çekme ile cümle

çekme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Arabasının benzini bitince, arabadan iner ve otostop çekmeye başlar.Na een tijdje gereden te hebben, zet ze de auto stil en begint te huilen.
Ama konu ilgisini çekmediği için bir süre sonra okulu bıraktı.Later had hij er spijt van dat hij geen belangstelling voor school heeft gehad.
En fazla üç kişinin taşınabildiği bu araçlar maksimum 250 kilo çekmektedir.Deze driewielige voertuigen kunnen maximaal drie personen meenemen.
Bu esnada, beton daha çok basınç gerilmelerini karşılar, çelik ise daha çok çekme gerilmelerini karşılar.Beton is makkelijker beschikbaar dan staal, en de prijs is minder onderhevig aan schommelingen.
Son yıllarda "eksiklik sendromu" giderek artan biçimde ilgi çekmektedir.De laatste jaren lijkt de aandacht in het sensorisch onderzoek langzaam te verschuiven.
Parti üyelerinin çoğunluğu buna karşı çıktı ve Eflak'ı kararını geri çekmeye zorladılar.De meerderheid van het parlement was echter tegen hem en de Duitsers dwongen hem af te treden.
Fotoğraf çekmek yasaktır, bilirkişi tutanağından bir şey sormak yasaktır.Er is geen grond om het maken van de foto zelf te verbieden.
İaido çalışmalarında kılıcı hızlı ve eksiksiz bir şekilde çekme üzerinde durulur.Het zou in het vervolg met en zonder zwaarden op het lint worden uitgereikt.
Osmanlı kuvvetleri bütün hatlarını Rusçuk-Kadakyoy arasındaki mevkiye çekmek zorunda kaldı.Zij moest in de tweede ronde haar meerdere erkennen in de Russin Alla Koedrjavtseva.
Aynı anda itip çekmek de mümkün değildir.Schakelen in stilstand is dus niet mogelijk.
Halat çekme: Yarışmacılar birbirlerine karşı teke tek halat çekerler.Battle: de rovers vechten tegen elkaar totdat er één wint.
Ayrıca Kastamonu çekme helvası da çok sevilmektedir.Verder is hij dol op spruitjes.
Arnavut kılıklı erkekler onları kendi taraflarına çekmeye çalışırlar.De Sumo worstelaars van vandaag dragen rond hun riem stroken zijde.
Rehberde fotoğrafı çekmek için yeni bir görünüm.Een andere toepassing is de voorzetlens in de fotografie.
Bu dönemde amatör olarak belgesel filmler çekmeye karar verdi.Hij begon vanaf dit script de films te nummeren als episodes.
Fotoğraf çekmekten hoşlanırım.Ik maak graag foto's.
Ben fotoğraf çekmekten hoşlanıyorum.Ik maak graag foto's.
Tom parasını büro çekmecesine sakladı.Tom verborg zijn geld in een bureaula.
Film çekmek için (kullanılan) cihaza kamera denir.Een apparaat om mee te filmen heet een camera.
Ben kafayı çekmem.Ik zuip niet.
Tüm dünyadaki insanlardan hayatlarını videoya çekmelerini ve birkaç basit soruyu yanıtlamalarını istedik.We vroegen mensen over de hele wereld om hun levens te filmen en een paar eenvoudige vragen te beantwoorden.
Bazen güzel bir fotoğraf çekmek için orada dolaşırım.Soms loop ik daar graag rond om een mooie foto te maken.
1971 - Vietnam Savaşı: Avustralya ve Yeni Zelanda, askerlerini Vietnam'dan çekme kararı aldılar.1971 – Wojna wietnamska: Australia i Nowa Zelandia wycofały wojska z Wietnamu.
Bu haliyle bile turistlerin ilgisini çekmektedir.Ale i tak przyciąga turystów.
Ve iddia ediyorum, cehennem, sevememekten ötürü acı çekmektir."Niewierni zostaną zapędzeni do piekła, skąd nie będzie już odwrotu.
O’na göre acı çekmekten yararlanmak ; kişinin benliğini zayıflatan, mutsuz olmaya eğilimli kılan bir dürtüdür.Czy to, że pozwalając na jego zaistnienie stał się tym, kto czyni źle, kto chce zła?"
Bu namazı kılanlar mahşer sıkıntısı çekmezler.Nie przywiązywali oni wagi do modlitwy lub postu.
NASA fırlatışı önce Mart sonra da Eylül 1986'ya çekmek zorunda kaldı.Z tego też względu NASA została zmuszona do przesunięcia startu kolejno na marzec i wrzesień 1986 roku.
Liberal görüşleriyle dikkat çekmektedir.Znany był ze swych liberalnych poglądów.
Böylece medyanın dikkatini çekmek zapin kendisinden daha önemli oldu.Wzrosło natomiast zainteresowanie mediów jego osobą.
Çekme gerilmesi Hooke kanunu Elastisite modülüOdwrotność podatności. tensor sztywności prawo Hooke'a sztywność wiązki
Bense kadınların resmini çekmekten korkarım.Na obrazach swoich uwieczniał również wizerunki kobiet.
Hepsi, video çekmek için sadece 4 müzik seçmiştir.W sumie do piosenki nakręcono cztery wideoklipy.
1928 yılında muhalefetini geri çekmesinden sonra parti üyeliği tekrar verilmiştir.W 1928, gdy zerwał z opozycją, został ponownie przyjęty do partii.
Şelale ve çevresinde çok sayıda turist çekmektedir.Przez Grudziądz i okolice przechodzi wiele szlaków turystycznych.
Sancak çekme töreni 27 Mart 1971 tarihinde Amerika'da yapıldı.Święcenia kapłańskie przyjął 27 marca 1971 w Genewie.
Fakat Nikiforos bu iki generali kendine çekmeyi başardı.Dufferinowi udało się pozyskać sobie obie grupy.
Akabinde, Polaroid makina kullanarak ilk fotoğraflarını çekmeye başlamıştır.Swoje pierwsze zdjęcia wykonał przy użyciu Polaroida.
Alzheimer hastalığından acı çekmektedir.Cierpi na chorobę Alzheimera.
Kesimleri görünmez, dikkat çekmeyen yapmak için çok çaba harcanır.Wystarczy mocno chcieć i bardzo się starać, aby nie odeszły w zapomnienie.
Özellikle, Doğuş Katedrali ile dikkat çekmektedir.Rozmieszczone są przede wszystkim w nawach bocznych katedry.
İthaca adasındaki sarayda Penelope kocası kral Ulis'in uzun ayrılığından dolayı yaş çekmektedir.W pałacu w Itace, Penelopa opłakuje długą nieobecność Ulissesa.
Fotoğraf çekmeyi çok sevmektedir.Uwielbia robić zdjęcia.
Tüm bunlar gereğinden fazla kışkırtıcı, ancak bunu insanların ilgisini çekmek için yapmak gerek.Wiem, że brzmi to dziwnie, ale wzywam Was do próby.
Onu kendi tarafına çekmeye çalışır.Chce przejść na jego stronę.
Büyük kafasıyla dikkat çekmektedir.Głowa o dużych oczach.
Uzun saçlarıyla dikkat çekmektedir.Jest znany z długich włosów.
Çekme sırası pot 1 ile başladı ve pot 4 ile bitti.Numeracja linii rozpoczyna się od 1 a kończy na 14.
Burada "İngiltere ülkesi" terimine dikkati çekmek gerekmektedir.Przy słowie „England” podświetlony jest obszar całej Wielkiej Brytanii.
Ne var ki, Pan Afrikan Kongresi eylemi on gün öne çekmek istemiştir.Kraje członkowskie Unii zatwierdziły projekt decyzji 9 dni wcześniej.
1960'ların ortasında film çekmeye başladı.Zaczął kręcić filmy w połowie lat 60.
Yalnızlık çekmektedir.Odczuwał samotność.
Niye bu dikkatimi çekmelidir?Skąd nagle takie zainteresowanie?
Seyircisinin de ilgisini çekmedi.Natomiast interesuje mnie jego publiczność.
Doğal ve tarihsel zenginlikleriyle ilgi çekmektedir.Interesował się historią naturalną i technologią.
Bu dönemlerde devlet ve toplum düzenindeki bozulmalar hükümdarların da dikkatini çekmekteydi.W kraju widoczne było powszechne niezadowolenie z ówczesnego poziomu życia i polityki rządzących.
Kulak çekme oyunu (İng.Let's dance orkester (szw.).
Dedektif Diyaz öfke kontrolü konusunda sıkıntılar çekmektedir.Park ma problemy z kontrolą swojej złości.
Yazmayı, okumayı, fotoğraf çekmeyi, film izlemeyi seviyor ve ailesiyle vakit geçirmekten hoşlanıyor.Lubi słuchać muzyki, czytać książki, oglądać filmy, spotykać się z przyjaciółmi.
Bir dönem birçok kulüplerin ilgisini çekmeyi başarabilmiştir.Wkrótce zainteresowało się nim wiele klubów.
İlgili Sayfalar