çekme ile cümle
çekme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Yalnızlık çekmektedir.Почувається самотнім.
Yazılanlar okuyucunun ilgisini çekmelidir.Це, безумовно, захоплює увагу читача.
Dünya rekorunu 2:06:39'a çekmeyi başardı.Тривалість виходу склала 6:00 39 хвилин.
İsterse kimseye çekmez.Їй ні до кого звернутись.
Daha sonra ise bu açıklamasını geri çekmeye çalıştı.В останню хвилину, він вирішив відкласти це питання.
Fakat, bankerin planları gerçekleşmedi, resimler alıcıların ilgisini çekmedi ve satış yapamadı.Прикро, що її мрії залишилися нереалізованими через відсутність коштів та жертводавців.
Bugünkü Büyük Çekmece yakınlarına kadar ulaşmıştır.Територію парку розширили до розмірів близьких до сучасних.
Scaurus, Aristobulus'un 400 talantlık hediyesinden etkilenince Aretas'a ordularını çekme emri verdi.Сулейман пригрозив війною і в подарунок прислав Тахмаспа 400 тисяч золотих.
Çıktığı zamanda çok ilgi çekmeyen çalışma, yıllar geçtikçe değer kazandı.Захоплюючі пригоди не залишають байдужим навіть тепер, через багато років.
Şarkı çok beğenilmiştir ve grup müzikseverlerin ilgisini çekmeye başlamıştır.Музика сподобалась і музикантів просили грати ще.
Pamphylia Küçük Asya'nın dikkat çekmeyen bir lehçesidir ve genelde herhangi bir bölümde değildir.Паркер Льюіс — підліток, який не губиться ні в якій ситуації.
Onu kendi tarafına çekmeye çalışır.Він щосили намагався привернути її до себе.
Şarkıdaki sözler ayrıca kameraların ilgisini çekmek ve ün kazanmak gibi konulara da değinir.Пісня також відображає прагнення захопити вплив камери, а також досягнення слави.
Çekme destesinin en üstündeki kâğıt açılır ve ortaya atılarak ıskarta destesi oluşturulur.Найвища карта прикупу відкривається і кладеться поряд з прикупом.
Spielberg, Dante'ye Gremlinler filmini çekmesini teklif etti.Також Малдер вимагає від Скіннера віддати йому касету.
Şehir halkı açlıktan büyük zorluk çekmeye başladı.Села зазнали великих втрат від Голодомору.
Özellikle, Doğuş Katedrali ile dikkat çekmektedir.Особливо обурюється католицька церква.
Fakat 20. yüzyıl başlarında Handel eserleri tekrar yapımcıların ve seyircilerin dikkatini çekmeye baŞlamıştır.Але наприкінці 20-х років повертається до конструювання автомобілів, щоб ще раз здивувати публіку.
Masa: Masadaki herkese kontur çekmek anlamına gelir.Для кожної страви на стіл кладуться прибори.
Motor 35000 saatlik uçuş deneyimi ile dikkat çekmektedir.Понад 3 500 годин пілотування реактивних літаків.
Ne kadar para çekmek istersin?Скільки грошей ви хотіли би зняти?
Ben para çekmek istiyorum.Я хотів би зняти гроші.
Ben para çekmek istiyorum.Я хотіла би зняти гроші.
1947 yılında kendisine Parkinson hastalığı konmuş ve kısa bir süre sonra fotoğraf çekmeyi bırakmıştır.V roce 1947 mu byla diagnostikována Parkinsonova nemoc a brzy poté přestal fotografovat.
Bu haliyle bile turistlerin ilgisini çekmektedir.Je to zřejmě i proto, aby nalákaly turisty.
Carpe Retractum: Cansız varlıkları çekmeye yarayan büyüdür.Carpe Retractum Přitahovací kouzlo.
Liberal görüşleriyle dikkat çekmektedir.Vyznává libertarianistické názory.
Çünkü müzenin hedefi çocukların ilgisini çekmektir.Muzeum se ve své činnosti dlouhodobě zaměřuje na dětské návštěvníky.
1971 - Vietnam Savaşı: Avustralya ve Yeni Zelanda, askerlerini Vietnam'dan çekme kararı aldılar.18. září – Austrálie a Nový Zéland se rozhodli stáhnout svá vojska z Vietnamu.
Bense kadınların resmini çekmekten korkarım.Fotografuje rovněž ženské akty.
Fabius Hannibal’ın süvari gücünden çekiniyordu bu yüzden savaşı tepelere çekmek istiyordu.Fabius těsně následoval Hannibalovo drancující vojsko, avšak odmítal svést bitvu.
Yılmaz Odabaşı, yazarlık uğraşının yanı sıra, fotoğraf çekmekte ve resim çizmektedir.Mezi jeho záliby, kromě psaní, patří např. potápění a fotografování.
Genelde tehlikeyi kendine çekmekle birlikte tek amacı arkadaşlarını kurtarmaktır.Občas riskuje život, jen aby svým kamarádům pomohl.
İlgi çekmek hoşuna gider.Rád je středem pozornosti.
Nadiren de olsa, bu kristaller insanın dikkatini çekmek için yeterlidir.Vzácné krystaly trvale vzbuzují pozornost sběratelů.
Yine hücre cezasını çekmeye başlar.Carl opět zavěsí.
Bu çekmenlerin görevi konağa tutunmayla ilgilidir.Úlohou vozataje je řídit toto spřežení.
Geçim sıkıntısı çekmektedir.Objevují se dechové obtíže.
Bunun sebebi, dünyanın doğru bir lider ulusun eksikliğini çekmesidir.Jako důvod uvedla úřadující světová jednička ztrátu motivace.
Bütün telefon şebekeleri 3G çekmektedir.Některé mají kompatibilitu s 3G mobilními telefony.
Oluşan iki eğrim hızlı bir şekilde birbirlerini çekmeye başlar.Obě možné odpovědi vedou ihned ke sporu.
Parti üyelerinin çoğunluğu buna karşı çıktı ve Eflak'ı kararını geri çekmeye zorladılar.Většina obce se k němu přidala a odpůrci byli nuceni se podřídit.
1958'de fotoğraf çekmeye başladı.V roce 1885 začal fotografovat.
Fakat Nikiforos bu iki generali kendine çekmeyi başardı.Jaroslav Vrchlický však obě děti osvojil (přijal za své).
Vida sıklıkla su kuyusundan su çekmek için kullanılır.Často se používá u studní pro vytahování okovu s vodou.
Halbuki bu iki garantici de Dördüncü Haçlı Seferi'nin idaresine baş çekmekteydiler.Dva příběhy o čtvrté křížové výpravě.
Halat çekme: Yarışmacılar birbirlerine karşı teke tek halat çekerler.Členové cechu obchodníků táhnout za jeden provaz a navzájem si nekonkurují.
Bu kuvvet çekme itme veya aradaki doğruya dik yönde olabilir.V tomto případě Mokoš, případně Živa?
Balkaş ve yakın mesafede olan diğer bölümler çevresel problemlerden ıstırap çekmektedir.Skuteč a okolí trápí dlouhé čekání na záchranku .
Kelime manası, kendini tutmak, bir şeyden el çekmektir.Prevence znamená předcházet něčemu, ochránit se před něčím.
Beton basınca karşı çok iyi çalışan bir malzeme olmasına rağmen çekme dayanımı çok düşüktür.Beton jako konstrukční materiál je relativně odolný na tlak, avšak jeho pevnost v tahu je neuspokojivá.
Masa: Masadaki herkese kontur çekmek anlamına gelir.V tabulce jsou uvedeny údaje za všechny osoby.
Irmak takımyıldızı gökyüzünde pek fazla dikkat çekmez.Zvedání ruky v Senátu se nebojí.
Yazmayı, okumayı, fotoğraf çekmeyi, film izlemeyi seviyor ve ailesiyle vakit geçirmekten hoşlanıyor.Autorka miluje čtení knih, vyšívání, zahradničení a ráda také tráví čas se svými vnoučaty.
Grubun Almanya’daki enerjik konserleri Almanya’da ilgi çekmeyi başardı.Vévoda se o poměrech v Německu vyjádřil pozitivně.
Orphe bakışlarını sevgili eşinden uzak tutmakta güçlük çekmektedir.Zraněná Vida odchází od milence.
Osmanlı ordusu ise yorgun ve su sıkıntısı çekmekteydi.Japonští vojáci však již byli vyčerpaní, unavení a potřebovali doplnit stavy.
Otomatik bilgi çekme sistemleri, aşırı enformasyon yükünü azaltma amaçlı olarak kullanılırlar.Automatické systémy získávání informací pomáhají snížovat „informační zahlcení”.
Aynı zamanda bozuk paraları mıknatıs gibi çekme özelliği vardır.Dobré je také, koupit jim nějaké kostičky na kousání.
Yarış tüm dünyadan bisikletçilerin ilgisini çekmektedir.Cursa atrage câțiva cicliști din întreaga lume.
İlgili Sayfalar