çekme ile cümle

çekme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Onu kendi tarafına çekmeye çalışır.Выплёвывает их в вашу сторону.
Uzun saçlarıyla dikkat çekmektedir.Свои волосы он заплетает в длинную косу.
Üzülmeyi ve acı çekmeyi sever.И сердце любит и страдает.
Müthiş hızıyla dikkat çekmektedir.Славится своей большой скоростью.
Grimoalde ise hala gayet büyük bir vicadan azabı çekmektedir.Гремячая Большая Гремячая Великая Гремячая
Aşk acısı çekmektense, ölmek yeğdir.Вместо страдания теперь — огорчение.
Ona göre bu olay, insanların dikkatini başka yere çekmekten başka bir davranış değildir.Но якобы не всем дано видеть это, а только самым благочестивым людям.
Sinekleri çekmemek için çukura ışık girmesi önlenmelidir.В яму не должен проникать свет, поскольку это привлекает мух.
Ben buraya Siyonizm'in emri üzerine, bu toprakların beni çekmesinden, kefaret fikrinden ötürü geldim.Я пришёл сюда по зову сионизма, из-за притягательности этой земли и из-за идеи возрождения.
Ajax gösterdiği performansla Avrupa'nın en iyi kulüplerinden bazı ilgisini çekmeye başladı.Своей игрой Росси привлёк внимание лучших клубов Европы.
Bense kadınların resmini çekmekten korkarım.Протагонистами своих картин выбирала женщин.
Spielberg, Yağmur Adam ve Büyük filmlerini çekmekten vazgeçmişti.Из-за преданности картине Спилберг отказался снимать фильмы «Большой» и «Человек дождя».
Bütün telefon şebekeleri 3G çekmektedir.Все операторы сотовой связи предоставляют связь 3G.
Fotoğraf çekmeyi çok sevmektedir.Обожает фотографировать все вокруг.
Filmin gördüğü ilgi üzerine ikinci filmini çekmek üzere kaynak buldu.Фильм повествует о том, почему же разошлись их пути.
Kafatasındaki sorundan ötürü sürekli baş ağrısı çekmeye başladı.Внезапно он снова испытывает приступ головной боли.
Zira insanın yazgısı, Adem'in işlediği günahtan dolayı, sonsuz ceza çekmektir.Согласно Аквинскому, человек, совершивший смертный грех обрекается на вечную кару.
En çok Filistin üzerine yaptığı çalışmalarla dikkat çekmektedir.Здесь он пишет некоторые свои работы на филиппинскую тематику.
Bu tablo sergide çok fazla ilgi çekmedi.В красках она не особенно взволновала меня.
Bunlar Rus ordusunu kendi taraflarına çekmeyi başarmışlardı.Это событие вынуждало русских офицеров делать выбор на чьей стороне быть.
Aynı anda itip çekmek de mümkün değildir.И может быть, одновременно выпустить.
Fazla dikkati çekmeyen bir hayvandır.В высшей степени неповоротливое животное.
Her zaman akılcıdır ve dikkat çekmeyi sever.Обожает его и всегда пытается завладеть его вниманием.
Yalnızlık çekmektedir.Освоение одиночества.
Bu tabaka mercan, sünger ve yumuşakçaları, onlar ise daha büyük canlıları bu ortama çekmektedir.Едкий, словно гранулированный, концентрат пота и чего-то страшнее угадывался в этом запахе.
Öncelikle, her şeyden elini eteğini çekmek gerekliydi.И прежде всего — потому что пришлось стричься наголо..
Yazılanlar okuyucunun ilgisini çekmelidir.И он привлекает внимание читателя.
Mayıs 20152te One Way Trip (Glory Day adıyla da bilinir) adlı filmi çekmeye başladı.В мае 2015 года Сухо начал сниматься в фильме «One Way Trip», также известный как «День, когда мы сияли».
Ara Güler hâlâ fotoğraf çekmektedir.Затем звучит смех за кадром.
İnternette "Yasak video" adlı bir video ilgi çekmeye başlar.Тем не менее, пользователи всё равно распространили «запрещённое видео».
Yıllık 500.000'den fazla ziyaretçi çekmektedir.Ежегодно принимает более 500 тыс. посетителей.
Biraz da buna bağlı olarak, albümleri fazla ilgi çekmemiş ve az satmıştır.Сначала альбом привлёк не много внимания и плохо продавался.
"Pazar pazar toplanti:)) yeni albume 3 klip birden cekmeye karar verdik:))".Я слушал этот диск три раза подряд, просто чтобы убедиться».
Boş zamanlarında Kung Fu pratikleri yapmayı, seyahat etmeyi ve fotoğraf çekmeyi seviyor.В свободное время она наслаждается путешествиями, садоводством и фотографией.
Buna karşın hiçbir zaman bir çizgi roman kahramanı uyarlaması film çekmedi.«Я никогда никого не обвинял в краже графического интерфейса.
Hayatı boyunca dikkat çekmek ve saygı görmek için çabalıyor." diyor.И человек будет понимать, что он до конца жизни является уклонистом и платит за это».
İlk yürüyen bant 1894 yılında turist çekmek amacıyla New York'ta Coney Adası'ndaki rıhtıma kuruldu.Его первый в мире эскалатор появился в 1894 году в нью-йоркском парке Кони-Айленд как аттракцион для туристов.
Bugünkü Büyük Çekmece yakınlarına kadar ulaşmıştır.Ташкентцы дошли почти до нынешнего дна пещеры.
Dedektif Diyaz öfke kontrolü konusunda sıkıntılar çekmektedir.Садист, страдает вспышками неконтролируемого гнева.
Ben'in Doktor'u buraya çekmek için bir gizem uydurduğunu söyler.Бен просит Джима организовать встречу с доктором.
İmparator onu karanlık tarafa çekmek arzusundadır.Мы собираемся вернуть его на тёмную сторону.
Şelale ve çevresinde çok sayıda turist çekmektedir.Вокруг озера и в его окрестностях проходят несколько туристических троп.
MUV çekme fünyesi mayının yan tarafında bulunuyordu.Куклу помещали по ту сторону макета.
2014'te köye baz istasyonu kurulup telefonların çekmesi sağlanmıştır.До декабря 2014 года станция принимала и отправляла пассажирские поезда.
Bacağı bütün vücuttaki kanını çekmektedir.Его левая рука была вся в крови.
Yin'i de kendi tarafına çekmeye çalışır.Обе пытаются склонить Мэнни на свою сторону.
Kopya çekmeyen var mı?Кто без карточки?
Orfe çok üzüntülü yas çekmektedir.Адель делает грустное лицо.
Bu halde yolun yükü çekme taşıyan elemanlarla köprüye iletilir.Именно на этих участках будет осуществляться движение транспорта к мосту.
Bazı dinozorlar ot, bazıları da et yediklerinden yiyecek sıkıntısı çekmediler.Динозавры не вымерли и очень хотят кушать.
İsterse kimseye çekmez.Он не может никого предложить.
Deniz topçuluğundaki başarılarıyla dikkat çekmeyi başarır.Артиллерийская экспедиция заведовала морской артиллерией.
Mayıs 2000’de İsrail başbakanı Ehud Barak, Lübnan’ın güneyindeki İsrail kuvvetlerini geri çekme kararı aldı.Весной 2000 года израильское правительство Эхуда Барака приняло решение об уходе из Южного Ливана.
Brian bir bölümde Dylan'ın hayatını olumlu yöne çekmeyi hedeflemiştir.Тем не менее, вскоре Брайан решает вернуть Дилана на путь истинный.
Erkekler çok belirgin kızıl boğaz derilerini üreme mevsiminde dişileri çekmek için şişirirler.Самцы в период размножения выделяются ярко-красной окраской головы.
Kelime manası, kendini tutmak, bir şeyden el çekmektir.Нет, говорить так — значит бежать от правды.
Cep telefonu çekmeye başlamıştır.Начинаем нагревать проволоку.
Mahallede tüm cep telefonu hatları çekmektedir.В каждом посёлке района установлена телефонная связь.
1947 yılında kendisine Parkinson hastalığı konmuş ve kısa bir süre sonra fotoğraf çekmeyi bırakmıştır.وفي عام 1947 أُصيب بـمرض باركنسون (الشلل الرعاش) وتوقف عن التصوير بعدها بقليل.
Saltanat Kapısı, yabancı ziyaretçilerin de ilgisini çekmektedir.وتجذب بوابة السلطنة اهتمام الزوار الأجانب.
İlgili Sayfalar