çekme ile cümle

çekme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Akıl kotrol materyalleri daha çok insanları sorguya çekmeyi kolaylaştırmak için kullanılmıştır.Husketeknikker brukes for å gjøre det lettere å huske ting.
Yapıların örtü sistemlerinde ise ikili bir durum dikkati çekmektedir.Utviklingsarbeidet i prosjektmenighetene har et dobbelt sikte.
"Birlikte prova yapmışlardı; ama henüz birlikte hiçbir şey çekmemişlerdi.Stang endel, men de var ikke i slekt, se Stang (slekt).
Ardından o da kendi arkadaşları ile kısa filmler çekmeye başladı.Der begynte han å filme sine venners skistunt.
Yıllık 500.000'den fazla ziyaretçi çekmektedir.Utstillingen har over 500 000 besøkende hvert år.
Doria ilk olarak Türkleri denize çekmek üzere tasarlanmış birkaç manevra gerçekleştirdi.Henrik planla først en rask sjøreise.
Şehrin 30 km kuzeyinde ise "Ventspils Uluslararası Radyo Astronomi Merkezi (VIRAC) ilgi çekmektedir.30 kilometer nord for Ventspils finnes en tidligere sovjetisk radioastronomisk installasjon.
Bense kadınların resmini çekmekten korkarım.Hun hadde også tatt til orde opptak av kvinner.
Özellikle, Doğuş Katedrali ile dikkat çekmektedir.Spesielt er det verdt å få med seg katedralen.
İlin bu nitellikleri her yıl çok sayıda turisti ilde bulunan olağandan değişik doğa niteliklerine çekmektedir.Antall språkbrukere synker fra år til år grunnet naturlig frafall av språkbrukere.
Başına taktığı beyaz bandana ile dikkat çekmektedir.Det siktes da til den hvite flekken fuglen har på hodet.
Şimdi cezamızı çekmek zorundayız...Men det endelige oppgjøret venter...
Bir dönem birçok kulüplerin ilgisini çekmeyi başarabilmiştir.Mange store klubber viste interesse med det samme.
Daha sonra ise bu açıklamasını geri çekmeye çalıştı.På nytt prøvde han å snakke seg ut av situasjonen.
Fakat Nikiforos bu iki generali kendine çekmeyi başardı.Shields ble slått under angrepene fra begge generalene.
Gelecekteki Viking Rollo ile başlayan olaylara dikkat çekmek önemlidir.Se alle artikler som begynner med Wollert Konow.
Bu işlemede battal çekmek denirdi.Planen var å plassere et batteri der.
As: Oyuncu yere as attığında kendi hariç tüm oyuncular bir ek kart çekmek zorundadır.Hvis en spiller legger på et ess, må alle andre spillere trekke et kort hver.
Olup biteni anlamakta güçlük çekmektedir.Det er vanskelig for meg å forstå det.
Quentin Tarantino üçlemeyi filme çekmek konusunda ilgisini dile getidi.Quentin Tarantino debuterte med filmen De hensynsløse.
Tragedya kahramanları günahlarından dolayı vicdan azabı çekmezlerdi.Det var farlig å motta nattverden hvis man ikke hadde bekjent sine synder ved skriftemål.
Göç edilen iller arasında başı İstanbul ve Kocaeli çekmektedir.Bygda ligger mellom bygdene Igeldas og Stabbursnes.
Sonunda, o Dj'in dikkatini çekmeyi başarıyor ve Dj ile iskelet olarak dans ediyor.Denne kvelden gikk han tilbake til å være DJ og spille dansemusikk.
Şehir Brezilya'nın diğer bölgelerinden de göçmen çekmektedir.Byen har også bussforbindelse til andre byer i Brasil.
1984’te yeniden film çekmesine izin verildi.I 1981 kom en nyinnspilling av filmen.
Fakat 20. yüzyıl başlarında Handel eserleri tekrar yapımcıların ve seyircilerin dikkatini çekmeye baŞlamıştır.På slutte av 1900-tallet hadde bedriftene mer fokus på systemer for verdikjeden og produksjonen.
Oyunda bir kişi tombala torbasını alır ve sırayla sayı çekmeye başlar.En av våre løper rett i en knoke og tar telling.
Kendisi şüphesiz bir akıl hastası; mahkemeye çıkmaya veya hapis cezasını çekmeye uygun değildir.Tanpa diragukan lagi ia mengidap gangguan kejiwaan dan tak dapat dibawa ke pengadilan atau menjalani hukuman.
Brookers, 9 yaşından beri video çekmektedir.Brodack telah membuat video sejak ia berusia 9 tahun.
Özellikle, Doğuş Katedrali ile dikkat çekmektedir.Kota ini terkenal terutama oleh situs Katedral Kelahiran.
1997 yılına kadar Asya, gelişmekte olan ülkelere akan sermayenin neredeyse yarısına yakınını çekmekteydi.Sebelum tahun 1999, Asia menarik hampir separuh arus modal ke negara berkembang.
Yarış tüm dünyadan bisikletçilerin ilgisini çekmektedir.Balapan tersebut menarik pembalap dari seluruh dunia.
Bense kadınların resmini çekmekten korkarım.Ia juga mempromosikan pengurapan wanita.
Burada "İngiltere ülkesi" terimine dikkati çekmek gerekmektedir.Hal ini mengakibatkan semakin meningkatnya rasa "nasionalisme Inggris".
Şehir halkı açlıktan büyük zorluk çekmeye başladı.Masyarakat mengalami kelaparan yang berat.
Genellikle video klipler ve reklamlar çekmektedir.Ia juga sering membintangi sejumlah video klip dan iklan.
Bu namazı kılanlar mahşer sıkıntısı çekmezler.Dan hadits yang menjelaskan salat tasbih tidak kuat".
İlgi çekmek hoşuna gider.Aku harap mereka mempedulikannya.
Ayrıca Kastamonu çekme helvası da çok sevilmektedir.Dia juga sangat menyukai acar.
Zira insanın yazgısı, Adem'in işlediği günahtan dolayı, sonsuz ceza çekmektir.Menurut Anselmus, Karena dosa itu berasal dari manusia, pengorbanan itu juga harus dilakukan oleh manusia.
Ayrıca köyde üç GSM şebekesi de çekmektedir.Di Desa ini juga terletak SMP Negeri 3 Cikupa.
Gsm şebekeleri de çekmektedir.Bintang-bintang PSM pun bermunculan.
Tükçeye Fransızcadan geçen sigar sözcüğünün kökeni ise Maya dilindeki "sik'ar" (tütün dumanı çekmek) fiilidir.Judulnya dalam bahasa Prancis adalah 'Les Cigares du Pharaon'.
Şarkı içerdiği edebi sözlerle dikkat çekmektedir.Dia sangat menjiwai lagu-lagu yang dinyanyikannya.
Ama profesyonel buz hokeyi İngiltere'de pek seyirci çekmemektedir.Tampaknya pekerjaan pilot helikopter tidak begitu populer di Indonesia.
Şimdi cezamızı çekmek zorundayız...Kami perlu jajak pendapat ...
Başına taktığı beyaz bandana ile dikkat çekmektedir.Dia memiliki kerah putih tinggi yang terpasang di jubahnya.
Liberal görüşleriyle dikkat çekmektedir.Selama Konsili ia dianggap berpandangan liberal.
Sinekleri çekmemek için çukura ışık girmesi önlenmelidir.Ánh sáng phải được ngăn không để chiếu vào hố để giảm ruồi nhặng bay vào.
Hayvanat bahçesi ve onun akvaryumu, 2007 yılında 3,2 milyon ziyaretçi çekmeyi başarmıştır.Vườn thú và bể nuôi cá của nó đã có gần 3 triệu lượt khách vào năm 2011.
Otomatik bilgi çekme sistemleri, aşırı enformasyon yükünü azaltma amaçlı olarak kullanılırlar.Những hệ thống truy hồi thông tin tự động được sử dụng để giảm thiểu "quá tải thông tin".
İlgi çekmek hoşuna gider.Giữ sự chú ý qua sở thích.
En sevdiği şey ise insanları çekmek.Con mồi ưa thích của chúng chính là con người.
Ne ateşkesi kabul ediyor ne de birliklerini çekmeyi" diye konuşmuştur.Không phản lại tổ chức, không phản lại đồng chí của mình".
Daha sonraki yıllarında Parkinson hastalığından da acı çekmeye başlamıştır.Trong những năm sau đó, anh mắc bệnh Parkinson.
Yine 1992 yılında dünyanın bu konuya dikkatini çekmek için Paris'te uluslararası bir toplantı düzenlendi.Nó đã tổ chức một cuộc họp quốc tế vào năm 1992 tại Paris để đặt chủ đề trước thế giới và bắt đầu hành động.
Fotoğraf çekmeyi çok sevmektedir.Tôi còn mê chụp ảnh.
Bölgesel olarak Avrupa birliği İsrail’in ihracat yaptıkları arasında başı çekmektedir.Tính theo vùng miền, Liên Minh châu Âu là điểm đến hàng đầu của các mặt hàng xuất khẩu của Israel.
Rick, kızı bulur fakat aylakları geri çekmeye çalışırken onu kaybeder.Rick đã tìm thấy cô bé nhưng lại bị lạc mất cô một lần nữa sau khi anh cố đánh lạc hướng những thây ma.
Film yönetmeni James Cameron kurtarma operasyonunun filmini çekmektedir.Đạo diễn phim James Cameron đã quay lại cảnh hoạt động trục vớt.
İlgili Sayfalar