由主义者用以警告公民权利被缓慢侵蚀。
Şehir ve çevresindeki verimli kaynaklar binlerce yıldır insanları şehre çekmektedir.位於城市和其周圍的豐富泉水在這數千年來吸引不少人來居住。
NASA fırlatışı önce Mart sonra da Eylül 1986'ya çekmek zorunda kaldı.NASA被迫延後發射日期,先延至1986年3月,然後又延至1986年9月。
Fotoğraf çekmeyi çok sevmektedir.十分喜歡照相。
Geniş kabiniyle dikkat çekmektedir.擁有銳角般的外觀。
En sevdiği şey ise insanları çekmek.他最喜歡的事情就是激怒大家。
Ara Güler hâlâ fotoğraf çekmektedir.上映一直會放聲大笑!
İkisi de hem aşıktır, hem de girdikleri çıkmazda acı çekmektedir.二人懼且怒,遣人結張璁,謀去重。
Yolun panoramik görüntüsü özellikle dikkat çekmektedir.机房的立面值得格外注意。
NATO'nun kara güçlerini çekmesi sonrası Taliban, Afgan güvenlik güçlerine saldırmaya devam etmiştir.只要平民的安全受到威胁,北约就会继续攻击卡达菲部队。
Bu namazı kılanlar mahşer sıkıntısı çekmezler.藉人求皆捨人不依人而往也。
Kimse rolünden tam olarak çıkamamıştır ve her biri gündelik hayata adapte olmakta zorluk çekmektedir.不得其人,終日默然。
Buna rağmen olayları açıklamada hiçbir zorluk çekmezler.此外,它並未解釋任何事情。
Ve iddia ediyorum, cehennem, sevememekten ötürü acı çekmektir."聞詩紿曰:「必欲我行,毋殺人,毋縱火。
Alzheimer hastalığından acı çekmektedir.(會得糖尿病。
Özellikle büyükçe küpeleri ile dikkat çekmektedir.尤其她硕大的隆胸引人注目。
Konutlaşmada bu durum özellikle dikkat çekmektedir.这在装修时尤其应该注意。
Şirket aynı zamanda renkli filmler çekmeye başlamıştır.电影公司也发行了电影原声带。
Grimoalde ise hala gayet büyük bir vicadan azabı çekmektedir.菊花 梅花 牡丹,有大富大貴之意。
Özellikle kimya ve ilaç sanayisi başı çekmektedir.尤其化学和加工工业在这里定居。
1928 yılında muhalefetini geri çekmesinden sonra parti üyeliği tekrar verilmiştir.1928年公开悔过后被重新接纳入党。
1997 yılına kadar Asya, gelişmekte olan ülkelere akan sermayenin neredeyse yarısına yakınını çekmekteydi.1989年,亞洲吸引將近一半的向發展中國家的資本淨流入。
Yine hücre cezasını çekmeye başlar.均著再罰停殿試一科。
1984 yılında film çekmeye başlamıştır.1984年开始参演电影。
CBS de "Batman in Outer Space" adlı bir filmi çekmeyi tasarlıyordu.哥伦比亚广播公司有兴趣制作一部“蝙蝠侠在外太空”的电影。
Her filmi çekmek 30 gün alacak.电影的拍摄日期只有30天。
Daha sonra birkaç sene büyük mağazaların kataloglarında yer aldı ve yavaş yavaş dikkat çekmeye başladı.几天之后,两人在一家唱片店偶然相遇,并开始交往,逐渐亲密。
El dikkati oraya çekmek istermişcesine cinsel organının üstündedir.戀足者對於足部的喜愛不一定遠高於性器官。
Yaptıkları işi webin fotoğrafını çekmek olarak adlandırmaktadırlar.拍摄照片的摄影家被称作photographer。
"Birlikte prova yapmışlardı; ama henüz birlikte hiçbir şey çekmemişlerdi.哀川潤曾試圖破解她的空蟬,但沒有成功。
Yarım basıldığında odaklama, tam basıldığında fotoğraf çekmeye yararlar.假如用相紙拍照,可以在拍攝的時候,利用減光棒。
Bu da sanayi yatırımlarını şehre çekmektedir.然而,这项业务也对公司带来了财政风险。
Perişan köyün acı çekmesini izlemekten hoşlanır.我喜歡使我的手變髒。
İlgili Sayfalar