çekme ile cümle
çekme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
1090 yılında Büyük Çekmeceye kadar geldiler.Przeleżały one w skarbcu katedry do 1290 roku.
Çekme ipi bulunan ilk paraşüt ABD'de 1908 yılında yapılmıştır.Po raz pierwszy dławik do ograniczania prądów zwarcia zastosowano w USA w 1908 roku.
Ama elektrikli asansörlerin çoğu artık çekmeli tiptedir.Nawierzchnię ul. Telefonicznej w większości stanowi pokrywa asfaltowa.
Yeni şartlara uymakta zorluk çekmektedir.Łatwo przystosowuje się do nowych warunków.
1997 yılına kadar Asya, gelişmekte olan ülkelere akan sermayenin neredeyse yarısına yakınını çekmekteydi.Zaledwie dwadzieścia lat temu prawie połowa krajów rozwijających się doświadczała skrajnego ubóstwa.
1947 yılında kendisine Parkinson hastalığı konmuş ve kısa bir süre sonra fotoğraf çekmeyi bırakmıştır.W latach 90. zachorował na chorobę Parkinsona i zmarł śmiercią samobójczą.
Cezasını çekmeye Sibirya’ya gönderildi.Karę zamieniono na zesłanie na Syberię.
Halen, Kaliforniya, Corcoran'da yer alan eyalet hapishanesinde müebbet hapis cezasını çekmektedir.Manson odbywał swój wyrok w kalifornijskim więzieniu stanowym w Corcoran.
Kazım Koyuncu, Bir önceki albümde olduğu gibi bu albümde de hiçbir parçaya klip çekmemiştir.Sam Bowie stwierdził kiedyś, że w ogóle nie pamięta sesji nagraniowej do albumu.
Londra Victoria-Eastbourne tren seferi için seyahat 1 saat 36 dakika çekmektedir.Podróż pociągiem do London Paddington trwa około 1 godzinę 45 minut.
Elbeyli beylerin, at başı çekmez.Bayley nie zdołała jednak przypiąć mistrzyni.
Fiberlerin dayanımı çekme ile arttırılabilir.Może być ona zwiększona przez efekt reflektora.
CBS de "Batman in Outer Space" adlı bir filmi çekmeyi tasarlıyordu.CBS var intresserat av att producera en film baserad på Batman in Outer Space.
Minnettar Belle hayatını kurtarmak için teşekkür olarak onun yaraları dikkat çekmek için kaleye geri döner.Den tacksamma Belle återvänder till slottet för att sköta om hans sår som tack för att han räddat hennes liv.
Kendisi şüphesiz bir akıl hastası; mahkemeye çıkmaya veya hapis cezasını çekmeye uygun değildir.Han är utan tvekan mentalt sjuk, är oförmögen att framträda i en rättegång och sitta i fängelse.
Aygıttan video çekmek için iMovie (sürüm 4 ve sonrası) da kullanılabilir.Imovie (version 4 och senare) kan också användas för att filma med kameran.
Özellikle Güneş'in içinde helyumun dağılımı özel olarak ilgi çekmektedir.Framförallt betonas individens inre kraft i striden.
Fotoğraflarını çekmesine olanak tanır.Han vill att vi ska se bilderna.
Bunlar arasında genç bir Fransız öğrenci Marie Jaell dikkat çekmektedir.Detta har myntats av den tyske ungdomsforskaren Thomas Ziehe.
Fotoğraf çekmeye küçük yaşta başladı.Redan som ung började han fotografera.
Halen cezasını ömrünün sonuna kadar yaşayacağı hücresinde çekmektedir.Resten av ditt liv kommer du att spendera i fängelse."
Bense kadınların resmini çekmekten korkarım.Skärm med kvinnofigurer.
Yazılanlar okuyucunun ilgisini çekmelidir.Därför försöker nedskräpare få läsarna intresserade.
Şarkı güçlü sosyal mesajıyla dikkat çekmektedir.Låten har ett implicit samhällskritiskt budskap.
Cep telefonu az çekmektedir.Liften är knapplift.
Onu kendi tarafına çekmeye çalışır.Men hon föser honom åt sidan.
18. Yüzyılda İzmir pek çok Avrupalı tüccar ve şirketlerini mıknatıs gibi kendisine çekmeye başlamıştır.Under 1500-talet drog Japan till sig manga europeiska köpmän och missionärer.
Alzheimer hastalığından acı çekmektedir.Alzheimers sjukdom är en demenssjukdom.
Bu tarihi eserlerin ziyareti nedeniyle il çok sayıda turisti bölgeye çekmektedir.Det är från denna staty som många turister startar sin sightseeing.
Daha sonra kendi dizilerini çekmeye başladı.Senare började de prägla egna mynt.
Her yıl yaklaşık 100.000 ziyaretçi çekmektedir. ^Det har omkring 100 000 besökare varje år.
2015 yılında Proje Sexploration ile uzayda ilk pornoyu çekmek istediler.Det fanns planer på att under 2015 få bli den första professionella artisten att framträda från rymden.
Gençlerin kendi aralarında, yine kış gecelerinin eğlencelerinden pişmaniye çekme ayrı bir etkinliktir.Min dröm är att du ska ta dig an stycket själv nästa vinter.
Disney seriyi filme çekmeyi planlamıştır.Idag räknar Disney dock in även denna film i serien.
Tanrıçayı gücendirip inciten kendi olduğunu ve cezayı kendinin çekmesi gerektiğini savunur.När han ärat gudinnan ska han vända om och retirera.
Hayatının sonlarına doğru geçim sıkıntısı çekmeye başladı.Det verkade som om han hamnade i små omständigher mot slutet av sitt liv.
Yaşadığı dönemde az basılan eserleri kamuoyunun dikkatini çekmemiştir.Hans arbete väckte knappt någon uppmärksamhet under hans levnadstid.
Şehir halkı açlıktan büyük zorluk çekmeye başladı.Befolkningen började svälta.
Newport Limanı'ndaki evinin yer aldığı bölge hala ilgi çekmektedir.Terrängen runt El Puerto de Rancho Nuevo är kuperad.
Yüzündeki beyaz boyasıyla dikkat çekmektedir.Påfallande är vita markeringar i ansiktet.
Coşkulu dans ve kostümleri ile bütünleştirdiği performansları ile dikkat çekmektedir.Jag har saknat shower när det bara handlade om dansen och framförandet.
Kendisi şüphesiz bir akıl hastası; mahkemeye çıkmaya veya hapis cezasını çekmeye uygun değildir.Без сумніву, він психічно хворий, не здатний постати перед судом або відбувати покарання.
Aynı zamanda kendine özgü programları ile dikkat çekmektedir.Виступають також із самостійними програмами.
Yeni şartlara uymakta zorluk çekmektedir.Їм було важко пристосуватися до нової ситуації.
Ayrıca, "Çekmek" özelliği Windows 8.1'de çalışmıyor.Крім того, функція завантаження не працює на Windows 8.1.
Hayvanat bahçesi ve onun akvaryumu, 2007 yılında 3,2 milyon ziyaretçi çekmeyi başarmıştır.Зоопарк і його акваріум мали більше 3,3 мільйонів відвідувачів в 2015 році.
Bardak Çekme ya da Kupa çekme, (ing.П'яне водіння або поліцейське прикриття?".
Onları yakalayıp sorguya çekmeye başlarlar.Почались арешти, допити.
Üzülmeyi ve acı çekmeyi sever.Ми все ще можемо відчувати та страждати.
Liberal görüşleriyle dikkat çekmektedir.Відомий своїми ліберальними поглядами.
Televizyon programlarını ve filmleri fazla zorluk çekmeden anlayabilirim.Я майже вільно розумію всі телепередачі і фільми.
Bunun sebebi, dünyanın doğru bir lider ulusun eksikliğini çekmesidir.Проблема в тому, що світу бракує нації зі справжнім лідерством.
Niye bu dikkatimi çekmelidir?Навіщо нам вислуховувати ці дурниці?
1971 - Vietnam Savaşı: Avustralya ve Yeni Zelanda, askerlerini Vietnam'dan çekme kararı aldılar.Як пізніше писав Карноу, З 1971 року Австралія та Нова Зеландія вивели свої війська з В'єтнаму.
Ne ateşkesi kabul ediyor ne de birliklerini çekmeyi" diye konuşmuştur.Дозволу він не одержав, не захотіли взяти і його мистецьку спадщину».
Bazı evlerde çekme helva yapılır.В деяких будинках влаштовуються ялинки.
Buna tepki olarak üye devletler diplomatik temsilciliklerini bu şehirden çekme kararı almıştır.Також резолюція закликає держави-члени Ради Безпеки відкликати свої дипломатичні місії з міста.
Bağdad halkı büyük zorluklar çekmeye başladı.Уряд Балдуїна почав стикатися зі значними труднощами.
Orhan Bekir Bey' den intikam alacağı günü iple çekmektedir.Дон Реба обіцяє представити Будаха королю того ж дня.
O dönemin şartlarına göre Verus sefer sırasında per zorluk çekmedi.Тим не менш, гурт відчував деякі труднощі в той час.
İlgili Sayfalar